Yazı

Küçük Balık Yoksa Büyük Balıkta Yok Demektir
Küçük Balık Yoksa Büyük Balıkta Yok Demektir 

Mutlu Köse

Son günlerde sıkça dile getirilen ve herkesin benzin fiyatlarının 4 liraya ulaştığı konusunda sitemde bulunduğu bir dönem geçiriyoruz.

Sitem ediyor muyuz evet… Peki neye sitem ettiğimizi tam olarak biliyor muyuz diye düşünerek bu konuyu biraz daha derinlemesine incelemek ve sizinle paylaşmak istedim.
         Ülkemizde Rafineri çıkış fiyatı ile satış fiyatı arasında ise 3-4 kata varan artışlar var. Benzinin ve motorinin rafineri çıkış fiyatları ile satış fiyatları karşılaştırıldığındaki aradaki fahiş fark gün yüzüne çıkıyor. 1 litre benzin rafineriden 0,93 kuruşa çıktıktan sonra yüzde 403 artışla 3,75 liraya satılıyor. Motorinde durum ise benzinden farklı değil.Bir litre motorin rafineriden 0,94 kuruşa çıkıyor yüzde 328 artışla 3,08 liradan satılıyor.Ki dün akşam saatlerinde akaryakıta gelen % 2,3 lük zam söz konusu fiyatlara dahil edilmemiştir.Dolayısı ile bir varil ham petrolün 150 Doları bulduğu 2008 yılı Temmuz ayında benzinin litresi 3,60 TL ye satılıyor iken şimdilerde uluslar arası piyasalarda 80-90 Dolarda işlem gören ham petrolün fiyatı neredeyse yarıya inmesine rağmen bu gün benzinin litresi 3,75 liraya satılıyor.3 yıl öncesi ile kıyaslandığında rafineri fiyatları daha düşük durumda ama pompa da ise tam tersi durum hakim.
 
Benzinin rafineri çıkış fiyatı 0,93 TL
Pompa fiyatı 3,75 TL
Fark yüzde 403

Motorinin rafineri çıkış fiyatı 0,94 TL
Pompa fiyatı 3,08 TL
Fark yüzde 328

Kırsal Motorin rafineri çıkış fiyatı 0,93 TL
Pompa fiyatı 2,97 TL
Fark yüzde 313 
 
Akaryakıt ürünlerinde vergilere bakıldığında ise sahip olduğumuz bir dünya rekoru karşımıza çıkıyor.Benzinde rafineri çıkış fiyatına uygulanan vergi oranı yüzde 266 iken motorinde bu oran yüzde 188.
Peki nedir bu verginin içeriği diye sorduğumuzda ve verginin alınış şeklini incelediğimizde verginin de vergisinin alındığını görerek yapılan işlemin aslında vergi kanunlarında bile yeri olmadığını ancak yıllardır uygulanmaya devam ettiğini ve hayatımızın her alanında kullandığımız akaryakıtı her alışımızda bizden,kazancımızdan bizlere hiç açıklanmadan paraların nasıl alınarak hazineye aktarıldığını görmenin üzüntüsü içerisindeyim.
Ki pek çoğumuz  akaryakıttan Özel Tüketim Vergisi ve Katma Değer Vergisi alındığını bilmekteyiz.Peki satın aldığımız her bir litre benzinin ÖTV sinden 1,5 kuruş ve bir litre mazotun ÖTV sinden ise 1 kuruş Kültür Vergisi alındığını ve bu uygulamanın 2008 yılı Temmuz ayından bu yana gerçekleştirildiğini biliyor muydunuz?
Peki nedir bu kültür vergisi diye baktığımızda 2008 yılında geçici bir düzenleme olarak 2010 yılında İstanbul’un Avrupa Kültür Başkenti olacak olması ve bunun için yapılacak hazırlıklara fon ayrılması için ilk düzenleme halinde iken sadece İstanbul’daki akaryakıt istasyonları için düzenlendiğini ve sonrasında tüm Türkiye geneline ÖTV ye uygulanan zam adı altında yayıldığını ve bu zammın söylenmeyerek sadece ÖTV alınıyormuş gibi gösterildiğini ve 2008 yılından bu yana toplamda yaklaşık Beş yüz milyon lira sadece ÖTV ye yapılan zamlardan toplandığını biliyor muydunuz?
 
 
Ayrıca 2011 yılına girmiş olmamıza ve 2010 İstanbul Kültür Başkenti projesinin 31/12/2010 tarihi itibari ile sona ermesine rağmen  sözde geçici olarak uygulanan ÖTV deki artışın hala devam ettiğini ve zamlandırılmış ÖTV nin de KDV si alınarak akaryakıttaki vergi oranlarının % 65 lere ulaştığını ve dolayısıyla araçlarımızın yada evlerimizin akaryakıt depolarına her 100 TL akaryakıt aldığımızda 65 TL sini vergi olarak ödediğimizi  biliyor muydunuz?
Peki bu durumda ne yapmalıyız diye düşünürken bir radyo kanalında Greenpeace’in denizlerdeki küçük balıkların avlanmasına ilişkin hazırladığı reklam ilişti kulağıma ve bu reklam metnin ne kadar da denizlerdeki küçük balıklarla ve bizlerle ilişkili olduğunu fark ederek sizlerle paylaşmak istedim.
Bu reklamda geçen birkaç slogan şöyle… “Küçük balıkları avlamayın…Küçük balık yoksa büyük balıkta yok…Balıklar yoksa denizde yok demektir….”Küçük balıkların avlanmasını durdurmak için “YEMEM” yazıp filan numaraya mesaj göndererek destek verin.
Aslına bakarsanız ne kadar da bizim içinde bulunduğumuz duruma uyuyor değil mi? Yani her 100 TL akaryakıt alımında 65 TL si verginin de vergisinin alınması yoluyla cebinden çıkan –küçük balıklar- yani nihai tüketiciler olarak her ne kadar akaryakıta zam yapılmıyor ve falanca senedir akaryakıtta vergi artışı yok dense de Özellikle akaryakıta dün akşam itibari ile yapılan % 2,3 lük zam sonrasında artık litre fiyatını 4 TL lerde göreceğimiz benzini de düşündüğümüzde bizler-nihai tüketiciler-yani küçük balıklar olarak her akaryakıt alımında bir kağıda “YEMEM” yazıp akaryakıt istasyonlarının dilek ve şikayet kutularına koysak mı ne dersiniz…Greenpeace reklamlarında da dediği gibi Küçük balık yoksa büyük balıkta yok…Balıklar yoksa denizde yok demektir….
 
Mutlu KÖSE


13 Ocak 2011  18:08:06 - Okuma: (4415)  Yazdır




İstatistik