Yazı

Bu Ne Perhiz Bu Ne Lahana Turşusu
Bu Ne Perhiz Bu Ne Lahana Turşusu 

Etem Kutsigil

Hafızamı geriye doğu çalıştırdığımda gördüğüm şu ki, AKP iktidara geldiğinden bu yana, iç ve dış politikasını “bizim şaşırmamız için her ne gerekiyorsa yapmaya ve bundan siyasî bir kazanç sağlamaya” programlamıştır.

Sonuç: İçinde kin kusan, gerilim sergileyen, polemik yapmaktan vatandaşta sinir bırakmayan, sözlerinde politikasında çelişki çokluğundan geçilmeyen vs. vs. vs. uzun metrajlı bir “AKP’li yıllarda Türkiye” filmi…
Irak’ta -söylentilere göre-bir buçuk milyon Müslüman öldürülüyor, AKP’nin sesi çıkmıyor, Hatta topraklarımızı “askerî üs” olarak kullansınlar diye TBMM’nden yetki istiyor.
ABD’ye başarılar diliyor.
Oysa ki, Gazze’de öldürülen birkaç bin Filistinli için neredeyse İsrail’le savaşmayı göze alacak…
Türkiye ekonomik yönden büyüyor diyor, oysa ki, uluslararası kuruluşların yayınladıkları göstergeler, Büyük Türkiye’nin yüz kızartıcı bir sıralamada olduğunu gösteriyor…
İhracat (Dış satışlarımızın) rakamlarının çok büyüdüğü söyleniyor, fakat ithalat (satın aldıklarımızın) rakamlarının çok daha fazla büyüdüğü gözden kaçırılıyor… Yani sattıklarımız az, aldıklarımız çok daha fazla.
Ve nihayet Libya olayı; Düşünün ki, arkadaşınızı birileri dövüyor. Siz dövmüyorsunuz ama seyrediyorsunuz. Bununla da kalmayıp, dayak atanların sopaları kırıldıkça yenilerini veriyorsunuz. Taş atmıyorsunuz ama, taş atanlara taş taşıyorsunuz. Yaralanan dostlarınıza da tentürdiyot, yara merhemi, gazlı bez koşturuyorsunuz ve iki tarafa da yardım ediyorsunuz.
Böyle bir maskaralık olur mu?
Bugün “manyak” diye nitelendirilen Kaddafi’nin 1974 Barış Harekâtında bize benzin yardımı yaptığını, ABD silâh ambargosu uyguladığında yedek parça vs gönderdiğini okumuştum.
Türkiye AKP yüzünden işsizlikten bunalırken, daha düne kadar 25 000 vatandaşımıza ekmek kapısı açmıştı.
Libya’da çıkan veya çıkartılan olaylar, kendi iç sorunlarıdır. Bize düşen iki taraf arasında uzlaştırmacı olmaktır.
“Burnum hıyar” diyene tuzluk uzatmak değil…
Oysa ki yapılan ne? NATO’nun çoban köpeğiymişizcesine, onlar din kardeşlerimizi bombalarken onların uçaklarının güvenliğini sağlıyoruz. Deniz yoluyla Libya’lılara gelebilecek silah yardımlarına engel oluyoruz…
Oldu mu şimdi… Bu mu din kardeşliği! Bu mu 25 000 vatandaşını yıllarca besleyen bir ulusa reva görülen muamele!
Bizim asıl engel olmamız gereken şey, emperyalist güçlerin (NATO’nun) “Demokrasi getireceğiz” yalanına kanmayıp, savaşı engellemektir.
 
Yazıklar olsun!!!
Sen! İzmir’in NATO’nun Komuta Merkezi olmasını kabul et;
Sen! hava meydanlarımızın bir kısmını kardeş Libya halkını bombalayanlara lojistik destek yapsınlar diye tahsis et;
Sen! Libyalıya dost, arabulucu rolü oyna, arkasından mezarını kaz…
Sana hiçbir zaman zarar veremeyecek bir milleti, seni her zaman kâğıt mendil gibi menfaatleri uğruna kullananlar için harca…
Namık Kemal;
“Köpektir zevk alan sayyad bî insafa (insafsız avcıya) hizmetten” der bu gibi durumlara.
AKP’nin tarih de bilmediği şuradan da belli ki, biz o toprakları 1911-1912 yılları arasında İtalyan sömürgeciliğine karşı korumuştuk. Bu savaşlarda Atatürk ve Enver Paşa da savaşmıştı.
O zamanlar SÖMÜRENLERE KARŞI savaşırken, bu gün SÖMÜRENLERDEN YANA bir tutum içindeyiz.
(Aslan AKP sen neymissin be!!!)
Aynen Demokrat Parti’nin, Birleşmiş Milletler’de Cezayir’in bağımsızlığı oylanırken Türkiye’nin çekimser kalması gibi.
 
AKP’nin bu konuda olumlu iki hareketini görüyorum.
Birincisi oradaki vatandaşlarımızın can güvenliğini sağlamak için, ülkemize getirtmesi. İkincisi de -ki bir insanlık gereğidir- Libya’da yaralanan Libyaları Türk hastanelerine nakletmesi.
Gerisi megalomanlık ve “Aferin budalalığı”. Yani hikâye…
 
SON DAKİKA HABERİ:
Diyarbakır’da toplu Cuma namazı kılan Kürt vatandaşlarımın için,
“DİNİ SİYASETE KARIŞTIRMAYIN”
Demiş AKP cenahı.
Sevsinler. Dini politikaya alet etmeyin diyenler, Dinimizi arkasına sığınıp siyaset yapanlar.
Ne diyelim Allah ıslâh etsin…

8 Nisan 2011  20:02:32 - Okuma: (511)  Yazdır




İstatistik