Yazı

Sahte Kabadayı....
Sahte Kabadayı.... 

Hüseyin Taşyakan

Gönül isterdiki bu bir eğlendirme amaçlı yazı olsun ve bu başlığın altında, rahmet ve saygıyla andığımız sevgili Kemal SUNAL' ın aynı ismi taşıyan ve oyunculuk kariyerinin en parlak döneminde çekilmiş o filminden bahsedelim. Ama malesefki yazıya konu olan kişi bu ülkenin seçmen nüfusunun %50 oyunu alarak ve üstelik 3.defa koskoca Türkiye Cumhuriyeti Devleti' nin başbakanlık koltuğunda oturan Recep Tayyip ERDOĞAN.

         Daha iktidar oluşlarının ilk gününden bu yana geçen süre için hafızanızı zorlarsanız, AKP genel başkanı için hatırlara gelecek olan ilk ve belki de tek ayrıntının, sürekli bağırıp çağıran, eleştiriye karşı asla tahammül göstermeyip, zinhar yanlışlarını işaret ederek hesap sormaya kalkanları da adım adım ele geçirdiği yargı sayesinde zindanlarda çürüten bir insan profili görürsünüz. Şimdi bu cümleye iftira diyerek zıplayacak AKP yalakası çok kişi olacaktır ama telaşa gerek yok. Beyanımızın ispatı, seçim öncesi RTE' nın kullandığı ifadelerde de gizlidir. Ne demişti Engin ALAN için? ''Karşımda ayağa kalkmadı, şimdi bedelini ödüyor'' ve gazeteci Tuncay ÖZKANI' da kastederek, (Mal varlığıyla ilgili polemiklerin tekrar gündeme gelmesi üzerine) ''Aynı konuyu gündeme getiren o adam şimdi hapishanede yatıyor''. İşte Türkiye 9 senedir bu beyanlarda da görüldüğü üzere hırs, kin ve intikam duygularının esareti altında yönetiliyor.
 
    Artık Türkiye' de yaşayan herkesin bildiği bu durumu anlatıp satırları heba etmemize gerek yok tabiki. Zira bu yazının ana konusu, özellikle muhalifleri başta olmak üzere, kendi vatandaşına ve şimdide orta doğu da kendi istediği düzeni kurmak isteyen ABD' nin kışkırtmasıyla sağa sola kükreyen ve malesef ülkesinin istikbalini düşünemeyecek kadar aymazlıkla uyuyan bir kesimin tercihiyle Başbakanlığa getirilmiş bir insanın tezatlarla dolu tavırları ve üzülerek söylüyorum ki; riyakarlığıdır.
    
     RTE vatandaştan ve muhaliflerinden gelen eleştirilere zerre kadar tahammülsüz şekilde ağır ve bir devlet adamına yakışmayacak seviyesiyle ağır söylemler kullanırken; PKK yatakçısı BDP liler özerklik ilan ediyor, Diyarbakır'ı bilfiil Kürdistanın başkenti diye tanıtıyor ve en önemlisi ülkemiz sınırları içinde Türkiye Cumhuriyeti Devleti'nin varlığına rağmen kendi meclislerini ilan ediyorlardı. Tabiki muhaliflere ve kendini eleştirenlere en ağır ifadeleri kullanmaktan zerre kadar hicap duymayan %50 nin seçtiği başbakan bu terör yatakçısı cenah için sesini dahi yükseltmeye gerek görmüyordu. Türkiye' yi bölmek için her türlü söylem ve eylemden kaçınmayanlara, Habur' da, askerimize kurşun sıkmış katilleri davul zurna ile karşılayanlara tek bir kelamı lüzumsuz gören  RTE, İmralı ile pazarlık iddiaları sonrası muhaliflerine Alçak, şerefsiz gibi ifadeleri kullanmaktan da geri kalmıyordu, görüşme ve pazarlıkların yapıldığına dair ses kayıtların ortaya çıkması sonrasındaysa bir özür dilemeyi dahi düşünmediği gibi büyük bir pişkinlikle devlet başka, hükümet başka demagojisine sığınacak kadar tornistan edebiliyordu.
    
