Yazı

Anlaşma Anlaşmadır...
Anlaşma Anlaşmadır... 

İbrahim Becer

Yemin krizimiz çözüldü! Ne dediğini, neyi anlatmaya çalıştığını sadece kaleme alanların anlayabildiği bir metinle bile çözülse neticede çözüldü. Her anlaşmada kazanan ve kaybeden olduğu varsayılırsa ne kazananın ne de kaybedenin olduğu bir anlaşma olarak tarihe geçecek bu metin.

                Ha pardon! Bir kaybeden var tabi ki; son on yılın en büyük loser’ı (kaybedenin globali) İzmir, Mustafa Balbay’a oynayarak kendi ayağına bir kurşun daha sıktı o kadar. Mutabakat metninden de anlaşılacağı üzere Silivri mukimleri lehine herhangi bir şerh düşülmemekle beraber bir garanti de söz konusu değil. Toz duman dağıldıktan sonra havada asılı duran tek bir soru var: “ Madem ki bu kadar çabuk dönecektiniz, bunca hengâme ne içindi?”
                Fıkrayı belki duymuşsunuzdur; Oflular toplanmışlar Karadeniz sahiline, almışlar ellerine tüfekleri Rusya’ya doğru ateş ediyorlar. Oradan geçmekte olan bir Hacı da bunları görüyor ve ne yaptıklarını sorunca Oflular “Rus’a savaş açtık” diyorlar. Tesadüfe bakın ki Hacı Oflulardan daha cevval çıkıyor ve “koca Rusya’ya tüfekle savaş mı açılır” deyip kolları sıvıyor.Hacı’nın emirleri doğrultusunda koca bir gürgen ağacı yıkılıyor, içi oyuluyor, barut dolduruluyor, bolca saçma yerleştirildikten sonra ya Allah, bismillah deyip Rusya’ya doğru ateş ediliyor.
                Sonuç facia, Oflular şehit. Hacı yine de zaferden emin etrafına şöyle bir göz gezdiriyor ve “Ulan burada bu kadar şehit varsa Rusya’yı sen düşün” diyor.
                Hiç yoktan yere karizmayı boydan boya çizdiren CHP’nin de durumu bir fıkradan ibarettir. Kendisine oy veren on bir milyon insanı perperişan ettikten sonra karşı tarafın yerle yeksan olduğunu sanıyor. Oysa ki herkesin müşahede ettiği gibi karşısında Hayyam’ın“çok aylar doğmuş batmış sensiz/ sensiz daha çok ayların on dördü gelir” diyen bir iktidar var. Yine de üzülmesinler gönülleri olacak. Metinde yer alan bazı açıklar aracılığıyla bugün olmasa bile üç vakte kadar bahse konu vekiller salınabilirler. Hazretler çıktıklarında Türk demokrasisine nasıl katkı koyacaklar onu da ölmez sağ kalırsak eğer hep beraber göreceğiz.
                Şimdi sıra BDP’de. Onlar da mutabakat metninin kendilerinden gizlendiği konusunda şekvacı. BDP belki farkında değil ama acilen olaylara dışarıdan bakan bir çift göze ihtiyacı var. Tarafsız bir göz, bu şımarıklıkları devam ettiği müddetçe BDP’nin hiçbir makam tarafından muhatap alınmayacağını kendisine söylerdi şüphesiz. Devlet de bunun farkına vardı ki seçime gidilmesine rağmen Şırnak ve Hakkari sınırlarını ablukaya alan on bir tane sınırı apar topar bitirip hizmete sokma aşamasına ulaştı. Her zaman rest çekerek poker oynanmayacağını bir gün öğreneceklerdi, gün bugünmüş. Ara sıra “rölans” deyip düşünmeli insan. Düşünmeli ki karşısındaki de onu ciddiye alıp bir hamle için akıl oyunları geliştirebilmeli.
                Bu sitenin arşivinde olan bir yazım var. “Başbakan zorlanmıyor bile” adında bir yazı. O gün de aynı şeyi söylemiştim bu gün de aynı yerdeyim. Geleneksel yöntemlerle, çıngar çıkararak, laf kalabalığına getirerek Tayyip Erdoğan’ı alt etmeniz mümkün değil. Hele bugün arkasına yüzde elliyi almış, ekonomide istikrarı yakalamış, otoritesini kabul ettiremediği hiçbir kurum kalmamış bir Tayyip Erdoğan’la mücadele etmek çok daha zor. “Yok, aynı kafada yola devam!” diyenlere de o yazının son cümlesi hediyemdir.
                Devam edin o zaman…

13 Temmuz 2011  09:17:15 - Okuma: (537)  Yazdır




Haftanın Hit Haberleri

İstatistik