Yazı

Selçuk için bir tespit
Selçuk için bir tespit 

İbrahim Becer

Selçuk’taki yerel internet sitelerini okumak günlük mesaimde ciddi bir zaman alıyor.

Buna birinci sebep, site yöneticilerinin son derece profesyonel bir tutum sergilemesiyse bir diğer sebepse içinde doğup büyüdüğüm ilçemin hangi konuda, nasıl bir tutum sergilediğini rahatlıkla öğrenebilmem. Selçuk menşeli haberler ve bu haberlere yapılan yorumlar benim için bir anlamda temayül yoklaması yerine geçiyor diyebilirim.
         Siyasi ideolojilere ve onun dayatmalarına pirim vermeyen bir tavrım vardır. “İdeolojiler, idraklerimize giydirilmiş deli gömlekleridir” diyen Cemil Meriç’in sözünü bugüne kadar sıkı sıkıya tuttuğum içindir ki hiçbir dostumu ‘şucu, bucu’ diye vasıflandırmamışımdır. Tek istisnası ki buna da kusur derseniz sizlerin takdiridir, oturup kalktığım adamın ‘Beşiktaşlı’ olup olmadığını öğrenmek gibi bir fetişist tarafım vardır. Bu kadar kusur da bana yeter sanırım.
         Selçuk gibi birbirine çok sıkı bağlarla bağlı bireylerin olması gereken bir ilçede, sınırların bu kadar net çizgilerle çizilmesi beni her zaman şaşırtmıştır. Siyasetten bu kadar büyük umutlar beslenmesine rağmen yine aynı siyasetten ben bu ilçeye bir fayda geldiğine pek şahit olamadım. Hafızam beni yanıltıyor olabilir ama Delege sayısı yetersizliği sebebiyle Selçuklu bir Milletvekilinin çıktığını hatırlamadığım gibi, çıkma umudunun da olmayacağı bir gerçekle yüzyüze olduğumuz kanaatindeyim. Belki bu ilçenin, çok kişinin iddia ettiğinin aksine derin ve çözümü zor sorunlara sahip olmamasından sebep, gelen siyasetçileri de Türkiye’nin genel sorunlarından dem vururken görüyoruz Selçuk’ta.
         Alıngan tarafım olmamasından sebep yazdıklarımın altına yapılan en sert yoruma dahi bugüne kadar çıt çıkarmadım. Neticede müşteri velinimetimizdir, saygıda kusur olmaz.
         Fakat basit bir konuda dahi meseleyi genel siyasete taşımamızdaki becerimiz konusundaki hassasiyetimize de şapka çıkarmaktan kendimi alamıyorum. Selçuk için elzem olacak bir haberi sütunlarına taşıyan haber sitelerinin emeklerine karşılık, yapılan yorumlara baktığım zaman bu noktaya nasıl gelinebildiği benim için şaşırtıcı bir hal alıyor. Örnek vermek çok zor değil bu bahis hakkında ama zülfü yâre dokunmasın diyerek örnek vermek de istemiyorum.
         Yine de bu yazıyı bana yazdıran bir değil iki sebep var elbette. Malum seçimler yaklaşmakta, Milletvekili adayları da ilçemizi ziyaret etmekte. Doğal olarak, yukarıda yazdığımız sebeplerden dolayı bu adayların hiçbiri Selçuklu değil. Geçenlerde bir Bayan Milletvekili adayı MHP Selçuk İlçe Teşkilatına misafir oluyor ve bu haber de Yerel İnternet Sitelerine konu oluyor. Buraya kadar herşey normalken garabet buradan sonra başlıyor. Ne ilgisi varsa MHP İlçe Başkanının içtiği sigaranın markasından tutun da, bindiği arabanın markasına, oradan çocuğunu sünnet ettiren bir babanın serzenişine kadar uzanan bir yelpazede sürüp giden, kime ne faydası olduğu belli olmayan yorumlar manzumesi.
         Türkiye’de hali hazırda sigara markaları içinde bir Türk Markası olmadığını bilmemek bir yorumcu için bir kusur mudur? Elbette bir kusurdur. Tıpkı yaşadığımız İlçenin bir köy olduğunu ispatlamak adına sanayinin “neden gelmediği” sorusunu dillendirmenin bir kusur olduğu gerçeği gibi. Selçuk’un doğal kriterleri ortada duruyorken, SİT alanı hakkındaki mevzuat apaçık ortadayken Selçuk’tan bir “Torbalı” yaratma hevesi benim için dün de muammaydı, bugün de aynı muamma. Selçuk gibi bir ilçeye “köy muamelesi” yapılmaya çalışılması meselesine gelince, bu iddianın müelliflerinin ufuklarını açabilmesi için çevre ilçeleri gezmesini öğüt vermekten başka elimden bir şey gelmez.
         Türkiye’nin genel sorunları hakkında kalem oynatmak, konuşmak, hatta tarafgir bir tutum içinde olmak herkes için bir haktır, eyvallah. Lakin ben bu hakkın Selçuk’ta ikamet eden siyasi parti temsilcilerinin, sivil toplum örgütlerinin tepe tepe kullanmasına pek anlam veremiyorum. Belki de yanılıyorumdur, bilmiyorum ama şöyle dişe dokunur uzun soluklu projeleri Odalardan duymayalı çok oldu sanki. Dedim ya, belki de yanılıyorumdur; İletişimde yaşanan bir sıkıntıdan sebep, bu haberler bizlere ulaşamıyor olabilir. Selçuk’taki sivil Toplum kuruluşlarının ki buna siyasi partiler de dahil sorunlara ürkek bir yaklaşım tarzları var. Başarı kriteri olarak “görev süreleri sonunda suya sabuna dokunmamış” olmayı zafer olarak gören bir anlayışın “köy” olduğu iddia edilen İlçeme ne faydası vardır bilmiyorum.
         Fakat şunu açık yüreklilikle söylüyorum; Selçuk için bir projesi olmayan STK’ların ve onun mümessillerinin ciddiye alınma şansı günden güne azalmakta. Eskileri deyimiyle “idare-i maslahat” bir meslek olmaktan çok uzak artık. Yeni parolamız; “Ya bir yol göster, ya bir yol aç, ya da yoldan çekil”…


6 Nisan 2011  23:48:59 - Okuma: (629)  Yazdır




İstatistik