Yazı

Doğal Zenginliklerimize Sahip Çıkalım…
Doğal Zenginliklerimize Sahip Çıkalım… 

Yaşar Varış

14 Şubat 2011 günü Ödemiş nikâh salonunda bir toplantı yapıldı.

Konu,Birgi ve Bozdağ arasında kalan yörede altın aranmasına, bu işlemlerin getireceği doğa katliamına karşı koymak ve bu konuda alınacak önlemleri vatandaşlarla paylaşmak idi.
Toplantıyı “Küçük menderes Havzası Tarih ve doğa Katliamına hayır platformu” düzenlemiş.
Salon tamamen dolmuştu. Gelenlere oturacak yer bulmak için salonun önüne ve yan taraflarına iki sıra halinde sandalyeler kondu.
Ben ilk defa sosyal içerikli  bir toplantıya vatandaşlarımızın bu kadar yoğun ilgi gösterdiklerini gördüm. Çok sevindim. Platform üyelerini ve katılanları yürekten kutluyorum
Toplantıya vatandaşların yanı sıra, Celal Bayar üniversitesi öğretim üyesi Sayın Serdar VARDAR, Ege-Çep yürütme kurulu üyesi Kimya mühendisi sayın Ertuğrul BARKA, yine Kimya mühendisi sayın Erhan İÇÖZ,Birgi belediye başkanı sayın Cumhur ŞENER katıldılar ve birer konuşma yaptılar.
Açılış konuşmasını platform sözcüsü Ziraat yüksek mühendisi sayın Özkan AKGÜN yaptı.
Akgün yaptığı konuşmada, “platformun partiler üstü bir konumunun olduğunu, günlük siyaset yapmadıklarını, amaçlarının bölgenin yüzlerce yıllık kültürünü ve doğasını korumak olduğunu söyleyerek, Küçük menderes havzasında yetişen ürünleri, bunların ülke ekonomisine katkılarını rakamlarla açıkladı”.  
Daha sonra Celal Bayar üniversitesi öğretim üyesi sayın VARDAR söz alarak; “ bizler doğa ve kültürümüzle bir bütünüz, bunlarla varız. Bu bölgede altın aranması halinde doğamız büyük ölçüde tahrip olacak, altın aramada kullanılan siyanür toprağa,suya ve bitkilere geçecek bölgedeki eko-sistem tamamen yok olacaktır” dedi. 
Ege-çep yürütme kurulu başkanı sayın Barka da yaptığı konuşmada “on ton topraktan bir nişan yüzüğü kadar altın çıktığını, bunun için doğanın tahrip edilmesinin akıllı bir iş olmadığını, nitekim emperyalist batılı devletlerin kendi topraklarında olduğu halde orada altın aramadıklarını, geri kalmış ülkelerde bu aramaları yaptıklarını, altının ancak %15 inin tıpta,sanayide kullanıldığını,%85 inin takı olarak kullanıldığını, ama sömürgeci devletlerin altın karşılığında para bastıklarını, bu yolla kendileri refah içinde yaşarken geri kalmış,az gelişmiş ülkeleri yoksullaştırdıklarını,kanser hastası yaptıklarını” söyledi.
Ayrıca, Kaz dağlarında, Bergama da, Uşak Eşme de Turgutlu da yapılan aramalardan insanların ve doğanın çok zarar gördüğünü, Eşme de toplu ölümlerin başladığını belirtti.
Çanakkale üniversitesi, zıraat fakültesi dekanı Prof. Kenan Kaynaş’ın yaptığı araştırmaya göre Kaz dağlarında yapılan altın arama işinden sekiz yılda toplam 6 milyar dolar kazanç elde edilirken aynı bölgeden tarım ve hayvancılıktan yılda  7 milyar dolar kazanç sağlandığını, bu nedenle hükümetin çoğu yabancı olan kişilere altın arama ruhsatı vermesini eleştirdi.
Vatan, yer altı ve yerüstü zenginlikleri ile, insanıyla, kültürüyle, taşıyla, toprağı ile bir bütündür. Emperyalist devletler eskiden orduları ile ülkeleri işgal eder,o ülkenin tüm zenginliklerini kabaca, zorla alır götürürlerdi.
Son dönemde sömürgecilik şekil değiştirdi. Zorda kalmadıkça tankları ve topları ile işgal etmiyorlar. O ülkede kendilerine yakın buldukları hükümetlerle işbirliği yaparak, ikili anlaşmalarla, krediler vererek, özelleştirme adı altında o ülkenin gelir kaynaklarını satın alarak ülkeleri sömürüyorlar.
İnsanlar bu oyunları görüp,hep birlikte,örgütlü olarak karşı durmazlarsa sömürü devam eder.
Bu anlamda bu toplantıya katılımın ve desteğin büyük olması sevindirici idi. Peşini bırakmamak, çevremize ve doğal zenginliklerimize sahip çıkmamız lazım. 19.01.2011

20 Ocak 2011  18:45:39 - Okuma: (401)  Yazdır




Haftanın Hit Haberleri

İstatistik