Yazı

Konçe
Konçe 

Asil S. Tunçer

Konyiçe

Kon(yi)çe, Doğu Makedonya’da yaklaşık 1.000 kişinin yaşadığı küçük bir köy. İlk kurulduğunda ismi Konyeçe veya Konyiçe yani ‘Küçük Konya’dır. Zamanla bu isim Makedonlar tarafından Makedoncada “iplik, kısa ip” anlamına gelen ‘Konçe’ye benzerliğiyle bugünkü şekliyle yani Konçe diye söylenmeye başlanmış. Makedoncada bu kelimeye yakın diğer bir sözcük “Konjçe”dir ve ‘Konyçe’ şeklinde çevrilir. O da “tay” anlamına gelir.
 
Makedoncada ‘j’, “y”dir. Bu yüzden zaten hanımın adını Makedonlar “Rukije” şeklinde yazıyorlar. Her neyse biz gelelim bugünkü Konçe’nin asıl olması gereken adıyla Konyiçe (Konjiçe)’nin Osmanlı döneminde nasıl yerleşim olduğuna.
 
1402’teki Ankara Savaşı sonrası gelişen bunalım yani Fetret Devri'nde, Makedonya'da alınan bazı yerler kaybedildi. Anadolu’da otoriteyi sağlayan Çelebi Mehmet döneminde bu yerler tekrar geri alındı. Balkanların tamamen Türk egemenliğine girmesi ise 1448'e yani Haçlı Ordusu'na karşı kazanılan II. Kosova Savaşı sonrasına denk düşer. Haliyle yeni fethedilen topraklara göçürme merkezi topraklarda egemenlik altına alınan beyliklerden yapılacaktı; bunda bilhassa Karamanoğlu Beyliği yani Konya ve civarı temel alınmıştı. 
 
Sultan II. Murat ve Fatih dönemindeki Karamanoğlu Beyliği’ni tasfiye sürecinde Konya-Karaman (Larende) civarından göç ettirilen Türklerin yerleştirildikleri bu köyün çevresiyle beraber konumuna bakıldığında bugün pek anlaşılamasa da Kon(yi)çe o gün için çok stratejik bir noktaydı ki Osmanlı’nın seyri sefer güzergâhlarından birinin üstünde yer alıyordu. Buraya yerleştirilen Karamanoğlu Türkleri Osmanlı ordularının Balkan içlerine yapılacak seferlerde lojistik destek sağlayacak nüfusu oluşturmaktaydılar. Yani ‘bir taşla iki kuş’: Hem Balkanları Türkleştirmede hem de ileriki seferlere altyapı hazırlamada Kon(yi)çe, askeri ve mühimmat sevkiyatının yapıldığı bir yerleşme ama barışta da ticaret yol ağı üzerinde bir konak ve yerleşme pozisyonundaydı.   
 
Bir başka husus ise buraya göç ettirilen insanların kesin iskân siyaseti çerçevesinde memleketlerinden alınıp buraya getirilmeleri. Yani Kon(yi)çeliler buraya göçerlerden bir daha geri dönmemek üzere topraklarından koparılmışlardı. Bu yüzdendir ki Balkan Savaşları sonrası kaybedilen Balkan topraklarında bu insanlar kalıcı unsur olarak varlıklarını sürdüre geldiler.
 
Bu haliyle “kon” konaklanan yer anlamına gelebileceği ihtimali üzerinde de durularak tekrar etmek gerekirse “tay” anlamıyla hiçbir alakası olmayan köyün adı Makedon dilindeki “tay” yani konçeye benzerliğinden ötürü bugün bu şekilde anılmaktadır. Oysa Konçe, yukarıda da bahsettiğimiz gibi “Konyiçe” yani “küçük Konya”dan değişikliğe uğramış bir isimdir. Adının asıl anlamına bir kez daha baktıktan sonra bugünkü Konçe’nin kaçıncı yerleşim ve nasıl bir köy olduğuna gelelim.  
 