    Ama iddia edebilirimki sevgili okuyucular, RTE İsrail' e karşı sergilediği tavrıyla rahmetli SUNAL' ın oyunculuğuna dahi rahmet okutmuştur. Zira sevgili Kemal SUNAL, Sahte Kabadayı filminde babasının ölümünden sonra aniden kendini yer altı dünyası içinde bulmuş ve hasımlarını komik rastlantılar sayesinde alt etmişti. Oysa İsrail' e olan dalaşta hasmı alt etmek, herhangi bir psikolojikte olsa savaşı kazanmak söz konusu olmamış hatta tam tersine dediğinden sürekli geri adım atma pozisyonları doğmuştur. Mavi Marmara ile başlayan özür dileyecek,dilemeyecek polemiğinde İsrail son sözü söylemiş asla özür dilemeyeceğini de beyan etmiştir. RTE nın bol bağırıp çağırmalı beyanları eşliğinde dış işlerimiz yaptırım kararları ile oyalanırken BM in hazırladığı ve basına da sızan aleyhimize rapor zaten herşeyin üzerine tuz biber olmuştur. Ancak bütün bunların yanında hem İsrail' e kafa tutan hem de Newyork' ta yahudi lobisinin taktığı üstün hizmet madalyasını göğsünde taşıyan birinin efelenmelerini, bırakın dünya devletlerini, sokakta sek sek oynayan çocuklar dahi kayle almaz. Bu konuda AKP' nin suni gündem yaratarak kendi vatandaşını da hem kandırıp hem oyalamak üzere gürültü kopardığının en belirgin işareti de ABD ' ile antlaşması sağlanan ve Malatya' da kurulması düşünülen füze rampalarıdır. Zira bir devlet adamı, ağır ithamlarla suçlayıp ilişkileri en alt seviyeye düşürecek kadar köprüleri attığı bir ülkeyi İran' a karşı korumak için kendi topraklarına füze rampası kurulmasına bırakın ön ayak olmayı asla müsade etmez.
 
   Evet değerli okuyucularımız bugün, ülkesinin askerini, vatandaşını, teröristini eşkiyasını ayırt etme yeteneğine sahip, kurumları birbiriyle düşman hale sokmak yerine ülke menfaati için onları koolektif bir bütünlüğe sokma çabasında olan ve en önemlisi o ülkedeki hukuk ve yargıyı kendi menfaat ve geçmişle hesaplaşmaları uğruna derdest etmeyecek insanları sandıktan çıkarabilseydik yukarıdaki başlığın altında gerçekten o muhteşem Kemal SUNAL filminin eğlenceli repliklerini okuyacaktınız. Ama başta da söylediğimiz gibi, malesef bu ülkedeki, çoluk çocuğunun dahi istikbalini tehlikeye atacak kadar aymazlıkla uyuyan bir kesim yüzünden sürekli vatandaşına yalan söyleyen, dün dediğini bugün inkar eden ve üstelik tüm bunları kendisi gibi düşünmeyenlere sürekli bağıra çağıra ve hakarete varan söylemleri eşliğinde yapan bir siyasetçiyi tarif etmek üzere kullandık. 
  
    Kendisine oyverenler, kendi ülkesindeki başta terör olmak üzere sorunları elinin tersiyle iterek, Arap baharı diye çadır komedisine dönüşmüş gezisini başarı sayıyorlarsa onlara diyeceğimiz fazla bir şey yok, siz alkışlamaya ve ayakta uyuyup hotel parası ödemeye devam edin!  Ancak hiç kimsenin de terddütü olmasın ki; bu ülkenin yarısı uyuyorsa, diğer yarısı da her daim aymazlık ve hayasızlığa karşı savaş vermeye devam edecektir. Bu gün AKP iktidarını küplere bindirecek kadar öfkelendiren şey de, zulümlere, baskılara  ve zindanlara rağmen Türkiye'deki Kemalistlerin kararlılığından vazgeçmeyişidir...
    Son olarak size tavsiyem değerli okuyucular, gündemden ve özellikle AKP icraatlarından ötürü sinirsel rahatsızlıklar geçirdiğiniz zamanlarda, gerçekten açıp bir Kemal SUNAL filmi izleyin. Bu sayede özellikle hem bu iktidarın geleneksel hale getirdiği üzere insanların nasıl koyunlaştırıldıklarını öğrenir, hem de bol bol da gülersiniz. Ülkemizin her gün başka bir kepazeliğe şahit olduğu bu günlerde de sağlığınız için fena olmaz hani....


17 Eylül 2011  02:08:33 - Okuma: (437)  Yazdır




İstatistik