Yazı

17 Kasım
17 Kasım 

Asil S. Tunçer

17 Kasım

Tarihimizde önemli olaylara takvimlik yapmış bazı 17 Kasımlar: 
17 Kasım 1922, Padişah Vahdettin İstanbul’u terk etti. 
17 Kasım 1922, Şehzade Abdülmecit Halife seçildi.
17 Kasım 1924, Terakkiperver Cumhuriyet Fırkası kuruldu.
17 Kasım 1930, Serbest Cumhuriyet Fırkası kendini feshetti.
17 Kasım 1963, yerel seçimleri Adalet Partisi kazandı.
 
1 Kasım 1922'de Türkiye Büyük Millet Meclisi çıkardığı iki maddelik bir kanunla saltanatı kaldırdı. 4 Kasım'da son sadrazam Ahmet Tevfik Paşa istifa etti. 5 Kasım'da Refet Paşa, Babıâli’deki bakanlıklara gönderdiği bir genelgeyle işlerine son verildiğini tebliğ etti. 17 Kasım sabahı Vahdettin, küçük oğlu Mehmet Ertuğrul ve hareminin mensuplarıyla birlikte Dolmabahçe Sarayı’ndan bir kayığa binerek Boğaziçi'nde demirlemiş olan bir İngiliz zırhlısı Malaya ile Malta’ya gitti. 
 
İngilizler Vahdettin'in İngiltere'ye gelmesini kabul etmediği için devrik padişah bir süre Malta'da kaldı. 1922 sonunda Hicaz kralı Hüseyin'in daveti üzerine hacca gitti. 20 Nisan 1923'e dek Hicaz'da kaldı. İngiltere'nin baskısı üzerine buradan ayrıldı. Bir süre İtalya'nın Cenova kentinde yaşadı. 11 Haziran 1923'te San Remo kasabasında Mısır kraliyet ailesinden bir prensin maddi yardımıyla kiralanan bir villaya taşındı. Bu dönemde başlangıç bölümünü kendi el yazısıyla yazdığı, kalan bölümlerini yakınlarına dikte ettirdiği anılarını kayda geçirdi.
 
16 Mayıs 1926'da kalp damarlarının tıkanmasından dolayı 65 yaşında hayatını kaybetti. Alacaklıları olan yaşadığı semtin manavı ve kasabı cenazesine haciz koydurdular. Kızı Sabiha Sultan mücevherlerini satarak borçlarını ödedi ve cenazesi üzerindeki haczi kaldırıldı. Damadı Ömer Faruk Efendi'nin nezaretinde Beyrut'a getirildi, oradan Şam'a nakledildi. II. Abdülhamit'in kızı Ayşe Sultan'ın ilk kocası olması sebebiyle ailenin eski damadı sayılan, Suriye'nin o sıradaki Cumhurbaşkanı Ahmed Nami Bey'inde katıldığı, Suriye Hükümeti'nin düzenlediği resmi bir törenle Şam'da Süleymaniye (Selimiye) Camii haziresine defnedildi.
 
***
 
Yasa ile görevi sona eren Abdülmecit ile Osmanoğulları ailesinin bütün erkekleri, kadınları, damatları ve kadınlardan doğan bütün çocukları Türk vatandaşlığından çıkartılıyor ve Türkiye Cumhuriyeti ülkesinde oturmaları yasaklanıyordu. Bu gibiler yasanın ilanını izleyen 10 gün içinde Türkiye Cumhuriyeti dışına çıkacaklardı. Sultan Vahdettin’in ülkeyi terk etmesi saltanatı savunanlar arasında şok etkisi yarattı. Konu 18 Kasım 1922’de Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde görüşülürken Vahdettin’in bu tutumu konuşmacılar tarafından kınandı; söz alanlardan Rauf Bey, Vahdettin hakkında “İslam hilafetini İngiliz himayesine terk edecek kadar büyük ve görülmemiş bir tarihi hıyanet işlediğini” söyledi.
 
