Yazı

16. İzmir Kitap Fuarı
16. İzmir Kitap Fuarı 

Sevgi Melek

Geçen gün İzmir deydim. 16. İzmir kitap fuarında.

Birçok yazarın konuk olduğu kitap fuarında açılış saatinden önce gelen ve kapının açılmasını beklerken görevlilerden bile önce giren tek kişi olduğumu belirtebilirim. En rahat ettiğim yerlerden bir tanesi: kütüphaneler ve kitapçılardır. Okumayı çok sevdiğimden veya kitapları kendime insanlardan daha yakın hissettiğim için bu böyle olmalı. Bilemiyorum tam nedendir ama sonuç belli çok seviyorum kitapları. En yakın dostundur her zaman onlar. Gece uykunuzda siz ayıcığa sarılırken benim gibi birçok kişi kitaba sarılıp uyuyor. Gözyaşlarım kitabın sayfalarına dökülürken içimdeki rahatlığı hiçbir meditasyon (derin düşünme) uzmanı veremez.
         Son iki ay çalıştığım bütün para sadece İzmir kitap fuarı içindi. Geçen sene ne yapıp edip bir kitap yayın evinin reyonunda görevli olarak çalışmıştım (Nesin yayın evi). Onlara çok teşekkür ediyorum. Birkaç günlüğüne de olsa yanlarında hem onlara yardım etmek hem de fuarın açıldığından kapanış saatine kadar o kitapların ve yazarların içinde olmak ve doyasıya beğendiğim ve merakla beklediğim kitapları alıp okuma aşkını bana verdikleri için çok teşekkür ederim. Özellikle Ali Nesin’e.
         İlk gün beklediğim ve her gün okulda edebiyat dersinde konusu geçen yazar Ataol Behramoğlu geliyordu Cumhuriyet yayın evine. Onu beklemek kadar güzel bir şey olamaz. ‘Sivil Darbe’ adlı kitabını imzalatmak için sıraya geçtim ve imzalama sırası bana geldiğinde yaşımı ve ismimi sordu. Yaşımın 17 olduğundan mıdır ne bilinmez bana ‘bu kitabı taşımaktan korkmuyor musun’ dedi ve benim şaşkınlık ve o an Ataol Behramoğlu ile konuştuğumdan kaynaklanan heyecanla tek cevabım ‘hayır(!)’ oldu. İsmimin yan yana gelişi çok hoşuna gitti ve imzaladı resim çekildik ve bende sıranın akışı için sıradan çekildim. Bir daha kim bilir ne zaman onunla görüşecektim. (?)
         Fuar tek kelimeyle ‘harikaydı’! Daha çok İleri yayınları, Devrim yayınlar, YKY yayınları, Akçağ yayınları, Everest yayınları, Can Kültür yayınları, Cumhuriyet yayınlarından alışveriş yaptım. Elimde 15 kitaplık bir liseyle gittim ve yaklaşık liste harici bir 15 kitaplık daha alışveriş yaptım 40’ a yakın seçkin ve içindekileri aktarmak için beni bekleyen kitaplarla evime döndüm. Tanıdıkların siparişlerini o an o heyecandan unuttum desem yeridir.
         Aslında pek çok zaman kitabın yazarı önemli değildir. Burada bu kadar bahsettiğimden bakmayın. Önemli olan kim tarafından yazıldığı değil bence, önemli olan nasıl yazdığı ne anlattığı ve önemli olan yazmış olmasıdır. O yazdığını kitap statüsünde görüp de yayınlanmasını sağlamak o değeri vermek var ise, o değer verildi ise o zaman okunmaya de değerdir denilebilir. Bir yazı topluluğu kitap olmaya değer ise okunmaya değerdir. Okunmaya değer ise, okumamak elde midir?
         Bence sanatçı olmak ve sanat inşa etmek apayrı bir şeydir. Bir ülkeyi kalkındırabilecek olan bence sanatçıdır. Sanatçılığın sonradan edinildiğine inanmak saçmalıktır. Sanatçı doğuştan olunur. İçinde var ise çıkar. Kadere inanmak pek bana göre değildir ama bazı özelliklerin doğuştan geldiğine inandığım şeylerden bir tanesidir sanatçılık özelliği de.
         Sanata ve sanatçıya önce aile içinden önem verilmelidir. Evlatlarınıza bu özelliği aşılamanız gerek. Bir insanın sanat zevkinden o hazdan mahrum olması her şeyden mahrum olması demektir. Sadece karın doyurup uyuyup ve üreyip bir toplum gelişemez. ‘’bir millet ki resim yapmaz, bir millet ki heykel yapmaz, bir millet ki fennin gerektiği şeyleri yapmaz; itiraf etmeli ki o milletin ilerleme yolunda yeri yoktur’’ diyen M. Kemal Atatürk, bir milletin ilerlemesindeki sanatın önemini açık bir dille söylemiştir.
Hepimiz sanata ve sanatçıya gereken önemi verelim.
SEVGİ MELEK YİĞİT

24 Nisan 2011  23:42:24 - Okuma: (427)  Yazdır




Haftanın Hit Haberleri

İstatistik