Yazı

Kuşadası Sorunları -3-
Kuşadası Sorunları -3- 

Asil S. Tunçer

Haksız Yere Kesilen Trafik Cezaları

Tarih: 13 Temmuz 2011, Çarşamba. Yer: Kuşadası-Güvercinada Caddesi, Kayhanbey Oteli önü. Saat: 09.15. saat 09.10’da Efes turuna gidecek grubu almak için yanaştığım otelin önünden hareket etmek üzereyim. Fakat başlayamıyorum çünkü tur aracım trafik ekibi tarafından durduruluyor ve ceza yazılıyor. Gerekçe: Otelin önünde bekleyerek yolcu almam. Beklenilen süre 10 dakika. Normalde 5 dakikada aldığım veya almam gereken süre yolcuların birisinin son dakika tuvalete gitmesi yüzünden 5 dakika daha uzadı, 10 dakikaya çıktı. Bu da bana 60 TL’ye patladı.
 
Kaptanın yalvarıp yakarmasının işe yaramadığını görünce ekip otosuna kendim gidiyorum ama direksiyon başında oturan ve cezayı kesen görevli polis tarafından terleniyorum; araca geri gönderiliyorum. Oysa az ilerdeki halıcı dükkânlarının önünde park etmiş bir minibüs ve bir kamyonet var. Üstelik başlarında sürücüleri de yok. Ne yazık ki cezayı onlar değil biz yiyoruz.
 
Ceza makbuzunu alıyor ve hareket ediyoruz. Kervansaray otelinin önünde ve Barbaros Bulvarı’nın girişine park etmiş araçlara da müdahale eden aynı ekibi tekrar görünce, yolunda tıkanıklığından faydalanarak aracımdan 3-5 saniyeliğine inip tekrar aynı memura görevlerini yaptıklarını ama bizim trafiği tıkamadan tur için yolcuları aldığımızı ve bu yüzden beklediğimizi, burada duraklama yapmasak nasıl yolcu alabileceğimizi ve sonuçta haklılığımızı daha doğrusu çaresizliğimizi anlatmaya çalışıyorum.
 
Bu sırada bize ceza yazan memur araçtan iniyor ve sağında oturan memur bana arkadaşının daha yeni geldiğini ve kendisini ispatlamak istediğini, Kuşadası’nı tanımadığını zaten ilk kez turistik bir kasabada görev yaptığını, bu yüzden de kendisine ne söylediyse de dinletemediğini ve cezaya itiraz edebileceğimizi söylüyor. Şimdi bu iş mi? Haksız yere ceza ye; tıpış tıpış git öde ve gel ardından Emniyet’e derdini anlat ve daha sonra mahkemeye ver ve uğraş da uğraş. Eskilerin bir lafı var: “Anlat derdini Marko Paşa’ya…”. Bu iş ona benziyor. 
 
Sonuçta bu daha eski memur arkadaş bizi doğruluyor ve arkadaşının yanılgısını teyit ediyor. Sonuç değişmese de bu cezayı boş yere yediğimizi ve memurun hatasını daha doğrusu kanunu yorumlama biçimindeki yanlışı ve gerçeklerle uyuşmayan, örtüşmeyen yönünü görmüş oluyoruz. Bu arada bu cezayı bize kesen aracın plakasıyla yeni göreve başlamış memurun adı ve bize ceza kesildiği saatlerde aynı cadde üzerinde yan bloktaki halıcı dükkânlarının önünde park etmiş araçların cep telefonumdan çekilmiş görüntüleri mevcut. Beklendiği gibi bunları şimdilik açıklamıyorum ama gerekti olduğunda da açıklayabilirim.
 
