Yazı

Kuşadası Sorunları -1-
Kuşadası Sorunları -1- 

Asil S. Tunçer

Çatılardan Yükselen Ezan Seslerinin Yarattığı Gürültü Kirliliği

Kuşadası’nda yazlıktayız. Bizim ev komşu siteye sınır. Bu komşu sitenin evlerinden birisinin çatısına hoparlör koydular. 5 vakit hoca okuyor ve yaz günü sıcak olduğundan kapı pencere açık. Nerdeyse sanki hoca bizim evde. Biz her sabah ezan vakti yaklaşık 05.45 uyanıyoruz. Ondan sonra uyuyabilirsen uyu. Uyumasan işe uykusuz gitmek var. Uyusan 1-1,5 saat sonra yeniden uyanmak durumundasın. Kısacası bütün gün esneme ve baş ağrısı. 
 
Yine böyle bir sabah hanım Pamukkale turuna gidecek. Ezanla uyandı ve sonra uyumadı çünkü Pamukkale turu için erken toplama yapılacağından tekrar uyusa değmez zira ½ saat sonra kalkacak. Tur ortasında esnemeye başlayınca gruptan birkaç kişi takılmış gece uyumadın mı diye? O da ezan sesiyle uyandığını ve bir daha da uyuyamadığını söylemiş. Sonra gruptan da aynı yönde şikâyetler gelmiş. Onlar da kaldıkları yerde etrafta herhangi bir cami olmadığı halde sokak aralarından ezan seslerinin geldiğini ama bakındıklarında çevrede herhangi bir minare göremediklerini ve dolayısıyla sesin nerden geldiğini anlayamadıklarını söylemişler.
 
Hanım akşam geldi, gündüz turistleriyle arasında geçen diyalogu bana anlattı. Kaptan da aynı şikâyetleri başkalarından da duyduğunu ve Kuşadası’nda çok evin çatısına hoparlör konulup insanlara zorla ezan dinlettirildiğini söylemiş. Gerçekten öyle; bu bilgiyi turistlerimizle paylaşmıyoruz ama Kuşadası yaşadığımız yer olması nedeniyle ve bizzat duruma kendimiz de maruz kaldığımızdan bu canlı örneği veriyoruz. Eminim başka yerlerde de benzer sorunlar yaşanmaktadır. İşin başka boyutu da bizim sitede yaşayan yabancılar da var ve onlar yarın toplanıp kilise açarlarsa alt tarafa şaşma; olur mu olur. 
 
Dostlar! Bu hiç iyi gidişat değil. Düşünsenize Kuşadası’nda yazlığınız var ve kafa dinlemeye geliyorsunuz. Bir bakıyorsunuz herifçioğlunun biri gitmiş müftülükten izin almış ve sizin evin karşısına hoparlörü konduruvermiş. Üstelik alt tarafta ve yanda içki içiliyor, yatılıp kalkılıyor. Şimdi bu nedir? Cami mi, mescit mi? Ev-ibadethanesi mi? Bundan sonra bol ezanlı günler. Ezan da olsa iyi; cızırtılı ve boğuk ses. Ezandan başka her şeye benziyor. Tövbe yarabbi! Kışın Karşıyaka Girne’deyiz. Bizim Nergiz tarafındaki caminin müezzinini bir dinleyin; fırlayıp yatağınızdan balkona atarsınız kendinizi daha rahat ezanı dinlemek için. İşte ezan ve işte dinleme zevki.
 
Konumuza dönersek; bunun din ve inançla alakası yok. Bunun dindarlık veya dinsizlikle hiç mi hiç alakası yok. Sadece gürültüyle, çevreye saygıyla alakası var. Dini kullanarak istismar etmeyle alakası var. Mesela sağımızda diyalize giden yaşlı bir teyze ile solumuzda yine yaşlı rahatsız bir amca var. Yanı başımızda ikiz bebekleri olan bir aile. O bebekler her sabah ezan sesiyle uyanıyor ve dakikalarca ağlıyor. Arka tarafta yine ona keza. Nasıl sabah 05.45’te kapınızın ya da pencerenizin önünde yüksek sesle müzik çalmam sizi yatağınızda hoplatırsa bu da aynı etkiyi yapar ve siz aynı tepkiyi verir. Bir yerde sabah ezan sesiyle uyandırılmakla yaratılan gürültü kirliliği gece yarısı sizi müzik sesiyle uyandıran bir gürültü kirliliğine eşdeğerdedir.
 