Toplantısında söz alan Konya Mebusu Şeriye Vekili Vehbi Efendi hilafet makamı boş bulunduğundan yeni bir halife seçilmesi gereğini gündeme getirdi; Vehbi Efendi’nin bu yönde hazırladığı fetva okunarak oya sunuldu ve kabul edildi. Fetvanın kabulü üzerine 162 üyenin katıldığı oturumda yeni halife seçimi yapıldı, muhtelif adaylar için oy verildi; 4 üyenin çekimser kaldığı bu oylamada adaylardan Abdülmecid Efendi 148 oy alarak halife seçildi. Kararın yeni halifeye iletilmesinden sonra Mustafa Kemal Paşa, Akşam Gazetesi'ne verdiği bir demeçte “Tarihimizin en mutlu dönemi hükümdarlarımızın halife olmadıkları zamanlardır... Ne Acemler, ne Afganlılar ne Afrika Müslümanları İstanbul halifesini asla tanımadılar... Biz halifeyi eski ve saygıdeğer bir geleneğe saygı duyarak yerinde bıraktık. Halifeye saygımız vardır” dedi.
 
Yalnız işler umulduğu gibi gitmedi, saltanat yanlıları zamanla kendilerini halifenin yanında buldu, halife de kendini sultan gibi görmeye başladı. Bu yüzden bilhassa yeni rejim cumhuriyete karşı bir alternatif gibi durmaya başladı. Sonuçta hilafet bir imparatorluk kurumuydu ve ulus üstü bir nitelik taşıyordu. Oysa Mustafa Kemal arkadaşları ulusa dayalı bir devlet kurmak istiyorlardı. Ulusal bir devlet de hilafet kurumunun yaşaması mümkün değildi.
 
Hilafetin kaldırılması iktidar mücadelesi açısından da anlamlıdır. Rejim mücadelesini cumhuriyet kazanacaktır. İstanbul – Ankara çekişmesi ikincisinin lehine sonuçlanacaktır. Ankara başkent olmuştu ama hilafet kaldırılıncaya kadar tam anlamıyla iktidar olamamıştı. 1919’dan beri devam eden çatışmanın galibi Ankara oldu.
 
Hilafetin kaldırılması Türkiye’nin bir anlamda İslam dünyası ile yollarını ayırması, laikliğe geçmek için bir hamle daha yapması ve bir anlamda geleneksel kurumlarından belki de en güçlüsünden kurtulup tamamen batılılaşması için atılmış en büyük adımdı. Milli Mücadele’ye açık destek vermemiş olması ve zaman içinde beyaz ata binerek adeta bir sultan gibi davranması -II. Abdülmecit olarak tahta çıkmaya hazırlanıyordu ama halife olmuştu- kurumun sonunu hazırladı. Böylece Fatih’in ve Kanuni’nin son torunu ailesiyle birlikte ülkeden ayrıldı.  
 
***
 
Terakkiperver Cumhuriyet Fırkası, Türkiye Cumhuriyeti tarihinin ilk muhalefet partisidir. Mustafa Kemal Paşa'nın eski silah ve dava arkadaşları olan Kâzım Karabekir, Rauf Orbay, Ali Fuat Cebesoy, Refet Bele ve Adnan Adıvar’ın öncülüğünde 17 Kasım 1924’te kuruldu. Parti tüzüğünde cumhuriyet ilkesinin, liberalizmin ve demokrasinin benimsendiği belirtilirken aynı zamanda dini inançlara da saygılı olunduğu açıklandı. Nutukta bu durum "dini siyasi çıkarlara alet etmek" olarak yorumlanır. Rauf Orbay'ın parti kurulmadan önce cumhuriyet ile ilgili eleştirileri, parti kurulduktan kısa bir süre sonra bazı rejim muhaliflerinin parti etrafında toplanması ile beraber dini duyguların propaganda olarak kullanıldığı Şeyh Sait İsyanı'nın patlak vermesi sonucunda parti kapatıldı.
 
Daha sonra Atatürk'e düzenlenen İzmir Suikastı olayından TCF kurucularının bir bölümü yargılandı. Amasya Tamimi ile Kurtuluş Savaşı'nı başlatan kadronun Mustafa Kemal ve İsmet İnönü hariç tüm üyeleri, Terakkiperver Fırka'nın kurucu ve liderleri arasında yer aldı. Atatürk, Nutuk'ta Terakkiperver Fırka kurucularını cumhuriyet düşmanlığı, saltanatçılık, halifecilik, İngiliz yandaşlığı, isyan kışkırtıcılığı ve vatan hainliği ile suçlar.
 
