Yazı

İkimizden Biri Mazoşist...
İkimizden Biri Mazoşist... 

Hüseyin Taşyakan

Hepinizce malum olduğu üzere, Mazoşist kendisine acı çektirmekten zevk alanlar için kullanılan bir ifadedir.

12 Haziran seçim sonuçlarına baktığımızda (onca yaşanmış ve halen yaşanmakta olanlara bakınca) ilk iktidar oluşlarından bu yana faşizan bir yönetim sergileyen AKP' nin % 50 ye varan oy oranıyla tekrar iktidar olması başka hiç bir ifadeyle anlatılamaz. Evet, bu ülkede yaşayan her iki kişiden biri malesef mazoşist..!
         Gerçi yıllar önce rahmetli Aziz NESİN'in tespitinden yola çıkarsak, bu orantıdan teselli payı bile çıkarmamız mümkündür zira, NESİN' in iddiasındaki gibi ülkemizde akıllılık oranı %40 ta kalmamış 10 puan da yükselmiştir.
         12 Haziran' da halktan %50 oy alarak (Kaldı ki bunlarla beraber siyasi literatürümüze akıl almaz hilelerin, devlet olanaklarının hac baba tekkesi gibi  kullanılmasının, iktidar gücüyle tehdit ve santaj yollarının kullanılmasının girdiğini hesaba katmazsak) iktidar olan AKP birilerinin iddia ettiği gibi bu ülkeye hizmet falan vermemiştir. Yalandan dolandan açılan fabrikalarla, reform yaptık dedikleri sağlık alanında halen yaşanan keşmekeşliklerle Hizmet ifadesinin yanyana kullanılması koskoca bir yalandır. Tam tabirini de sorarsanız eğer, AKP kendi arzuladığı (padişahlık, başkanlık, krallık ne derseniz deyin) düzeni getirme çabalarının dışında bu memlekette çivi çakmamıştır. Kaldı ki; bu çabalar içinde muhalifi olan herkese saldıranlar, hakaret edenler de zurnanın son deliğidir, ziraa AKP iktidarı Türkiye üzerine oynanan böl, parçala, yönet senaryosunun sadece sahneye sürülmüş oyuncu takımıdır. ABD' nin Türkiye çevresindeki ülkeleri karıştıran politikalarını izlediğinizde bu gerçeği anlamanız için de Müneccim olmanıza gerek kalmaz.
         Bunlar aklı selim olan herkesin görmesi gerekipte kör baktığı konular tabiki, ABD yazdığı senaryonun son sahnesini oynatma noktasına geldiğinde, en başta AKP yalakaları olmak üzere çok kişinin aklı başına gelecek ama o noktadan sonra da GEÇMİŞ OLSUN ... ! Atı alan Üsküdar' ı geçmiş olacak çünki. 
         İkimizden biri Mazoşist dedik, zira herşey belgeleri görüntüleri ve yaşananlarıyla tescilli. Seçime sadece bir hafta kala Apo için ''Biz olsaydık asardık'' diyen Recep Tayyip Erdoğan, çok değil yakın bir geçmişte o şahıs için SAYIN şehitlerimiz için KELLE ifadesini kullanmış, canı yanan bir şehit babasının feryadına cevaben de, ''Askerlik yan gelip yatma yeri değil'' demiştir. Aynı RTE  tarlada kalan ürününün derdiyle borç batağına düşmüş çiftçinin Anamız ağlıyor feryadına, ''Al lan ananı da git'' diyerek sokak ağzıyla ve aşağılayarak cevap vermiştir. Apoyla görüşülüyor iddialarını cevaplarken, ''İspatlamayan şerefsizdir'' diyerek edep sınırlarını aşan bir tazda cevap verilmiş ancak daha sonra gün yüzüne çıkmıştır ki görüşülmekte ve özellikle seçim sonrası da görüşmelerin devamı tarzında açıklamalar gelmiştir. Üstelik bu günkü noktada İmralı' daki cani o kadar şımartılmıştır ki koskoca Türkiye Cumhuriyeti Devletini