Tahminime göre bugünün Konçe’si üçüncü yerleşim olmalıdır ama kesinlikle ilk yerleşim değildir. Önceki yerleşim Pırşova denilen yerde adı bugün bilinmeyen ama tahminen Helenistik olma ihtimali yüksek bir ilk yerleşke ve sonrasında Gırmenıtsa (Yokuşbaşı) denilen ve Roma dönemi yerleşimi mevcuttur. Daha kesin bilgi için söz konusu yerlerde kazı yapılmalıdır. Bu yerleşimlerin kolera gibi salgın hastalıklar neticesinde terkedildiği sanılmaktadır. Kurtulabilenler bugün de hala iskân Gabreş köyünü kurmuşlardır.
 
Bu bahsettiğim yerleri ve mevkileri uzaktan da olsa görmek için Konçe köyünden yukarı doğru, köyün arka tarafındaki Gumlense’den (H)asançe’ye doğru bir dağ yürüyüşü yapmak lazımdır. Bunun için ben, hanımın köyü Konçe’ye geçen sefer gittiğimde köydeki sporcu gençlerden Muste ile Ramiz’in küçük oğlu Rakip’in kardeşi Akın’ı da yanıma alarak tırmanışa geçtim. Önce Tumba Çeşmesi’nden güzelce bir su içtik ve yanımızdaki küçük şişeleri doldurduk çünkü Soğuk Çeşme’ye kadar bu güzellikte başka bir su bulmak zor. Tadı aynen bizim Erikli su gibi. Hatta daha iyi diyebilirim.
 
Sağ tarafımıza Breske Orman Alanı’nı bırakarak yukarıya doğru ivme kazanmaya başladık. Sol tarafımızda Devizyalıların işlettiği (eski) Değirmen ve yazın gençlerin altında yıkandıkları Pırıslar Su dedikleri şelalecik. Gumlense çıplak kısmı itibariyle takriben 100 metreyi geçmez bir yükselti ama manzara muhteşem. Paprali Tarla, zamanında patates yetiştirilen ve afyon ekilen bir yer. (H)asançe’den düz devam ederek Seltse’ye geliyoruz. Nefes almak ve dinlenmek için Sikoarmen ideal yer. Bizimkiler burada güreş tutuyorlar. Konçeli gençler folklor ve spor aktivitelerinde çok iyiler. Bu ufak düzlük onların müsabaka öncesi idman yeriymiş.
 
Aşağı ve Yukarı Lipovik köylerinin resimlerini çektikten sonra arka tarafa doğru yürüyünce Karadağ ve Pocar Radar İstasyonu’nu gözüküyor. Kuzeye döndüğümde Konçe’den Radoviş’e giden yol Sımırdeş Dağı’nın arkasında kayboluyor. Anlamı “kokuşmuş” demek olan bu dağ, Osmanlı’ya karşı ayaklanan Makedon isyancıların bertaraf edildikleri ve cesetlerinin yaz sıcağında kokmaları nedeniyle bu ismi almış. Yol dosdoğru takip edilirse karşınıza ilk Dedino köyü çıkar.
 
Beri tarafa doğru Baroların ve İsaların (Eskiden Dabarların) Değirmenleri ve sol tarafta Vadeni Gölü; uzaktan tek bir göl gibi gözükse de aslında yan yana iki gölden ibaret bu doğa harikası sulama amaçlı kullanılıyor; yani zirai amaçlı yapay göller. Sağ üste doğru Rakitza ve solunda Gabreş. İşte bu köy koleradan kaçanların kurdukları köy. Alt kısımda tam solda asıl büyük baraj gölü Mantova. Negotino tarafından gelirken Lakavitza’ya indikten sonra Pilav Tepe’yi geçinceye kadar Mantova Gölü hep ayağınızın altında kalır. Her virajda her tepe aşımında sanki saklambaç oynar gibi bir görünür bir kaybolur. Gözleriniz yanına gelinceye kadar onu arar sobelemek için. 
 