***
 
Serbest Cumhuriyet Fırkası, Cumhuriyet döneminde kurulan ve çok partili siyasal yaşama geçiş yolunda ikinci denemedir. Fethi Bey, Paris Büyükelçiliği’nden dönüşünde Mustafa Kemal Paşa'nın önerisi ve onayıyla 12 Ağustos 1930’da Serbest Cumhuriyet Fırkası’nı kurdu. Programında, partinin cumhuriyetçi, milliyetçi ve lâiklik ilkesine bağlı olduğu vurgulanıyor, yabancı sermayenin ülkeye girmesinin özendirilmesi isteniyor, ekonomik yaşamda sürekli devlet müdahalesine karşı çıkılıyordu.
 
Serbest Cumhuriyet Fırkası kısa sürede geniş bir destek kazanarak Cumhuriyet Halk Fırkası yönetimini kaygılandırdı. Bu partinin iktidara ancak cumhurbaşkanıyla çatışarak gelebileceğini kavrayan Fethi Bey bunun çok ağır sonuçlar yaratacağı inancıyla, 17 Kasım 1930'da Dâhiliye Vekâleti’ne başvurarak partiyi feshettiğini açıkladı. Böylece Mustafa Kemal Paşa’nın çok partili siyasi hayata ve demokrasiye geçiş planları böylece ertelenmiş oldu.
 
***
 
27 Mayıs Darbesi'ni yapan Türk Silahlı Kuvvetleri; Demokrat Parti'nin birçok yönetici ve milletvekilini Yassıada’da topladı, partiyi de kapattı. 16 Eylül 1961'de Hasan Polatkan ile Fatin Rüştü Zorlu, 17 Eylül 1961'de ise Adnan Menderes idam edildi. Adalet Partisi, kapatılan Demokrat Parti'nin ardılı olarak, böyle bir ortamda siyaset sahnesine çıktı.
 
Tahsin Demiray, Ethem Menemencioğlu, Mehmet Yorgancıoğlu, Muhtar Yazır, Nemci Ökten, Cevdet Perin, Emin Açar ve Kamuran Evliyaoğlu gibi Demokrat Parti’nin bazı eski üyeleri ile 27 Mayısçılarla görüş ayrılığına düşen emekli orgeneral Ragıp Gümüşpala ve Şinasi Osma, Halit Ağca ve Dr. İhsan Önal gibi çeşitli kişiler, Şubat 1961’de bir dilekçe vererek Adalet Partisi'ni kurdular. Milli Birlik Komitesi tarafından siyasi partilerin “demokrat” adını kullanması yasaklandığından, partiye Adalet Partisi adı verildi. Yalnız seçmene demokrat kelimesini hatırlatan "demir kırat" amblem olarak seçildi. 
 
AP, kurulduğu yıl içerisinde 61 ilde teşkilatını tamamlayıp 15 Ekim 1961 seçimlerine katıldı ve %34,8 oy toplayarak 450 üyeli TBMM'de 158 milletvekilliği, 150 üyeli Cumhuriyet Senatosu'nda ise 70 senatörlük aldı. Seçim sonuçları neticesinde, birinci parti olarak çıkan Cumhuriyet Halk Partisi'nin genel başkanı İsmet İnönü liderliğinde Cumhuriyet tarihinin ilk koalisyon hükümeti olan CHP-AP koalisyonu kuruldu. 17 Kasım 1963’de yapılan yerel seçimleriyse AP kazandı. CHP büyük yenilgi aldı.
 
 
Şimdi bu olaylardan hangisi tarihimizce anmaya, hatırlanmaya değerdir. 17 Kasım’da neyi anımsayalım? Hilafeti mi yoksa gericilerin siyasi oluşumu Terakkiperver Partisi’nin kuruluşunu mu? Bir de 1983 17 Kasım’ında Yorgun Savaşçı filmi yakılmıştı. Yoksa onu mu? Ayrıca 17 Kasım 1933’de ABD SSCB’yle siyasi ve ticari ilişkilere başladı. Yoksa bunu mu?
 
Hangisini?
 
 


18 Kasım 2011  09:50:11 - Okuma: (593)  Yazdır




Haftanın Hit Haberleri

İstatistik