Yazı

Turizmde Trafik Kazaları -1-
Turizmde Trafik Kazaları -1- 

Asil S. Tunçer

Rehber uyursa şoför de uyur… Uyursan da ölürsün.

Türkiye'de trafik kazalarının çokluğu, turizmi de olumsuz etkilemeye devam ediyor. Olay dış basında geniş yankı bulurken bilhassa Türkiye'ye turist gönderen ülkelerde Türkiye'nin imajını kötüleyen ve turizmi baltalamaya yönelik bu şansız olaylar söz konusu ülkelerin kamu oyununun gündeminde yer almaya devam ediyor. Muhatap kuruluşlar, sigorta şirketleri ve hukuk büroları konunun takibindeler. İstatistiklerde Türkiye, en fazla “turizm kazası” yaşanan ikinci ülke konumunda. 
 
Ülke               Kaza Sayısı               Ödenen Tazminat
Mısır              5.052                          454.000 $
Türkiye         3.378                         473.000 $
 
Türkiye neden uzun yıllardır trafik kazalarıyla gündemde? Altyapı, yolların kötülüğü, yağmur ve kar yağışına bağlı olumsuz değişen yol şartları, insanımızın doğası gereği gözü kara ve sinirli oluşuna da bağlı araç kullanım hataları, adeta ölümle inatlaşırcasına uzun saatler araç kullanma, yorgunluk ve uykusuzluğa karşı tedbirsizlik, Edirne’den Kars’a bir günde mal ve insan yetiştirme telaşı, sürücü kusurları, araç kusurları, yol kusurları vs. vs. Bu saydıklarımıza daha ilave edilebilecek nedenlerin yanında biz bugün bilhassa uzun saatler araç kullanma ve yol faktörünü ele alacağız. Son yıllarda artan turistik kazalarda gözden kaçan taraf ve bilinmeyen daha doğrusu dillendirilmeyen faktörlerden söz edeceğiz.
 
Türkiye ve Mısır’ın açık ara liderliği paylaştığı sıralamada Tayland üçüncü sırada yer alıyor. Bulgaristan da yollarının kötülüğü yönüyle sıkça kazalara yol açıyor. Rus sigorta şirketlerinin istatistiklerine bakıldığında ülkemiz geçen yıl liderliğini rakipsiz olarak sürdürdü. 2009 yılının tamamında Türkiye’ye gelen 2,6 milyon turist içerisinde 31 bin 826 olay gerçekleşirken, ikinci sırada bulunan Mısır’da 8 bin 127, Tayland’da ise bin 537 olay meydana geldi.
 
Kazalara ödenen tazminatlarda Türkiye birinci sırada yer alıyor. En fazla sigorta tazminatı ödenen ülkeler sıralamasında Türkiye 473 bin dolarla başı çekiyor. Onu 454 bin dolarla Mısır ve 183 bin dolarla Avusturya izliyor. Rusya’da Rosno sigorta şirketi tarafından 2009 yılında 6,3 milyon doları Türkiye’ye gelen Rus vatandaşlarına olmak üzere 18,4 milyon dolar tazminat ödendi. Bu kazaların tekrarının yaşanmamasını diliyoruz. Tabi tek dilemekle olmuyor. Dilemekle birlikte kazalara neden olan sebepleri de dillendirmek, dinlendirmek istiyoruz. Yoksa bu sorun bir iki ufak düzenlemeyle bitmez, düzelmez. Önce şoförlerin uzun saatler çalıştırılmalarının önüne geçmek, hor kullanılmalarını önlemek gerekir.
 
Geçen yıl 25 Mayıs’ta Antalya’da meydana gelen kazada daha sonradan uykusuz olduğu ortaya çıkan şoförün kullandığı Rus turistleri taşıyan tur otobüsü yoldan çıkarak dereye uçmuş, meslektaşımız Rehber Mustafa Günel’in hayatını kaybettiği kazada otobüs şoförü Hikmet Yılmaz ve 14 Rus turist de yaşamını yitirmiş, 25 turist de yaralanmıştı. Ertesi günü memleketi Samsun’da toprağa verilen Rehber Mustafa’nın cenazesinde bırakın töreni çalıştığı şirket ve başka bir şirket dışında ilgili hiç kimse veya temsilen çelenk, taziye yoktu. Mesela; T.C. Kültür ve Turizm Bakanlığı Turist Rehberliği Bölümü’nden, Samsun Kültür ve Turizm İl Müdürlüğü’nden, TUREB’den, TURSAB’dan ve daha nice ilgili yerlerden cenazeye katılan, hatırlayan olmamıştı. (Serhat Paktaş, İng-İsv. Reh. Cenaze Notları).  
 
Doğru ya! Ölenle ölünmüyordu. Herkes gibi Hikmet kaptanın da, Rehber Mustafa’nın da Allaha bir can borcu vardı; onu da ödemişlerdi. Hayat hele turizm tam gaz devam ediyordu. Allah başka zeval vermesindi. Nedendir bilmem ama toplumcak artık bizi ne kaza ne bela ne ölüm irkiltiyor. İnsanlar TV’de ölüm haberlerini, hele kaza haberlerini çok sıradan ve güncel olaylarmış gibi izliyorlar. Hatta yoldaki kazaları seyretmeye bayılıyorlar. Dikkat etmişsinizdir: otobüsle seyahat ederken yol kenarındaki çarpık araca veya varsa yaralı veya ölüye bakmak için tüm yolcular ayağa kalkar ve otobüsün bir tarafına yığılırlar. Birden otobüs hareketlenir, herkeste bir sohbet sağa sola konuşmalar başlar. Biraz önce uyuklayanlar dirilirler. Sohbet, muhabbet başlar, en az bir çeyrek saat değerlendirmeler yapılır.
 
