Yazı

Konçe II
Konçe II 

Asil S. Tunçer

Küçük Konya

Türklerin kurdukları kent isimlerini tesadüfen kendi dillerindeki benzer kelimelerle benzeştiren ve buna dayanarak bu isimlerinin kökenlerini kendilerine mal eden Makedonlar tek Konyiçe köyünün adını Konçe olarak değiştirmediler; bu politikadan başka yerleşimler de payını aldılar. Üsküp’e bağlı Gürelerli de ilkin ‘Konyalı’ olan isimlerinin Makedonlarca “at satıcısı” anlamına gelen “Konyari”ye dönüştürülmesiyle kendi isimlerinden vazgeçtiler. 
 
İsa Bey, Gazi Süleyman Paşa ile birlikte Rumeli fütuhatına iştirak etmiş ve daha sonra o taraftaki akınların birisinde Radoviş civarında şehit düşmüştür. İsa Bey ile oğlu Gazi Evrenos Bey’i Karesi Beyliği ümerasından iken o havalinin kısmen Orhan Gazi tarafından fethedilmesi üzerine Osmanlı Devleti hizmetine girmişlerdir.
 
Murat Hüdavendigar’ın başkomutanı Gazi Evrenos’un babası akıncı İsa Bey’in mezarı, Radoviş’e bağlı Dedino ve Konçe köyleri arasında bulunur. Yoldan gelip geçerken söz konusu türbe rahatlıkla görülmektedir. Radoviş’in Ağlardağ Yörüklerinin Saruhan Türklerinden, Konçeli Yörüklerinin ise Karamanoğulları Türklerinden olduklarını biliyoruz. Benim eşim ve sülalesi de aynı köyden ve doğal olarak soyağacı Karamanoğulları’na uzanmakta. 
 
Konçe zamanında önemli bir yerleşim olduğundan nüfusça bugüne nazaran daha kalabalıktı. Küçük bir köy olmasına rağmen Makedonya’nın her yerinde tanınır; aşağı yukarı her birkaç Makedon’dan biri tarafından ya ziyaret edilmiştir ya da bir tanıdığı vardır. Bunu bizzat kendim gözlemledim.
 
Makedonya’nın Türklerle tanışması daha 4-5.yy.da Hun akınlarına değin uzanır. Sırasıyla Avarlar, Bulgarlar, Tatarlar, Kıpçaklar, Peçenekler ve Uzlar 10 asır boyunca buraları iskân etmişler ve bugünkü Orta Asya ve Anadolu Türk kültürünü bölgeye taşımışlardır. 1292 yılından itibaren, Makedonya’nın bazı bölgelerine merkez topraklardan göçlerle Türkler bu topraklara yerleşmeyi sürdürmüşlerdir. Makedonya’nın Üsküp (Skopje), Manastır (Bitola), Kalkandelen (Tetovo), Kumanova (Kumonovo), Ohri(d), Ustrumca (Strumitsa), Struga, İştip (Ştip), Gostivar, Kırçova (Kiçevo), Köprülü (Veles), Debre (Debar), Radoviş ve Valandova bölgelerinde yoğunlukta yaşarlar.
 
Bilhassa başkent Üsküp’te Türkler belli başlı bölgelere toplanmışlardır. Misal; Yahya Paşa Mahallesi, Türk Çarşısı çevresi ve Soğuk Çeşme Mahallesi gibi… Osmanlı’nın son dönem yaşadığı savaşlardan yenik çıkması daha Türkçesi emperyalizmin oyunları sayesinde küçülmesi sonucu buralarda yaşayan Türkler başta mevcut statükolarını korumuşlar ama zamanla meydana gelen gelişmeler ve yapılanmalar süresince de varlıklarını sürdürerek günümüze değin sosyal ve kültürel kimliklerini korumayı büyük ölçüde başarmışlardır. Arnavutların yoğun yaşadığı bazı yerlerde nüfus sayımlarından Arnavut görünmeleri veya özellikle başkent Üsküp’te yaşayan Çingenelerin kayıtlarda Türk geçmesi gibi olumsuzlukları hariç tutarsak…
 
Osmanlı döneminde; Selanik, Üsküp, Manastır, Serez, Köprülü, Kalkandelen, Gostivar gibi şehir ve kasabalardaki nüfusun büyük bir çoğunluğunu Türkler oluşturuyordu. Ancak Türk hâkimiyetinden sonraki dönemde çeşitli sebeplerle bölgedeki nüfusun azaldığı görülür.
 
Makedonya’da aynı ülkemizde de olduğu gibi ekonomik olarak doğu ve batı farkı vardır. Batı Makedonya’da yaşayanlar gelir seviyesi, sosyo-kültürel yaşam olanakları bakımdan Doğu Makedonya’ya göre daha çok şanslıdırlar. Yalnız bu durum Doğu Makedonya’da yaşayan Türkleri daha değişmemiş, Osmanlı’dan miras kalan kültürlerini korumuş yapmıştır. Bu yüzden Batı Makedonya, Makedonya’nın daha batı yüzü; Doğu Makedonya ise daha doğu yüzüdür. Çünkü Batı Makedonya’da yaşayan Arnavutlar zamanında yurtdışına çalışmaya gitmiş, çoğu kazandıkları parayı memleketlerine göndermiş, yatırım yapmış dolayısıyla da zaman içinde Batı Makedonya’nın daha Avrupai karakter kazanmasına yardımcı olmuşlardır. Batı kentlerinin turistik değerleri ve sağladıkları artı kazanç bu gelişmişlik düzeyinde diğer önemli etkendir.
 
