Yazı

Atatürk’ü Anmak Ve Anlamak…
Atatürk’ü Anmak Ve Anlamak… 

Yaşar Varış

Mustafa Kemal Atatürk ölümünün 73.yılında tüm yurtta resmi törenlerle ve çeşitli etkinliklerle anıldı.

Anıt kabir başta olmak üzere tüm illerde ve ilçelerde saat dokuzu beş geçe Atatürk anıtlarına çelenkler kondu. Saygı duruşunda bulunuldu.
Ama aynı zamanda bu yıl (sanırım ülkedeki siyasal gidişatı uygun buldukları için) Atatürk’ün bir“diktatör “olduğu da bazı medya organlarında dile getirilmeye başlandı.
Bu tartışmalar 10 Kasımlarda büyük önder Mustafa Kemal’i sadece andığımızı, O’nu anlamadığımızı, başka bir deyimle genç kuşaklara yeterince doğru anlatamadığımızı gösteriyor.
Hemşerimiz, Turizm eski bakanlarımızdan, Cumhuriyet gazetesi vakıf başkanı sayın Dr. Alev Coşkun “Atatürk’ün diktatör olmadığını, olmak istemediğini, eğer diktatör olmak istese idi koşulların çok uygun olduğunu, Mustafa kemal’in Padişahlık ve halifelik önerilerini elinin tersi ile ittiğini, Onun batı tipi bir demokrasiden yana olduğunu” gerek cumhuriyet gazetesinde yayınladığı iki güzel yazı ile, gerekse CNN televizyonunda Taha Akyol’la yaptığı söyleşide belgelerli ile açıkladı.
Ben Mustafa Kemal Atatürk’e diktatör diyenlerin de bunu bildiklerini, ancak içlerindeki Atatürk düşmanlığından dolayı böyle davrandıklarını düşünüyorum.
Mustafa Kemal Atatürk’ü anlamak için O’nun felsefesinin ana hatlarını gözden hiç kaçırmamak gerekir.
Bunlardan birincisi onun Antiemperyalist oluşudur.
O,Ülkesinin işgal edilmesinde, halkının fakirleştirilmesinde, ülkenin yeraltı ve yerüstü zenginliklerinin acımasızca sömürülmesinde emperyalist devletlerinin acımasız tutumunun ne kadar etkili olduğunu yaşadığı olaylarla çok iyi biliyordu. Onun için emperyalizme karşı idi.
O,tam bağımsızlıktan yana idi. Ülkesinin askeriyede, ekonomide, kültürde ve her alanda tam bağımsız olmasını istiyordu. Yine O biliyordu ki “askeriyede, ekonomide, kültürde bağımsız olmayan bir ülke siyaseten de bağımsız olamazdı”.
Yine O, bir halkçı idi. Siyaset halk için yapılmalıydı. “Köylü milletin efendisidir” derken bunu kastediyordu. Çünkü o yıllarda nüfusun büyük çoğunluğu köylü idi. Her şeyi üreten onlardı.ülkenin kurtuluşunda savaşan,canlarını verenler de onlardı.. Öyleyse ülkenin zenginlikleri ilk önce onlarla paylaşılmalı idi.
Yine O,bir devrimci idi. eskimiş bir düzeni, padişahlığı, halifeliği yıkmış laik cumhuriyeti kurmuştu. Onun düşünceleri dogma, kalıplaşmış düşünceler değildi. Onun düşünceleri bir eylem kılavuzu idi. Ülke ve Türk halkı gelişen, değişen koşullara, bilime, yeniliklere ayak uydurmalı idi. Bu da demokrasinin koşulları içinde olmalı idi.
Son yıllarda ne yazık ki Mustafa Kemal’i gerçek yönleri ile genç kuşaklara anlatamıyoruz. Atatürk’e baştan beri karşı olanlar, O’nun yaptıklarını benimsemeyenler Atatürk’e değişik açılardan saldırıyorlar. Son günlerdeki “diktatör” benzetmesi de  bunlardan bir tanesi.
Günümüzde demokrasi kahramanı kesilip de Kanun Hükmünde kararnamelerle Meclisin nasıl devre dışı bırakıldığını,
 Tek başına halkın arasına giremeyen ve etrafında yüzlerce koruma ile dolaşanların,
En ufak bir eleştiriyi bile içine sindiremeyip onları mahkûm ettirenleri, ayağa kalkmadı diyerek askerleri terfi ettirmeyenleri,
 Derdini anlatmak için söz  isteyen vatandaşların copla, biber gazı ile nasıl susturulduğunu, Gazetecilerin, yazarların yıllarca nasıl tutuklandıklarını, daha basılmadan kitapların nasıl toplatıldığını gördükçe Mustafa Kemal Atatürk’e saygım ve hayranlığım daha da artıyor.
Bu ülkede kimse Mustafa Kemal Atatürk sevgisini unutturamayacaktır. Boşuna çabalamasınlar. Çabalandıkça batacaklar çünkü.
 
16.11.2011
Av. Yaşar Varış

16 Kasım 2011  18:47:52 - Okuma: (475)  Yazdır




Haftanın Hit Haberleri

İstatistik