Ceza yememiz de çok mesele değil. Para devlete gidiyor helal hoş olsun ve boynumuz kıldan ince ayrıca yalnız otelden az ötede halıcı dükkânlarının önünde park etmiş ve başında sürücüsü olmayan araçlar dururken cezanın bize kesilmesi memurun acemiliği mi yoksa kör tuttuğunu mu? Yoksa benim bilmediğim başka bir durum mu?
İndirimden yararlanmak için daha o gün ben cezayı ödettim, Efes’te grupla içerdeyken kaptanım gitti Selçuk’a, olayı halletti. Para benden çıktı. Bunu ne benim tura çıktığım şirket, ne araç firması ne de kaptan öder. Bu para rehberden çıkar. Nasıl mı çıkar? O biçim çıkar. Zira hiçbir turun harcama kalemlerinde ‘yenilen trafik cezası’ diye bir kalemi yoktur. Rehber bunu kaptana da yükleyemez. Sonuçta kendisi paşa paşa öder ve durumu sinesine çeker. Bu biz rehberlerin görünmez kalemlerindendir.
 
Şimdi sadete gelelim: Eğer Kuşadası’nda bir yeni memur veya eski fark etmez, otelden yolcu almaya çalışan bir tur aracına ceza yazarsa tur araçları nasıl yolcularını otellerde indi-bindi yaptırtacak? Bu durumda nasıl turizm yapılacak? Zira bizim gibi kaldırıma sıfır yanaşmış ve trafiği kesinlikle engellemeyen bir pozisyondaki araca 5 dakikalık fazla bekleme sonucu sırf kendini ispatlamak niyetinde olan yeni göreve başlamış ve daha görev yaptığı yerin gerçeklerinden habersiz bir memur tarafından ceza yazılması adilane midir? Değildir, değil mi? O halde böyle yeni göreve başlamış memur arkadaşlar görev yerlerine tam alıştırılmadan, işler nasıl yapılıyor ve kotarılıyor gösterilip öğretilmeden direksiyon başına oturtulup ceza makbuzu ellerine verilmesin. Unutmasın! O memur da maaşını bu ülkenin turizm gibi gelirlerinden alıyor.  
 
Böyle saçma yaklaşımlar, kişisel inisiyatifi kötü kullanmalar ve bilinçsizce turizme balta vurmaya yönelik eylemler bu ilçe ve dolaylı olarak ülkenin turizmine zara verir. Bunlar düzeltilmeli, memurlarımız bilinçlendirilmeli. Yoksa Kuşadası’nda ne turizm kalır, ne turist gelir ne de turizm girdisi elde edilir. Ben değil başkası olsa belki bu olayın üstüne giderdi ama benim buna zamanım yok, niyetim de yok çünkü çok eminim ya ifade ya duruşma tarihi veya her ikisi kesin benim uzun Anadolu turlarımın orta yerine denk gelir ve turumu iptal etmek durumunda kalırım ki astarı yüzünden pahalıya gelir bana. Öte yandan bir polis memurumuzu mahkemeye vermek hele Kuşadası gibi polisimize çok ihtiyacımız olduğu bir yerde… Hele hele göreve yeni başlamış bir arkadaşımızın azmini ve hevesini kırmak çok yakışıksız olur.
 
Daha birkaç gün önce Tusan Oteli’nin yan tarafındaki boş araziye aracını park edip eşiyle yemeğe gitmiş olan bir rehber arkadaşımız döndüğünde aracını camları kırılmış ve içinde ne varsa hepsi alınmış halde bulmuştu. İstanbul’a geri dönerken Kuşadası’na tekrar gelmemeye yemin ediyordu. Bana telefonda ilçeye giriş çıkışlarsa sıkı polis kontrolü yapıldığını en azından sıkı güvenlik uygulandığı görüntüsü verildiğini ve buna rağmen hırsızların nasıl cirit attığını anlayamadığını söylüyordu. Gündüz bazen Otel Adakule, Davutlar sapağından önce ve Çamlık yolunda kontroller yapılıyor. Gece veya gece yarısı yapışıp yapışmadığını bilmiyorum ama bilhassa bu saatlerde yapılması iyi olur diye düşünmekteyim. 
 
