Yazı

Bir Başka Anlamlı 24 Kasım
Bir Başka Anlamlı 24 Kasım 

Asil S. Tunçer

24 Kasım 1934: ATATÜRK Soyadı Kanunu

Bugün öğretmenlerin ve dolayısıyla çiçekçilerin, hediyelik eşyacıların günü. Malum… Hepimize kutlu olsun. Keşke günü olmadığı için hatırlanmayan diğer meslek ve işkollarını da hatırlasak… İtfaiyeciler Günü veya Nüfus Memurları Günü ya da Çöpçüler Günü.
 
24 Kasım hep tek anlamlığıyla hatırlanıyor oysa bugün ben hiç hatırlanmayan ama çok anlamlı bir başka günü hatırlatmak istiyorum size; Soyadı Kanunu’nun devamı olan Mustafa Kemal’e özel bir soyadı verilmesi olan ‘Atatürk Soyadı Kanunu’ ile…
 
Her Türk vatandaşına bir soyadı taşıma yükümlülüğü getiren 2525 sayılı kanundur Soyadı Kanunu. 24 Haziran 1934 tarihinde kabul edilmiş, 2 Temmuz 1934 günü resmi gazetede yayımlanarak yürürlüğe girmiştir. Bu kanunun kabulünden sonra soyadı, Türkiye’de kişilerin kimliğinin ayrılmaz bir parçası olmuştur. Soyadı Kanunu'nun kabulü, toplumsal alanda yapılan Atatürk Devrimleri'nden birisidir.
 
21 Haziran 1934'te çıkarılan 2525 sayılı Soyadı Kanunu ile her vatandaşın öz adından başka bir de, soyadı taşıması zorunlu kılındı. Soyadları Türkçe olacaktı. Rütbe, memurluk, yabancı ırk ve millet adları ile ahlaka aykırı ve gülünç kelimeler soyadı olarak kullanılmayacaktı.Kanuna göre bir kişinin adını ve soyadını söylerken ya da yazarken önce anne veya babasının nüfus çıkartırken beyan ettiği adı önde ailenin ve soyunun bilinen lakabı olan adı ise soyadı olarak sona yazılmaya başlandı.
 
Edebe aykırı ve gülünç soyadlarının, aşiret, yabancı ırk ve millet isimlerinin, rütbe ve memuriyet bildiren isimlerin soyadı olarak alınmasına izin verilmez. Soyadı seçme görevi “koca”ya verilmiştir. Günümüzde kızlık soyadı evlendikten sonra da kullanılabilmektedir. Soyadı kanununun kabulünden sonra 24 Kasım 1934 yılında 2258 Sayılı Kanunla, TBMM, Türk milletinin bir şükran ifadesi olarak, Gazi Mustafa Kemal Paşa’ya, ‘Atatürk’ soyadını vermiştir.

Yasanın amacı, o güne kadar kişilerin öz adlarının yanında bir soyadı yerine dini sosyal ve ailevi unvanlar taşımalarının yol açtığı ayrımı ortadan kaldırmak ve nüfus işlemleri, askere alma, okul kaydı, tapu işlemleri gibi alanlarda yaşanan karışıklıkları gidermekti. 26 Kasım 1934 yılında çıkarılan 2590 sayılı kanunla da; "Ağa, Hacı, Hafız, Hoca, Molla, Efendi, Paşa" gibi, eski toplum zümrelerini belirten unvanlar kaldırılmıştır. Aynı kanunla yurt savunmasında, Milli Mücadelede gösterilen başarılar karşılığı verilen madalyalar dışında, eski Osmanlı idarecilerinin verdiği tüm nişan ve rütbeleri taşımak da yasaklanmıştır.
 
Soyadı Kanunu’nun çıkmasından 5 ay sonra 24 Kasım 1934 tarihinde TBMM tarafından oybirliği ile kabul edilen 2587 sayılı kanunla cumhurbaşkanı Mustafa Kemal’e “Atatürk” soyadı verildi. 17 Aralık 1934’te çıkarılan yasa ile bu soyadının diğer kişiler tarafından kullanılması yasaklandı. Kız kardeşi Makbule Hanım ‘Atatürk’ değil, ‘Atadan’ soyadını almıştır.
 
Kanunun ‘yabancı ırk ve millet isimleri’nin kullanımını yasaklayan 3. maddesi; anayasanın 10. maddesindeki eşitlik ilkesine aykırı bulunduğu iddiası ile tartışma ve dava konusu olmaktadır. Bu yüzden isim ve soyisimlerin önüne ilave lakap ve namlar getirilmektedir. Buna rağmen soyadı yerine veya birlikte kullanımı yerine sadece Ali ağbi, veya Ayşe abla gibi kullanımlardan dolayı karışıklıklar yaşanmaktadır.
 
Karışıklık konusuna biraz daha girecek olursak aynı ad-soyadı taşıyan insanlar arasında meydana gelen karışıklık bazen ciddi sonuçlar da doğurabilmektedir. Yanlış tahkikatlardan yanlış askere çağırma ve yanlış faturalandırma gibi bir takım hukuki, maddi ve mali hatalar… Gerçi bugün taşra da hala sülale ve soy hatta aşiret isimleri, şehirlerde bile lakaplar kullanılagelmektedir. Devrimler ve bugün bizler. Sanki birer yabancıymış gibi duruyoruz yan yana.
 
En çok kullanılan isimlere baktığımızda Mehmet’i, Ali’yi, Mustafa, Ahmet veya Ayşe’yi ve Fatma’yı, Emine’yi ve Hatice’yi de anlarım. Bir de hem erkek hem kadın ortak isimlerinden Yaşar ve Ayhan var. Geçtik bunları benim adımı bile karıştırıyorlar ki nadir isimlerdendir. Hele bizim meslekte sadece iki kişiyiz. Sevgili ağabeyim Almanca Rehber Asil Ergezen ve ben İngilizce Rehber Asil Tunçer; bizler bile zaman geliyor karıştırılıyoruz. Asil ağbi İngilizce tura ben de Almanca tura çağrıldım. Daha neler neler… Bunların hepsi tatlı birer anı olarak kalacak sevgili Asil ağbiyle. Oysa topu topu sadece iki rehber Asil var Türkiye’de. Soyadından çok ad kullanma alışkanlığından olsa gerek tüm bu karışıklıklar…
 
Soyadların karışması da çok olağan ülkemizde. Yılmaz, Öztürk, Demir, Şahin ve Çelik en çok kullanılan soy adlar örneğin. Neyse ki vatandaşlık numarası çıktı. Şimdi herkesin bir numarası var. Herkes adına çok sevindirici. Tur neyse de borç, tutukluluk vs gibi durumlar sakat.

25 Kasım 2011  02:02:51 - Okuma: (587)  Yazdır




İstatistik