Yazı

Seçim Sandığına Giderken…
Seçim Sandığına Giderken… 

Yaşar Varış

Seçimlere üç gün kaldı. Üç gün sonra sandığa gidip önümüzdeki beş yıl için ülkeyi yönetecek partiyi oylarımızla belirleyeceğiz.

Demokratik seçimler, demokrasinin olmazsa olmaz koşuludur.
İnsanlar yönetimdeki siyasal partinin geçen dönemdeki çalışmalarına bakarlar. Eğer iktidar partisinin ülke için, kendileri için iyi şeyler yaptığına inanıyorlarsa o partiyi tekrar iktidara getirerek onu ödüllendirirler.
Eğer iktidar partisi ülke için, seçmenler için iyi şeyler yapmamış ise  oy vermeyerek onu cezalandırırlar. İktidardan uzaklaştırıp, daha iyi yapacağına inanan partileri iktidara getirirler. Bu demokrasinin gereğidir.Uygar ülkelerin insanları böyle düşünürler.
Vatandaşlarımız 12 Haziran günü oy kullanırken hem AKP nin 9 yıllık iktidarını değerlendirecekler. Hem de gelecek beş yıllığına ülkeyi kimin yöneteceğine karar verecekler. Bu anlamda 12 Haziranda kullandığımız oyların önemi büyük.
Bu açıdan AKP nin geçmiş 9 yıllık icraatına baktığımızda çok olumlu şeyler görmedik.
Birincisi AKP genel başkanı sayın Erdoğan demokrasiyi içine sindirmiş bir lider görüntüsü vermedi. Parti içinde tek adam oldu. Partide o ne derse o oluyor. Bakanları o atıyor.Valileri o atıyor.Hatta Cumhurbaşkanını bile o belirledi.Meclis gurubuna o hakim. Hangi kanun geçecek,hangisi geçmeyecek o emir veriyor.Partili milletvekilleri ona harfiyen uyuyorlar.Parmaklar ona göre inip kalkıyor.
Bunun yanında sayın başbakan gelmiş geçmiş ülkeye hizmet etmiş tüm partileri ve liderlerini küçümsüyor. Ne yapıldı ise kendisi yapmış gibi göstermeye çalışıyor. Hatta Kurtuluş savaşımızın kahramanı, cumhuriyetimizin ve devrimlerimizin önderi M.Kemal Atatürk’ün adını bile zaman zaman unutuyor.
AKP, Ekonomik alanda da pek başarılı olamadı Geçtiğimiz dönemlerde. Cumhuriyet hükümetlerinin yaptığı fabrikaları, limanları, havaalanlarını, gelir getiren kamu kurum ve kuruluşlarını, tüm İşletmeleri yerli ve yabancı yandaşlarına gerçek değerinin çok altında sattı. Yenilerini de yapmadı.
Ülkemiz ekonomik bakımdan her konuda dışa bağımlı hale getirildi.
Tarımda, hayvancılıkta, sanayide, iletişimde her konuda ithalat ülkesi olduk.
Bu yıl kurbanlık koyunlarımızı bile ithal etmek zorunda kaldık.
İşsizlik arttı. Satılan fabrikaların işçileri sokağa atıldı. Yeni fabrikalar da kurulmayınca işsiz sayısı 20 milyona yaklaştı.
Partizanlık had safhaya ulaştı. AKP yandaşı olmayan iş adamı ihale alamadığı gibi, AKP li olmayanlar işe alınmadı.Devletin valilerinin çoğu AKP il teşkilatı gibi çalışır oldu.Devlet kadroları partizanlarla dolduruldu.
Sosyal devlet yok edildi. Yardıma muhtaç insanlara dağıtılan gıda paketleri ve diğer yardımlarla onların onurları ile oynandı.
Türk ordusunun en değerli generalleri uyduruk bir darbe iddiası ile gece yarısı operasyonları ile hapislere kondu. Türkiye tarihinde görülmemiş bir şekilde 30dan fazla general ve çok sayıda subay cezaevlerine kondu.Ucu açık soruşturmalar ve on binlerce sayfa tutan iddianamelerle insanlar yargısız infaza tutuldu.
Bir cezaevinde kurulan özel yetkili mahkeme, adeta yurtsever ,siyasi iktidarı eleştiren insanları tutuklayan, yargılayan mahkemelere dönüştürüldü. Uluslararası bir hukuk kuralı olan “doğal mahkeme” ilkesinden sapıldı.
Yüksek mahkemeler, Anayasa mahkemesi, Danıştay, Yargıtay Hakimler, Savcılar Yüksek kurulu siyasi iktidara yakın insanlarla dolduruldu. yargı bağımsızlığı ilkesi zedelendi.
Yasaklar ülke tarihinde görülmemiş düzeye ulaştı. Onlarca gazeteci içeri atıldı. Kitaplar henüz basılmadan matbaada el kondu.
Siyasi iktidara yakın olanlar zenginleşirken işçi, memur, köylü, emekli, esnaf, küçük işletmeciler yoksullaştı.
Yolsuzluk iddialarının üzerine gidilemez oldu. İktidar yanlısı bazı belediyelerin yaptığı ve belgelerle kanıtlanmış yolsuzluk iddiaların soruşturtması için içişleri bakanlığı izin vermedi.
Terör konusunda da AKP sınıfta kaldı. Ne olduğu belli olmayan ve içi boş bir “Açılım” iddiası terör örgütünü cesaretlendirdi. Biz ayrılık istemiyoruz diyen terör örgütünün sözcüleri artık ayrılmaktan, seçimlerden sonra Apo’nun serbest kalacağından söz eder oldular. Türkiye Cumhuriyeti devletine süre verip “aksi halde ülkeyi başınıza yıkarız” diyerek tehditler savurur hale geldiler.
Ben 12 Haziran günü sandık başına gidip oyumu kullanırken bunları düşünüp bir değerlendirme yapacağım. Oyumu ona göre kullanacağım.
Şu kadarını söylemeliyim ki benim AKP ye vereceğim karne notu sınıf geçirmeyen bir not olacak,yani zayıf.
Okuyucularımın değerlendirmelerine ve notlarına saygı duyarım. Demokrasinin gereği de budur.
Seçimlerin ülkemize hayırlı olmasını, ülkemizin er alanda önünü açmasını  diliyorum. Saygılarımla…08.06.2011

11 Haziran 2011  20:14:11 - Okuma: (978)  Yazdır




İstatistik