Yazı

İzmir’in Türk - İslam Abideleri -5-
İzmir’in Türk - İslam Abideleri -5- 

Asil S. Tunçer

TAŞLI ÇEŞME MESCİDİ’NDEN KUMRU MESCİDİ’NE ADIM ADIM

İzmir o kadar zengin ki dışarıdan bakıldığında modern binaların arasında tek tük göze çarpanlar hariç başka sanki hiçbir eser yok sanılır ilk bakışta. Ne zaman caddelere girilir, sokak aralarına dalınır işte asıl İzmir ondan sonra ortaya çıkar. Bu yüzden İzmir turunun belli etaplarını kesinlikle yürüyerek yapmak zorundasınız.
 
Yine bir başka sebepledir ki eski İzmir’in bazı dar sokakları bilhassa büyük araç girmesine pek olanak tanımaz; buna bir de yaş itibariyle bazı grupların yaşadığı yürüme zorluğu da eklenirse İzmir’i gezmek adeta gezmemek olur. Görülecek yerler iptal edilir, programdan çıkarılır, tur kısalır, İzmir görülmez; tanınmaz. Yoksa orta ölçekli bir grupla turistik anlamda İzmir’in tamamını gezmek, İzmir turu yapmak için 2 tamgün ister. Hiç abartısız… Belki yetmeyebilir bile.      
 
İzmir’de yazılacak ve üzerine konuşulacak o kadar çok şey var ki yorulmadan usanmadan incelemek, not almak gerekiyor. Cadde sokak gezmek, köşe bucak dolaşmak, çarşı pazar gözlemlemek… Sonra da durmadan yazmak. İzmir çok yazılmayı ve konuşulmayı hak ediyor. Onu bir çırpıda bir solukta bir sayfada anlatamazsınız. Türkiye’nin güzide kenti, Ege’nin İncisi. Prof. Dr. Tuncer Baykara’nın ‘İzmir Şehri ve Tarihi’ adlı kitabının önsözünde aynen dediği gibi: “Herhalde bu topraklar ve bu şehir daha büyük eserlerle anılmaya layıktır”.
 
Ne mutlu İzmirli olana, yaşadığı kenti anlayana ve gerçek bir İzmirli gibi yaşayana… Bu kışı nerdeyse boş zamanlarımda İzmir’i dolaşarak geçirdim. Kenti, insanlarını, binalarını ve parklarını… Meydan bulvar tüm gördüklerimi bir gezi yazısı üslubuyla sizlere aktaracağım bugün. Kadifekale ve Namazgâh en çok ilgi alanımda bu aralar. İkiçeşmelik-Mezarlıkbaşı ve Kemeraltı. Agora’dan Tilkilik’e az gidip gelmedim doğrusu. En çok buradaki söğüşçülerle akraba olduk sonunda. İzmir’e özgü bu yiyecek için bu traflara düşmek zorundasınız. 
 
Güne aslında boyoz-yumurta ile başlayacaksın İzmir’i gezeceksen. Ortadan dörde bölünmüş yumurtayı bolca karabibere boğacaksın. Yanında duble kesme cam bardakta çay. Turu tepeden değil, aksine aşağıdan yukarı doğru yapacaksın. Sabahları serin olur çünkü ve böyle yukarıyı göre göre yürüyeceksin. Mezarlıkbaşı’ndan tırmanacaksın Agora’ya doğru. Naturzade Camii’ne uğramadan olmaz. Solundaki Balkanlı Apartımanı’na bakacaksın çıkışta. Sonra Eşrefpaşa Pazaryeri’ne gelip Roma Yolu’nu seyredeceksin baştan sona iki çeşmelerin sağına kayıp. Sonra karşısındaki parka seğirteceksin körfeze bakmak için. Makineni tekrardan açacaksın Varyant ağzına gelince Fatih Camii’nin masmavi süslemelerini çekmek uğruna yol ortasına kurulacaksın. Sonra objektifini Saat Kulesi’ne doğrultacaksın.
 
