Yazı

Yolun açık olsun Ayhan
Yolun açık olsun Ayhan 

İbrahim Becer

“Commandante” sıfatı çok mu iddialı bir giriş oldu bu yazı için?

         Hiç de değil; isim Ayhan olmasaydı da başka bir şey olsaydı sadece cesareti için bu sıfatı fazlasıyla hak ederdi. Fakat Ayhan’daki cesaret biraz da genetik mirastan devredilen “delilik” ibaresiyle birleşince ortaya böyle güzel bir görüntü çıkıyor.
         Benim gibi iddiasız bir siyasetçi için siyasette aranan kriter bellidir: Dostluk! Siz bu dostluğun yanına tanıdık olmak, hemfikir olmak, partizan olmak vs. ekleyebilirsiniz. Fakat yerel ölçekte yapılan siyasette bu gibi sıfatları yedeğine alan siyasetçilerden oldum olası hoşlanmamışımdır. Bırakın Selçuk’u Türkiye genelinde dahi kimin Türk, kimin Müslüman, kimin ne kadar Laik olduğu beni zerre kadar ilgilendirmemiştir. Ben nicelikten ziyade işin nitelik de denilen kalite kısmıyla ilgilenirim çokça.
         Ayhan’ın ismini görünce heyecanlanmam da bu yüzdendir, aynı dili konuşmamızdandır. O aynı dili konuşmanın mükafatı olarak da Babaannesi Muzaffer Hanım’ın fincanlarıyla çay içmek şerefini çokça bahşetmişlerdir bu fakire babaları Şükrü Özkaynak vesilesiyle. Şükrü Hoca, Selçuk’un görüp görebildiği en büyük devrimciydi. Selçuk yararlanamadı bu adamdan, yazık etti kelimenin tam anlamıyla. Hiç yaptıklarını anlatmadığı, hep yapacaklarını anlattığı için sonu zamansız oldu. Lacivert ceketlerinin yakalarında rozet taşımaktan başka hünerleri olmayan adamlar ipten düşmesini beklediler her daim. Hani Doğu ve Batı insanını ayırt etmek için kullanılan o cümledeki gibi: “Batıda insanlar ipteki cambazın karşıya nasıl geçeceğini görmek isterler; Doğudaysa ipten ne zaman düşeceğini görmek”.
         Selçuk’un, Türkiye’nin en batı noktalarından birinde mukim bir yerleşim birimi olduğuna bakmayın siz. Genç, aktif, cesur bir girişimde bulunun bakalım insanlar ne konuşacaklar hakkınızda. Selçuk’un hangi problemi için yerel ölçekte bir konsensüs arayışında bulunmuş Selçuk’taki siyasetçiler bana söyler misiniz? Bu İlçe için ortak bir düşüncesi olmayan ama her birinin gıcırgıcır ideolojileri olan, kerameti kendinden menkul insanlar taifesidir Selçuklu Siyasetçiler. İsmi bende kalsın hele birkaç tane tip var bu ilçede “geçmişini” bildiğim, görünce Levent Görür gibi, Ayhan Özkaynak gibi adamları sırtımda taşıyasım geliyor.
         Parti problemi değil bu, Türkiye’nin problemi aynı zamanda. Sırf partizanlık uğruna bu küçük taşra politikacılarını başına musallat eden Selçuk seçmeninin kör cehaletidir aynı zamanda. Köprüden geçinceye kadar kendine dayı diye hitap edilen Selçuklu Hemşehrim benim, kendi insanına daha ne kadar gaddar olacaksın?
         “İdeolojiler, zihinlerimize giydirilmiş deli gömlekleridir” diyen Cemil Meriç Üstadı nasıl anmayayım şimdi. İdeolojilerimiz uymasa da biri biriyle, Sayın Vefa Ülgür’ü nasıl takdir etmeyeyim, tarlamıza her gittiğimde şahit olduğum Kaledeki restorasyon için? Onun da en büyük şanssızlığı belki de kalenin o yakasının en iyi bizim bahçeden görülmesidir ama inanın ki yapılan iş takdire değer.
         Bahse konu isimlerin hiçbiriyle menfaat ilişkisi olmayan bir fakirin kaleminden düşen kırık dökük kelimeler olarak görün bu yazıyı. Ayhan Özkaynak gerçekten de ciddiye alınması gereken bir değerdir bu ilçe için. Tıpkı Dedesi, Amcası ve de Babası gibi! Cesaretiyle, bilgisiyle, tevazuuyla bu göreve de fazlasıyla lâyık bir insandır. Hayalinin ardından gitmeni tavsiye ederim Ayhan; çünkü burada telden düşmeni değil, teli geçmeni candan arzulayan dostların var.
         Senin de bildiğin gibi: “Bir Selçuklunun yaşayabileceği tek yer, hiç olmazsa öleceği tek yer Selçuk’tur”!
         Yolun açık olsun Ayhan!

26 Temmuz 2011  23:14:13 - Okuma: (905)  Yazdır




Haftanın Hit Haberleri

İstatistik