Straişte muhteşem manzarayla sizi buluşturan bir sırt. Çok enfes bir doğa parçası olan bu bölgeden Doyran Gölü ve Yunanistan ufukta zar zor seçiliyor ama tüm görkemiyle Karadağ, daha ilerde Pocar ve Tudunez Geçidi’ni de unutmamak lazım. Burası da stratejik bir nokta. Osmanlı’nın askeri yolları ve geçitleri bu bölgede sıklaşıyor.  
 
İlerideki kuytuluk ise çok tarihi bir mekân olan Büyük ve Küçük Kula. Yalnız yamacın güney tarafından kuzey tarafına geçince fark ettik ki güneş öbür tarafta kaldığından hava kararmaya başlamış. Dağın kuzey yamaçları gölgelenmiş bile. Buradan Cami nerden baksan 45 dakika. Bu arada sırası gelmişken Konçe (eski) Camisinin resimlerini dağdaki ağaçlara kazımışlar köylüler. Bu arada köpekler ulumaya başladılar; önümüze domuz izleri çıkıyor. Yapacak bir şey yok; asıl görmek istediğimiz yere gitmekten vazgeçiyoruz.
 
Büyük Kula ve Küçük Kula, zamanında burada yer alıp da bugün çok az kalıntısı mevcut olan Konçe Kalesi diyebileceğimiz bir yapı. Burada kazı yapılsa Konçe asıl adıyla Konyiçe hakkında muazzam bilgiye ulaşılacağından eminim. Sırf bu amaçla bu dağ tırmanışı ve yürüyüşünü planladım ama zamanlamayı iyi yapamadım.
 
Üzülerek rotamızı Pişnidol’a çeviriyoruz. Bir gün önce Manastır’da soğukta çok dolandığımızdan olacak hafif nezleliyim ama Muste ve Akın’la yürürken muhabbetin sıcaklığından olsa gerek nezlem aklıma bile gelmedi. Ne zaman Kula ve Koneçki Dol’a gitmekten vazgeçiyoruz; ayaklarımın sızladığını ve takatimin kesildiğini hissediyorum.  
 
Soğuk Çeşme inişe geçmeden önceki en iyi su. Dağın altından çıkan eriyik karların beslediği bu sulardan elimde olsa bir tanker Türkiye’ye getirirdim ama zor. Sahiden buraya kur bir tesis ve bu suyu şişele sat; köşeyi dönersin. Pişnidol, Konçe’nin doğusunda yer alan çıplak bir sırt. Koneçki Dol bunun doğusu yani arkası. İnsanlar bahar aylarında buraya pikniğe geliyorlar.
 
Dereyi geçince köyün ağzına geldiniz demek. Burası Piçelevitza. Lezzetli erikler ki marmeladı çok güzel olur ve tadına doyulmaz elmalar buradaki bahçelerde, tarlalarda yetişiyor. Konçe'de çok sayıda çeşme var. Hemen hepsinin suyu güzel ama herkes başka başka çeşmenin suyunu beğeniyor. En sevilen sanırım Dükkân Çeşmesi (Zimskilerin ilerisindeki). Hanıma sorarsanız bu çeşme Konçe Labrandası.
 
Demem şu ki bir sonraki turumuzda bu sefer Tumba Çeşmesi değil, yola Edirlez (Hıdrellez) Çeşmesi’nden başlayacağız. Oradan doğruca Kulalar. Konçe Köyü sanıldığından da fazla tarihi önemi ve değeri olan bir yerleşim. Sadece keşfedilmeyi bekliyor…
 
        

…sürecek…



23 Ocak 2011  21:55:28 - Okuma: (713)  Yazdır




Haftanın Hit Haberleri

İstatistik