Yazı

Bu Kaçıncı Acı? Çözümün Anahtarı Kimde?
Bu Kaçıncı Acı? Çözümün Anahtarı Kimde? 

Etem Kutsigil

Her gün azar azar bize verdikleri acı az gelmiş olmalı ki, TÜRKİYE CUMHURİYETİ’ ne meydan okurcasına yüreklerimize yara üstüne yaralar açtılar yine. Allah şehitlerimizi unutturmasın ve hepsini Cennet’ine kabul etsin. Aileleri başta olmak üzere hepimize sabır versin.

Bastıkları karakolların, bir hafta önce Cumhurbaşkanının ziyaret ettiği karakollardan seçilmesi, “Cumhurbaşkanınızın gizlice geldiği yerlerde biz, elimizi kolumuzu sallayarak geziyoruz, bombalayıp gidiyoruz.” anlamına gelen bir deyimi hatırlattı bu baskınlar.
 
Nerede kaldı “Türkiye-ABD İstihbarat Paylaşımı Anlaşması”?  Nerede kaldı “Stratejik İşbirliği Anlaşması” NATO dayanışması? Nerede kaldı Türkiye de dahil olmak üzere Ortadoğu ülkelerini parçalayıp 17 yeni devlet yaratmak amacıyla tasarlanan BOP Projesinin Eş Başkanlık yetkileri?
“EL ELİN EŞEĞİNİ ŞARKI SÖYLEYEREK ARAR” veya “BEN SENİ BURAYA KADAR SEVİYORUM” sözleri yalan değil anlaşılan.
 
Başbakanımız polemik yaratmamamızı isterken bile işe iç siyaseti bulaştırıyor. CHP’ye, MHP’ye, medyaya çatıyor.
Suç ortağı arıyor. Oysa ki terör son 10 yıl içinde hortladı.
 
Yıllardan beri devletimizde müşahede ettiğim bir hastalık var. BAŞIMIZI KUMA GÖMÜP GÖRMEZEN, DUYMAZDAN GELME durumu.
 
PKK 30 yıldan beri bu yolla adım adım ilerleyip, isteklerini birer birer kabul ettirirken, onların bağımsızlığını ilân etmeye doğru gittiklerini ve bu isteklerin “Üzüm çalma-bağcıyı dövme” fıkrasındaki gibi hareket ettiklerini görmezlikten geliyoruz. Görünüşe bakarsak daha da çok taviz vereceğiz.
 
Şimdi bu isteklerin içine bizden kopmanın alt yapısını, SİVİL ANAYASA ile hazırlayıp pekiştirmek amacındalar. Milletvekillerinin konuşma tarzı bile insanda ULTİMATOM FİKRİ ÇAĞRIŞTIRIYOR. Öylesine çıldırtacak tahriklerle içeriyor.
 
Ne istiyor BDP? Allah’hın bize bahşettiği Cennet gibi bu toprakları Cehenneme çevirmek mi? “ANNELER AĞLAMASIN” derken “AĞLAMAYAN ANNE KALMASIN” mı demek istiyorlar?
 
Bu amaçla savaşmaya başlarsak, bu yalnız her iki tarafa silâh savaş aracı ve cephane satan ülkelerin ekonomilerine yarar. Onların da, şu mâli kriz döneminde arayıp da bulamayacakları bir ortam. Özal’ın zamanından beri Irak’taki ABD uçaklardan, helikopterlerden PKK’ya atılanları kimi generallerimiz gözleriyle gördüklerini TV lerde anlatmışlardı. Az geldi anlaşılan sattıkları silâhlar..
 
Türk olsun, Kürt olsun şunu bilmemiz gerekiyor ki, bizim bizden başka dostumuz olamaz. Asırlardan beri sürüp gelen bir beraber yaşamışlığımız, derin dostluklarımız, iş ilişkilerimiz, akrabalıklarımız var. Bunları, sonu binlerce kişinin birbirini boğazladığı bir ortama, PKK denen bir örgütün sigara ve uyuşturucu kaçakçılığıyla para kazanması için yapılabilir mi?
 
PKK, Yurdumuzda da bu güne gelinceye kadar yüzlerce terör olayının failidir. Oysa ki bu gün, TBMM’nde onların görüşlerinin siyasal bir temsilcisi vardır. Ve onların tezlerini savunma görevi artık onlarındır.
 
Seçimi almak için AKP’nin gerekli hazırlığı yapmadan başlattığı “Kürt Açılımı” projesinin verdiği sonuç, bu oldu. Umalım ki, daha beteri olmasın. Zira karşımızdakiler insaf, merhamet gibi insanca duygular konusunda ENGELLİ!
Umalım ki TBMM’nedeki oturumlar elle tutulur olumlu bir sonuç yaratır.
Bu sonuç tarafların soğukkanlılığına, aşırı isteklerden kaçınılmasına, TÜRKİYE CUMHURİYETİ’nin temel ilkelerine zarar vermeyecek, Atatürk’ün Tam Bağımsızlık ilkelerine ters düşmeyecek, Yargı Bağımsızlığını pekiştirecek, İnsan Hak ve Hürriyetlerine saygı içerecek bir çalışmayla sonuçlanmalı.
 
Bu arada Başbakana da iki çift sözüm var;
Vatandaşlarınızın hepsi sizin sahip olduğunuz hak ve özgürlüklere sahiptir. Ne bir eksik ne de bir fazla. Onlara ve özellikle size muarız olanlara hitap ederken, onların reaya veya köle olmadıklarını  lütfen unutmayınız. Siz artık Kasımpaşa’nın bıçkın delikanlısı değil, Türkiye Cumhuriyeti’nin Başbakanısınız. Her ülkece tanınan ünlü bir devlet adamısınız.
(Edebali Hazretlerinin Osman Beye yazdıklarını her gün okuyunuz. Sinirlenmemeniz için çok faydalı olacağına eminim.)
 
“NEZAKET BULAŞICIDIR” diye bir söz okumuştum. Günümüz, kavga günü değil, uygarca konuşup tartışacak ve asgari ortak bir görüşte birleşmemiz gereken bir gündür. Türkler için de, Kürtler için de gereken budur!
Hepimizin başı sağ olsun.


20 Ekim 2011  18:14:54 - Okuma: (334)  Yazdır




Haftanın Hit Haberleri

İstatistik