tehdit edercesine ''Meclis çağrı yapsın, eylemsizliği sürekli kılayım'' gibisinden hadsizlik ve terbiyesilik içinde konuşabilmektedir. Şehit ailelerinin yüreğini yakıp kavuran Habur rezaleti de öyle çok uzun yıllar öncesi değil daha dün gibi bir tarihte yaşanmıştır. Geldiklerinden bu yana (Aslında darbenin ürünü olan bunlar) darbe yapacaklardı, bizi yıkacaklardı, canımıza, camimize, kastettilerdi gibi artık suyu çıkmış yanaşma takımı senaryoları ile orduda neredeyse tutuklanmadık Üst düzey komutan bırakılmaması da bu siyasi iktidarın döneminde olmuştur ki, yanları sıra bir yığın aydın, gazeteci ve profosörler de cabası. Sürekli duygu sömürüsü içinde salya sümük ağlayarak kefen muhabbeti yapanlar ve sonra da güya suikast masalları ile bir kuru canları için T.C' nin en mahrem odalarına dahi girilmesi de bu hükümet döneminin marifetleridir.
         Tekel işçilerinin hak arama direnişlerinde devletin polisince darp edilip dövülmesi, hakkını arayan öğrencilerin adeta düşman askerleriymişçesine yine polis tarafından yerlerde süründürülerek joplanıp tekmelenmesi (Bu esnada bir vatandaşımızın yediği tekmelerle karnındaki  bebeği kaybetmiştir), burada daha saymaya kalksak sayfalar dolusu faşizan yaptırımlar hep bu hükümetin marifetleri olmuştur. Şimdi merak ettiğim zerre kadar utanması olan tek bir AKP yandaşı ayna karşısına dikilip bunlar olmadı diyebilecekmidir? Hayır tabiki vicdanı ve utanması olan hiç kimse yedi düvelin bildiği bu olanlar için olmadı diyemez ama ne diyeceklerdir ? Hak etmişlerdi !. Bunu söylemelerine de hiç şaşırmamak gerekir ki; zira balık baştan kokar. Zerre kadar eleştiriye tahamül edemeyen, konuşmak üzere ağzını her açtığında bağıra çağıra muhaliflerine hakaretler eden, ''Ben geldiğimde ayağa kalkmadı bu yüzden bedelini ödeyecek'' noktasında kindar ve nefret söylemleri kullanan ve hatta bir seçim konuşmasında muhalifi bir parti lideri için ''Biliyorsunuz kendisi Alevi'' ifadesini kullanacak kadar aklıselim düşünmekten uzak olan bir liderin ardından yürüyen yanaşma takımının ağzından da aynı kin,nefret ve intikam arzusu dolu söylemleri duymak şaşırtıcı olmasa gerek !
         Yazımın burasında küçük bir notu da illaki paylaşmayı uygun görüyorum. Bu seçim döneminde olaylar ve kişiler üzerinde beni oldukça şaşırtan bir çok konuya şahit olmuştum ancak beni en çok şoka sokan ve hatta belki de artık mide bulandıracak noktada riya ve çelişki unsuru bir konu vardı ki o da şuydu: Yıllardır Deniz GEZMİŞ adını övgü ve hayranlıkla dilinden düşürmeyen insanlar olmuştur ki; Suçlarının ne olduğunu dahi bilmeden 4 yıldır onlarca insanın hapiste olduğu bir döenmin iktidarına destek olmuş yanaşmalık etmişlerdir. Takdirini önce kendi vicdanlarına sonra da dürüstllüğü ilke edinmiş insanlara bırakıyorum...!
 
         İşte bütün bu yaşanmışlıkların ardından, mevcut iktidar % 50 oy alarak tekrar seçiliyorsa bu durumu sevgili Aziz NESİN' in tespitiyle anlatmak yetersiz kalır. Bu tam anlamıyla yarımzın Mazoşist olduğunun ispatıdır.


22 Haziran 2011  19:44:00 - Okuma: (654)  Yazdır




İstatistik