Bizim sitede birçok eve hırsız girdi ve çoğunluğundan herhangi bir netice çıkmadı. Birçok arkadaşımızdan benzer olayların adanın başka yerlerinde de cereyan ettiğini öğreniyoruz. Daha kim bilir ne canlar yanıyor? Kuşadamız genelde diğer sayfiyelere göre en sakin yer olarak bilinse de aslı öyle değil. Burası 57.000 nüfusu ile kışın neyse de yazın 100,00’e ulaşan kalabalığıyla artık başlı başına koca bir şehir haline geldi. Asayişin hiç de berkemal olmadığı ve pek tekin insanların oylaşmadığı, işyeri çalıştırmadığı bir Kaleiçi ve hele bir Barlar Sokağı var. Lütfen!
 
Gemi günlerinde Güvercinada Caddesi yani Kadınlar Denizi’ne giden cadde sabah saatlerinde araç trafiği açısından çok yoğun olur. Nedeniyse Liman’dan yolcu alacak araçlar park yeri sorunundan dolayı buraya boylu boyunca dizilirler Yılancı Burnu’na bakan tepeye kadar. Kuşadası’nı idare edenler henüz daha liman ve gemi yolcusunu araçla alma-bırakma yapacak turizm araçlarının park etme bekleşme hadisesini çözemediler. Koca Ada’da yer yokmuş gibi Liman’ın içini abuk sabuk şeylerle doldurdular, alanı yanlış kullandılar ve Kuşadası’nın birincil problemi olan trafik ve park yeri sorununu görmezden geldiler. Bu örneği vermek istemezdim ama yanı başımızdaki Yunan adası Patmos’ta ufacık adada limanda araç park yeri sorununu nasıl çözmüşler gidin görün.  
 
Kadınlar Denizi, şehir içi minibüsleri, plaja girişte taksi durağında indi bindi yapan yolcular ve plaja giriş çıkış yapan insanlarla beraber tam bir keşmekeş görüntü oluşturur. Sunday Otel’in arkasından itibaren tek yön bile olsa yine de çok dar olan yola bazen düşüncesizce park eden araçlar yüzünden olmadık sıkışıklıklar yaşanır. Geliş yolu yani Özer Türk Stadyumu’nun orası ise başka bir kangren sorun yaşamaya devam ediyor: Burayı yani Boyalık Yolu’nu acemi şoför eğitim alanına çeviren sürücü kursları bazen o kadar trafiği engelliyorlar ki sormayın.
 
Salı Pazarı’nın olduğu Salı günleri Adalızade Mezarlığı’ndan yukarı giden yol, Sabri Mumcu Caddesi’nden Oto Gar’dan gelen yolun kesiştiği noktadan itibaren Ufuk Yapı ve Ölmez Evleri’nin oralara doğru hatta Kadınlar Denizi’ne inen caddeye kadar yoğun bir trafik yaşanır.
 
Üstelik Kadınlar Denizi minibüsleri ana caddede gitmek varken kavşaktan geri dönüp Salı Pazarı’na bodoslama dalar. İnsan çarpan minibüs mü ararsın, minibüsün devirdiği tezgâh veya çadır mı? Allah! Bir karmaşa, bir keşmekeş. Hani bu tür görüntüleri TV’lerde Hindistan’da ancak izlersiniz. Söz konusu kanal sizde yok ve çok merak ediyorsanız Salı günleri pazaryerine minibüs hattının geçtiği sokağa gelmenizi öneriyorum: Kuşadası’ndaki Hindistan’ı yerinde canlı canlı görmeniz için. 
 
Kuşadası trafik sorunu ve yanlış uygulamalar yüzünden yaşanılası yer olmaktan çıkmak üzere… ‘Astığım astık, kestiğim kestik’ bir anlayışla turistik bir kent yönetilemez. Kendi duyumlarımdan örneklemem gerekirse; hiçbir ziyaretçiden duymadım, “Kuşadası’na tekrar gelirim” diyeni. Şahsen ben de turist olsam Kuşadası’na ikinci kez gelmezdim.
 
Siz olsanız ve bu sorunları yaşasanız tekrar Kuşadası’na gelir miydiniz?

3 Ekim 2011  01:03:37 - Okuma: (484)  Yazdır




İstatistik