Eşrefpaşa Camii’nden sonra binip bir araca, Yapıcıoğlu’nu bir nefeste geçecek ve İnkılap İlköğretim Okulu’nda ineceksin. Burada Eski İtfaiye Binası var, görmeden olmaz. Yanındaki parkın uzunca bir ismi var. Sonuçta park ve gençler eğleşir burada. Rakım Erkutlu Caddesi buralara kadar uzanır. Derken kendine kale burçlarında geleceksin. Eski Sarnıç ile yenisi arka arkaya. Eskiden buradaki parkta oturur, çay içerdik ama işletmeme sorunu var İzmir’imin. Nedense böyle güzel yerler kısa sürede kapanıyor. Ya SİT’e takılıyor ya da buraları horca kullanan birkaç ite.
 
Ballıkuyu’dan Basmane’ye inerken Emir Sultan’da duralım. Türkçesinde “Türbe” yazıyor ama Arapçasında yazmıyor. Yanı başında Yıldırım Kemal Bey İ.Ö.O. Buna bitişik Merkez Şeyh Camii. Çocuklar “hello!” diye sesleniyorlar; elinde fotoğraf makinesi olan herkese… Bu şirin caminin kitabesi ve yazıtları çok güzel. 955. Sokak’tan aşağıya doğru yürümeye devam. Tezveren Dede Şeyh Mustafa Efendi ve Eşi Türbesi. Pazaryeri Camii Şerif’ine giremiyorum. Zamanlamam kötü; içerde namaz kılınıyor. Köşedeki evin penceresi çok ilginç. Sahibi ahşap yerine demiri öyle güzel işlemiş ki insan bakmadan edemiyor. Az aşağıda eski bir medrese ve mescidin yıkıntıları. Etraftakilerle konuşuyorum adını bilmiyorlar. Burası Taşlı Çeşme Mescidi. Kubilay Mahallesi 953 Sokak Osmanlı dönemine ait 300 yıllık bir mescit ama artık yok, yıkıldı.
 
Bu bölgeden başlayan Kemeraltı’na dek uzanan bir dizi talan edilmiş yapı görmek mümkün. 951’den dönünce kendime kendime soruyorum eski evlerin arasından geçerken. “Buralar sahipsiz mi?” diye… Fettan Dede iki minaresiyle ilginç bir siluet oluşturuyor. Duvarına tünemiş kedileri de…
 
Oradan Ballıkuyu’ya aşağıya doğru inmeye başla. Çok ilginç sokak araları ve köşe başları bu tarafta çokça. Selvili Mescit Polis Şehitliği’nde yatanlar bizim için, görev uğruna canını feda edenlerin ebedi istirahatgâhı. Karşısındaki sur duvarı dibinde küçücük bir dede işareti veren ve halkın mum yaktığı küçük oyuk var. Badanalı ev duvarları 1282 Sokak’a kadar kesintisiz. 1033 Sokak’tan doğru yürüyünce başka bir sarnıcın kalıntılarına geliyoruz. Burası çok daha geç dönem ve günümüzde kullanılagelmiş. Karakol’a gelmeden sola dönülünce Tilkilik, sağa girilince Basmane Kapılar.
 
İzmir’in eski kapılarından bir arka sokakta Aya Vukla Kilisesi’nin yeni restore edilmiş hali. Tastamam pırıl pırıl. Onun kadar önemli olup şanslı olamamış bir başka yapı ise Kumrulu Mescidi. 1270 Sokak daha sakin diğerlerine göre. Bu yapı son yedi yıldır kapalı. Yıkılmayı bekliyor, doğrusu bekletiliyor. Kapı üstündeki yuvasından dışarı başını uzatan güvercinler tek canlı etrafta. Sanki ölü bir kentin ıssız sokağı. Dakikalarca oyalanmamam rağmen kimsecikler geçmiyor, birilerini görmüyorum. Etrafta yaşam olduğuna dair hiçbir belirti yok.
 
Son gelen de buraya bir tabela takmış gitmiş: “DİKKAT! Bu binaya 2863 sayılı yasa ve koruma yüksek kurulu kararlarına göre her çeşit insai (!) ve fiziki müdahalede bulunmak yasaktır. Ayrıca can güvenliği açısından binaya yaklaşılmaması rica olunur.”  
 
Ben de rica ediyorum: “Lütfen! Bu yapıyı biran evvel tamir edip tekrar ibadete açınız; burayı ucube görüntü ve ölüm sessizliğinden kurtarınız… Teşekkürler”.


13 Haziran 2011  17:22:41 - Okuma: (939)  Yazdır




İstatistik