Yazı

Çözüm Demokrasi…
Çözüm Demokrasi… 

Yaşar Varış

Orta doğuda Diktatörlük rejimleri birer birer yıkılırken diktatörler de kaçacak, sığınacak ülke arıyorlar.

Önce Tunus, ardından Mısır…
Belki bunları Ürdün, Yemen, Suriye, Birleşik Arap Cumhuriyeti ve İran takip edecek.
Bu ülkelerin ortak özelliği; yıllardan beri diktatörler vasıtası ile yönetilmesi, halkın baskı altında tutulması, insan haklarının güvenceye bağlanmaması, hukuk devletinin işletilmemesi, yolsuzlukların açıklanmaması, yolsuzluk yapanların yargılanmaması, halkın hak arayacak yollarının tıkalı olması, özgür basının olmaması, düşünce ve örgütlenme özgürlüğünün izin verildiği kadar kullanılması, bağımsız yargının olmaması ve benzeri eksikliklerdir.
Özetlersek, bu ülkelerde demokrasinin, işlememesi, toplumun baskı altında tutulması, insanlara kötü gidişten olağan koşullarda kurtulma yolları bırakılmaması bu isyanları, başkaldırıları doğurmuştur.
Demokratik, özgülüklerin ve evrensel insan haklarının güvence altına alındığı bir toplumda insanlar idare edenlerden ve mevcut sistemden memnun değillerse seçimlerle;  kötü gidişine son verebileceklerine; haksızlığa uğradıklarında da bağımsız yargıya başvurarak haklarını alacaklarına inanırlar, isyan etmezler.
Demokratik hak ve özgürlükler sistemin sigortası gibi çalışır. Toplumsal patlamaları önler.
Demokrasinin olmadığı toplumlarda ise insanları belli süre baskı altında tutabilirsin. Daha fazla baskı altında tutmaya çalıştığında insanlar direnme hakkını kullanarak o idare biçimini ve yöneticilerini alaşağı ederler.
İhtilallerin, toplumsal patlamaların nedeni budur.
Bu gün orta doğudaki ülkelerin başına gelen bundan başka bir şey değildir.
Mısır devletini ele alırsak;
Verimli yeraltı, yer üstü zenginliklere sahiptir. Turizmden elde ettiği gelir çok fazladır. Ama elde edilen zenginlik sadece devlet başkanı Mübarek ve ailesi ile bir avuç yandaşları tarafından paylaşılmaktadır. Halkın büyük çoğunluğu yoksul ve açtır. Gençler işsizdir.
İnsanlar otuz kusur yıldır baskı altındadır. Haklarını arayamamakta, en ufak bir gösteri bile çok kanlı bir şekilde bastırılmaktadır.
Devlet başkanı Mübarek’e bağlı çok güçlü bir ordu, polis teşkilatı, istihbarat örgütü vardır.
Yargı bağımsızlığı yoktur.
Üniversiteler özgür değildir. Muhalefet partilerinin örgütlenmesine ve güçlenmesine izin verilmemektedir.
Sesini yükselten hapse atılmakta, sürgüne gönderilmektedir.
Halk bir yere kadar dayanmış, sabretmiş ve en küçük bir kıvılcım halkı isyan ettirmeye yetmiştir.
Bu olanlardan başta Arap ülkeleri olmak üzere tüm dünya ülkeleri ders çıkarmalıdır.
Hiçbir hükümet ve parti mevcut gücüne veya parlamentodaki sayısına güvenerek muhalefeti susturmaya çalışmamalı, temel hak ve özgürlükleri kısıtlamaya kalkmamalı, düşünce ve örgütlenme özgürlüğünden korkmamalıdır.
Güçler ayrılığı diye bilinen ve demokrasinin sigortası olan Yasama, Yürütme ve Yargı üçgenini dengeli ve birbirini denetleyecek şekilde işletmelidir. Yürütme erki yargıyı ayak bağı gibi görmemeli, onun toplum adına yaptığı denetimden yararlanmalıdır.
Unutmayalım ki Hitler Almanya’sında bir anayasa mahkemesi olsa dünya Faşist Hitler yüzünden bu kadar büyük acılar çekmeyecekti.
Zalimlere ve onların Zulmüne karşı direnme hakkı insan hakları evrensel bildirgesine geçmiş evrensel ve kutsal bir haktır. İnsanları bu hakkı kullanmaya kimse zorlamamalıdır. 02.02.2011


2 Şubat 2011  21:49:34 - Okuma: (382)  Yazdır




Haftanın Hit Haberleri

İstatistik