İnsanlar yıllardır kaza haberi duya duya, şahit ola ola sanki duygusuzlaştılar, hissizleştiler. Bu yüzden meydana gelen bir kaza haberi toplumda derin etki bırakmıyor. Unutuluyor ve yapılması gerekenlerle yapılmaması gerekenler çok çabuk yitip gidiyor, değişen gündeme bağlı olarak yerini başka olaylara bırakıyor. Bense bir vatandaş olarak gündemden çok gündem dışı kalmış, unutulmaya namzet konuları tekrar hatırlatmayı, tekerrürüne meydan vermemek için yetkilileri kalıcı çözümler bulmalarını arzuluyor ve bu yüzden turizmde yaşadığımız kazaları, acı sonuçlarını tekrar köşeme taşıyarak bir kez daha dikkat çekmeyi amaçlıyorum.
 
Peki, turist taşıyan araçlar nasıl sık kaza yapmakta ve buna neler sebep olmaktadır? Nasıl ve niçin engellenememektedir? Bu turizmle uğraşan daha doğrusu önce şoförün sonra da rehberin kaderi midir? Yaşam biçimi midir? Kaptanlarımız seyir halindeyken yetişmek ve yetiştirmek kaygısıyla illaki ölmekle yaşamak arasındaki uzak mesafeyi mi yaklaştırmalılar? Yolcuyu yetiştirirken kendilerini mi ölüme yetişmekteler? Bunun hal çaresi yok mudur? Nasıl bu işin önüne geçilir? Bu olay ne şekilde bir uygulama ve pratik geliştirilerek engellenir? İşte bu önemli meseleyi ele alıyor ve tüm çıplaklığıyla bu işin içinden biri yani teorisyen değil, pratisyen biri olarak konuyu ele alıyorum.
 
Kendi mesleğimiz olduğundan işe direk turist taşıyan otobüslerden başlayalım:
 
1)Turist taşımacılığında gece yapılan yolculuklar hala sorun teşkil etmeye devam etmektedir. Bilhassa okul turlarında gece yolculuğu yasaklanmasına rağmen gece çıkışlı geziler devam etmekte, okullar hileli tur programlarıyla Milli Eğitim’den izin almakta, usulüne uygun programlar gösterilip her şey kılıfına uydurulmakta, daha sonra yine öğretmenlerin ve okulun kafalarında tasarladıkları tur gerçekleştirilmekte, gece yarısı denetim de olmadığından velilerin de rızasıyla araçlar hareket etmekte, sabah polis kontrol saatlerinde kahvaltı molalarına girilerek ve ehliyet değiştirilerek sabah çıkışlı turmuş görüntüsü verilmektedir.
 
Bu sayede hem okul ve öğretmenler hem de velilerin olurlarıyla acente olası kazalara aracı olmakta, buna Milli Eğitim de alet edilmektedir. Kısacası ölüme davetiye çıkarılmakta, asıl olan miniklere olmaktadır. Dosyadaki tur programı sabah 06.00-06.30 hareket gözükse de tur gece yarısı yola çıkmakta, kaptan iki ayrı ehliyetle takografı kandırmakta, takograf da trafik polisini aldatmakta ve böylece birbirini kandıran ama tek Azrail’i kandıramayan bir tur organizasyonu gerçekleşmektedir.    
 
2) Bizim ufak oğlanın gittiği kursa yapılan servis taşımacılığında araç koltuklarına 2 yerine 3 öğrenci oturtularak yapıldı. Yaptığımız şikâyetlerin hiçbiri yerini bulmadı. Baktık olmadı; oğlanı kurstan aldık. Özellikle günlük turlarda ve bazen de yatılı turlarda nadir de olsa araçlar tıka-basa doldurulmakta, 31 koltuklu bir turkuazın tüm koltukları satılarak rehber ucube bir hostes koltuğunda oturtulmakta ve bu şekilde tur yapılmaktadır. (Turkuaz hostesi gibi, 24 saat, uykusuz ve gece yolculuğu yaparak bir turu bitirmek, bir kaptan ve rehber için nasıl bir şey bilir misiniz? Hiç sanmıyorum).
 
Bu tür araçlarda hostes koltuğu ön kapı girişinde olduğundan yolcu iniş-çıkışları esnasında yüzlerce kez otur-kalk yaparaktan tüm gün antrenman yapılır. Ayrıca böyle bir tur sonrası kaptanın gözleri yumruk olmuş nar gibi kızaracağından ertesi günü tüm trafik lambalarını kırmızı görmeye başlayacak, bu turu yapan rehberin hali zatında gönyesi kayacağından yolda yürüyüşü değişecektir. 
(Devam edecek…)


12 Temmuz 2011  11:14:54 - Okuma: (621)  Yazdır




Haftanın Hit Haberleri

İstatistik