Yazı

At İzi İt İzi
At İzi İt İzi 

Asil S. Tunçer

Eğitimsiz bir toplum ve at iziyle it izinin birbirine karışması...

Hasta olup doktora gidiyorsun; alakasız bir tanı ve yine kel alaka ilaçlar. Boğazım ağrıdığı için gittiğim doktordan Mucaine adlı mide asidi tamponlayıcı şurupla çıkmıştım bir zamanlar Buca SSK’dan.
 
Diyeceksiniz ki bu konu da nerden çıktı şimdi? Aslında bu ve benzeri çok konu var mevzubahis edilecek ülkemizde ama köşemde daha çok turizm ağırlıklı konulara yer verdiğimden bu tip çok daha öncelikli ama başkaları tarafından dillendirilmeyen meselelere de bazen girmek zorunda kalıyorum çünkü gündeme gelmiyor
 
Konu bana nasıl intikal etti derseniz rehber arkadaşlar arasında özeleştiri yaparken gündeme geldi. Rehberlik okul ve kurslarında tüm rehberlik fakülteleri veya kursları aynı eşit eğitim şartlarına sahip mi değil mi ve Türkiye tecrübe turlarında her öğrenci ve kursiyer aynı yerleri aynı eğitim şartlarında gezip, görüp öğreniyor mu tartışması yapılırken bu sorunun tüm eğitim birimlerin sorunu olduğu anlaşıldı.
 
Nasıl Nevşehir yöresinde verilen bir rehberlik eğitim veya kursunun bölge avantajları İstanbul’daki bir okul veya kursun bölge avantajlarıyla aynı değilse bu ne bileyim bir Ziraat Mühendisliği veya bir Tıp Fakültesi için de aynı değil muhakkak. Öte yandan işin bir de sınavda alınan puan ve kabiliyet ile ilgisi de var. Donanım tek bir kıstasa bağlı olmadığı gibi aslında zaman, bölge ve teknik donanımla da verilen eğitimle de ilgili. Bunu herkes çok iyi biliyor ama gündeme getirip çözüm aranmıyor.
 
Ya Hocam “bu dediğiniz şey çözümsüz!” veya “iyi diyorsunuz da nasıl düzelecek” veyahut “bunun böyle olması çok normal!” şeklindeki mırıldanmaları veya buna benzer düşünceleri daha şimdiden tahmin edebiliyorum. Nasıl Hacettepe’den mezun doktor Sütçü İmam’dan mezun da veya Ege Üniversitesi’nden mezun olana da muayene oluyorsun efendime söyleyeyim Tunceli’den mezun olana da. Apandektomi olurken soruyor musunuz doktorunuza “hangi fakülteden mezun oldunuz?” veya “işinizin ehli misinizdir?” diye…
 
Her yüz kişiden 7’si ameliyat oluyorken sormuyor doktorunun ne derece bilgili ve tecrübeli olduğunu yüzde yüz hayati bir konuda ama yaklaşık her yüz kişiden 3’ü bilemedin 4’ünün gezmesi, bilgilenmesi konusunda insanlar daha seçici davranma ihtiyacı hissediyor. Çok ilginç! Oran yarı yarıya ama baksan şikâyet sayısı en az iki mislidir. Oysa apandisten ölebilirsin ama Misis’ten ölmezsin. Yani doktorun apandisini bulamazsa veya yanlış teşhis ederse ölebilirsin ama rehberin Misis’i bulamazsa veya yanlış anlatırsa ölmezsin. Hatta şikâyet etme şansın bile olmayabilir. Gerçi olsa da ne olacak sen gittikten sonra.
 
Neden böyle? Bu ülkenin eğitim ve öğretim politikası yanlış? Nasıl oluyor da puanlar en yukarıdan en aşağıya doktor adayı alıyor veya mühendis kabul ediyor? Bu mezunların hepsi sonuçta aynı işi yapmayacak mı? Ben nerden bileyim boğazım ağrıdığı için gideceğim doktorun nerden mezun olduğunu ve hangi dersi nasıl verdiğini? Bilmem mümkün mü yediğim bir gıdanın kontrolünü yapan kalite kontrol uzmanının hangi puanla hangi bilgi seviyesinde nerden diploma aldığını? Torpille mi işe alındı? Hasbelkader mi orda? Bu soruların yanıtı yok veya varsa bile çok zor. Bu aynen trafiğe çıktığında sağınızdan solunuzdan geçen araçları kimlerin hangi ehliyet sınavlarından geçerek o direksiyona oturduklarını bilemediğimiz gibi.
 
Çok bilinmeyenli bir denklem ve çok karmaşık bir durum gibi gözükse de mesele aslında eğitim ve yine eğitim diyoruz. Bu da devletin eğitim politikasından geçiyor. Yemek yediğimiz lokantanın mutfağında, önümüze gelen yemeğin nasıl hazırlanmış olabileceği ile yerlere çöp atıp atmama gerçekte aynı eksen uzanır. Tarladaki anızı yakan çiftçinin bilinçsizliğiyle Van’daki yardım kamyonlarını yağmalayan vatandaşın aslında tek bir eksikliği var; eğitim. Eğer eğitim eşit, rasyonel ve kalıcı yani işe yarar ise toplumda bu kendini gösteriyor. Sağlıklı verilen eğitim ki aile içinde başlayıp üniversitede devam ediyor ve de bir yaşam boyu sürüyorsa bu aynı oranda kuşaktan kuşağa gerek aile-birey ve gerekse öğretmen-öğrenci şeklinde devam ediyorsa işte o zaman ne en ufak sarsıntıda yıkılan evler ve suiistimal edilen durumlar ortaya çıkıyor ne de diğer saydığımız sahalarda. İnanın tüm eksikliğimiz eğitimimiz. 
 
Eğitim-öğretimin iyi olmadığı bir toplumda da bazen at iziyle it izi birbirine karışıyor.

31 Ekim 2011  19:51:28 - Okuma: (542)  Yazdır




İstatistik