Diğer bir husus Batı Makedonya’da yaşayan Türkler örneğin Kalkandelen’de daha çok Arnavutlaşırken, Doğu Makedonya’da yaşayan Türkler faraza Konçe’de Makedonları etkilemiş, dil ve bazı gelenekler açısından Türkleştirmiş daha doğrusu Türk kültürüne alıştırmışlardır. Makedonlara karışmamış, kendi kültürlerini korumuş ama aynı zamanda etkilemişlerdir. Bu özellik bugün Makedon diline de yerleşmiş Türkçe sözcüklerde kendini hissettirmektedir. Burada yaşayan Türklerin ağzında ve aynı zamanda Makedoncaya da girmiş Türkçe sözcüklerden saptayabildiklerim:
 
Adet (âdet); Afyon; Aga (ağa); Alal (helal); Amam (hamam); Aram (haram); Aramiya (harami=hırsız); Arman (harman); Asfalt; Askıya (askı); Avliya (avlu); Ayde (haydi).
Baca; Badem; Baklava; Bala (balya); Bardak; Baş (ana, büyük, ön); Başıbozuk; Beg (bey); Belki; Berber; Beton; Bezbelli (besbelli); Boza; Bozaciya (bozacı); Buçkiya (bıçkı); Bulbul (bülbül); Bulgur; Bunar (pınar); Burek (börek).
Cam; Canam (canım); Cenem (cehennem); Gezve (cezve); Cin; Cümüş (Cümbüş); Çador (çadır).
Çalgi (çalgı); Çanak; Çardak; Çarşaf; Çatlak (deli ‘argo’); Çay; Çayciya (çaycı); Çayir (Çayır); Çelik; Çeşme; Çeta (çete); Çırak; Çit; Çiviya (çivi); Çorap; Çorba; Çubuk.
Derviş; Dolap; Dolma; Domati (domates, Türkler ‘frenka’ diyorlar); Duduk (düdük); Dugme (düğme); Duka (cukka); Duman.
Ekler; Ekser-enseri (çivi); Em em de (hem hem de).
Fabrika; Fal; Fanila; Fasul (fasülye, Türkler ‘bop’ der); Fener; Filcan (fincan); Fustan (fistan).
Gerdan; Guyum (güğüm); Gulten (gülten); Guma (araba lastiği).
İnat.
Kadiya (kadı); Kafez (kafes); Kaffeciya (kahveci); Kafiç (kâffe); Kalabalak (kalabalık); Kaldırma (kaldırım); Kama; Kapan; Kasap; Kasatura; Kaşika (kaşık); Kaval; Kavçuk (kauçuk); Kavga; Kaysıya (kayısı); Kazık; Kebab/p (kebap); Kenef; Kılıf; Kırma (kırık buğday); Kısmet; Kıtık (katık); Kilit; Komesar (komiser); Kompir (patates); Komşiya (komşu); Kopuk (argo: parasız); Korkaç (korkak); Kosa; Kosaçka (biçerdöğer); Koşe (köşe); Koz (ceviz; Türkler 'koz', Makedonlar 'ceviz' sözcüklerini daha çok kullanıyorlar); Kötek (dayak); Kulunk (künk); Kundura; Kupriya (köprü); Kupus (kapuska); kurşum (kurşun); Kuyumciya (kuyumcu);
Lampa (lamba); Lastika (lastik); Leblebiya (leblebi); Limonada (limonata); Lokumi (lokum); Lule (lüle).
Maalo (mahalle); Macun (pekmez); Makarona (makarna); Makas; Masa; Matarka (matara); Maymun; Megdan (meydan); Mendilka (mendil); Menteşa (menteşe); Merdiven (merdiven); Muabet (muhabbet); Muşteriya (müşteri); müjde.
Naylon; Nemtur (suratsız).
Oca (hoca).
Palto; Pantolon; Papagan (papağan); Papuç (Pabuç); Para; Parçe (parça); Parket (Parke); Pastırma; Pazar; Pelivan (Pehlivan); Perde; biber; Pilav; Podrum (bodrum); Prangi (pranga); Pras (pırasa); Pulug (pulluk).
Raketa (poket); Rakiya (rakı); Reçel; Reza (reze-tırkı).
Saat; Saban; Sabayle (sabah, sabahleyin); Saç (pişirme aracı); Saçak; Saksiya (saksı): Sal (nehir üstü taşıma aracı); Sal (sadece); Sarma; Sigara; Sofra; Sokak; Sucuk; Sunger (sünger); Sütliyaş (Sütlaç).
Şeker; Şeytan; Şifre; Şira (şıra); Şukur (şükür); Taban; Talaş (talaş); Tanbura (tanbur); Tarasa (teras); Tatlı (tatliya); Tava; Tavan; Tekiya (tekke); Temel; Tencere, Tepe; Tepsiya (tepsi); Top (top=silah); Topka (top); Torpozan (trabzan); Trampa; Çimento; Tulumba; Turup (tomruk); Tütün; Turbe (türbe); Yastık; Yelkovan; Yogurt (koyu ayran); Yorgan; Yuruk (yörük).
Zagar (zağar); Zanaet (zanaat); Zembelek (zemberek); Zerdal (zerdali); Ziyan; Zurna.
 
Osmanlı’nın Balkanlara yayılması ve yerleşmesi hakkında daha ayrıntılı bilgiyi İsmail Hakkı Uzunçarşılı'nın, ‘Büyük Osmanlı Tarihi’ ve Mehmet Fuad Köprülü'nün, ‘Osmanlı İmparatorluğu’nun Kuruluşu’ adlı eserlerinde bulabilirsiniz.
 
…sürecek…

30 Ocak 2011  23:35:02 - Okuma: (703)  Yazdır




İstatistik