Yazı

Dik Durmak…
Dik Durmak… 

Yaşar Varış

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan dünkü meclis grup toplantısında “CHP diklendi ama dik duramadı” demiş ve eklemiş. “İşte bunlar böyledir.”

Sonuç olarak sayın başbakanın söyledikleri  bir açıdan doğru.
CHP yönetimi bu krizi iyi yönetemedi.. Bir anlamda haklı iken haksız duruma düştü.
Seçilmiş milletvekillerinin henüz haklarında bir mahkûmiyet kararı olmadan cezaevlerinde tutulması, meclisteki yasama görevinden alıkonulması ne demokrasi anlayışı ile bağdaşır ne de hukukla. CHP buna demokrasi adına karşı çıkmalı idi. Bu doğru.
Ama bunun çözüm şekli meclise girip yemin etmemek olmamalı idi. Çünkü anayasamıza göre milletvekilleri yemin ederek göreve başlarlar. Yani yemin, göreve başlama için bir ön koşuldur. Nitekim bunu anladıkları için de geç de olsa girip Yeminlerini ettiler.
Ama başbakanın bu konuyu böyle hafife alarak, alay ederek kamuoyu önünde konuşması da pek şık olmamıştır. Bu tavır bir başbakana yakışmamıştır.
Siyasette dik durmak, sözünün arkasında olmak aranan bir özelliktir.
Siyasi parti yöneticileri halka verdikleri sözün arkasında durmalıdırlar. Oyları alıncaya kadar başka, aldıktan sonra başka türlü davranmamalıdırlar.
Hele ülke çıkarları söz konusu olduğunda yabancı devlet adamlarına, emperyalist güçlere karşı dik durmak çok önemlidir.
Tarihte bunun çarpıcı örnekleri vardır.
Mustafa Kemal Atatürk kurtuluş savaşında Samsun , Erzurum ve Sivas kongrelerinde alınan kararların arkasında dimdik durmuştur.
“Ya istiklal ya ölüm” parolası ile  TBMM sini kurmuş, işgalci güçler topraklarımızdan atılana, kadar düşmana hiçbir ödün vermemiştir..
Yine büyük asker ve devlet adamı İsmet İnönü Lozan görüşmeleri sırasında dimdik durmayı bilmiş, o tarihlerde Avrupa’nın pek çok ünlü devlet adamını anlaşmaya zorlamıştır.
Rahmetli Bülent Ecevit de Gerek Kıbrıs barış harekâtında gerekse ülkede haşhaş  ekimi konusunda Amerika Birleşik devletleri yönetimine karşı dik durmanın örneklerini vermiştir.
Dik durma konusunda belki de en son konuşması gereken kişilerden biri  Sayın Erdoğan’dır.
Muhalefette iken, Erbakan hoca ile çalışırken söylediklerini iktidara geldikten sonra bir çırpıda unutuvermiş, “biz gömlek değiştirdik” diyerek. işin içinden sıyrılmaya çalışmıştır.
Eskiden “Amerika’nın orta doğuda ne işi var, bizim din kardeşlerimizin işine karışmasın,” derken Komşumuz Irak’ın Amerika tarafından bombalanmasına, milyonlarda çocuk, kadın ve sivil insanın öldürülmesine ses çıkarmamış, hatta “ben Amerika’nın Büyük Ortadoğu Projesinin eş başkanıyım” diyerek olanları onamıştır.
İsrail’le ilişkilerde de televizyonlarda göstermelik olarak rest çekmiş, el altından işbirliğini sürdürmüştür.
Avrupa Birliğini eskiden “Hıristiyan Birliği” diye niteleyip kötülerken iktidara gelince ülkenin aleyhine aldığı kararları bile desteklemiştir.
En son Libya olaylarında “Nato’nun orada ne işi var” diye önce karşı çıkmış, daha sonra Türk askerini Libya’ya göndererek Nato’nun orada Libyalıları vurmasına yardımcı olmuştur.
Evet. Siyasette dik durmak güzel şeydir. Ama bunu söylerken aynı zamanda uygulamak gerekir. O zaman inandırıcı olur.13.07.2011


13 Temmuz 2011  17:17:11 - Okuma: (535)  Yazdır




Haftanın Hit Haberleri

İstatistik