Örneğin ben isteseydim yazlığımı daha ucuza neredeyse yarı yarıya cami dibinden alırdım. Giderdim Barlar Sokağı’nın arkasından ev alırdım hatta aynı paraya iki tane. Allah’a şükür inancımız tam ama caminin dibinde ev almam. Eğitime son derece önem veririm ama okul yanında ev almam. Bu meyhane, lunapark vs gibi yerler için de aynen geçerli. Çünkü ben okuyan, yazan, düşünen ve bu yüzden kafa dinlemek zorunda olan bir adamım. “Sağlam kafa sağlam vücutta bulunur” lafı boşa söylenmemiş değil mi? Kim dinler, kimin umurunda? Adamlar para alıyorlarmış bu işten. Evinin çatısına hoparlör bağlatan da bağlayan da… Zaten Kuşadası’nda tarikatlar cirit atıyormuş duyumuma göre; gizli toplantılar ve üye kayıtlamalar falan filan… 
 
Biz ne yaptık? Kaymakamlığa başvurduk. Konu müftülüğe intikal etti. Elimizde dilekçe müftülüğe gittik. İçeri girdiğimizde görevliler bize şöyle bir baktı; sanki dinsiz, imansızmışız gibi… Konu öyle hassas bir konu ki boynunuza namaz-ezan düşmanı yaftası derhal yapıştırılıyor. Size inançsızmış gibi bakılabiliyor. Hâlbuki inançlı olmak çatına hoparlör takıp bas bas bağırtmak ve yaşlı, hasta, bebek kim varsa uykusuz bırakmak ve rahatsız etmek değil. Ancak gel sen bunu külahıma anlat der gibi ne bizi dinleyen ne de ciddiye alan oldu ki hala geçen seneden beridir bizim hoparlörler susmadı. Neticede biz sustuk. Daha olmadı evi satıp kaçacağız başka yere.
 
Şimdi gelelim işin başka bir boyutuna. Ülkemize gelen turistlere nasıl eziyet ettiğimize. Bilhassa bu konuda rahatsız olanlar bir otel rezervasyonu yaparken sessiz ve sakin olması hatta ana caddeye değil de arka tarafa bakan oda olması konusunda bazen çok dikkatli ve titiz davranıyorlar. Eee sonra ne oluyor? Sabah karşı sanki savaş çıkmış gibi etrafta bangır bangır bağıran hoparlörlerle adamlar yataklarından fırlıyorlar. Zira biz ezan sesini gürültüden saymıyor, adım başı apartman ve işyerlerine yapılan mescitlerin hoparlörlerinden çıkan yüksek sesli ezanı gürültü kirliliğini ciddiye almıyoruz. Saysak bile sesimizi çıkartamıyoruz çünkü dinsizlik ve imansızlıkla suçlanıyoruz direk.
 
Oysa büyüklerimiz “ibadet Allah’la kul arasındadır ve ibadetin gizlisi makbuldür” derler. Ben 21.yy’da yaşayan biri olarak saat denilen icadı da kullanarak pekâlâ istersem gürültü kirliliği yaratmadan ibadet zamanlarını kendime göre ayarlayabilir, hatta Diyanet’in bastırttığı ve ücretsiz de temin edilebilen takvimle de dakika dakika beş vaktimi takip edebilirim.
 
İbadet insanları rahatsız etmek ve saygısızlık yapmak değildir. Allah’a karşı olan görevini eda ederken kula hak geçirmek ve yaratana yaranırken yaratılanı yaralamak sevap değil günahtır. Hele hele memlekete gelmiş ve bir daha da hiç sanmıyorum ki gelsin bir misafiri kovarcasına konukseverlikten uzak adeta eziyet etmek hiç mi hiç kabul edilebilir bir şey değildir; ne bu dünya da ne de öbür dünyada…
 
Şunu çok açık ve net görüyorum. Her geçen gün ezanların sesi daha yükseltiliyor ve gürültü seviyesi arttırılıyor. Bu şunu gösteriyor: Bu ülkenin laik ve demokratik olduğu artık söylemlerde kalmıştır. Din tüccarlığı inanç sömürgeciliği almış yürümüştür. Kim tersini söyler takiyecidir, düzencidir. Ya da bilemedin kördür ve gidişattan bihaberdardır. Gidişatı da soruyorsanız bunu anlatmam burada uzun sürebilir; siz iyisi mi akşam haberlerini bir dinleyin. Olmadı yarınınkini de…
 
Üstelik şimdi bir de Ramazan; artık bir şey de söylenmez… Tüm okurlarımın mübarek Ramazanlarını kutlarım.

14 Ağustos 2011  22:35:07 - Okuma: (525)  Yazdır




Haftanın Hit Haberleri

İstatistik