Yazı

Türkiye Böyle Ucube Görmedi...!
Türkiye Böyle Ucube Görmedi...! 

Hüseyin Taşyakan

Başlığa bakıp, hayatım boyunca elime bir fırça alıp bir tuali şamardan geçirmediğim halde hadsizlik ederek bir sanatçının eseri hakkında zırvalayacağımı düşünmeyin.

Belki bir yerlerde makam sahibi olamadık ama Allah'a şükürler olsun ki ailemizden aldığımız terbiye nin gereği olarak haddimizi bilir, hakeden insanlara da saygıda kusur etmeyiz. Hem zaten eskilerin bir deyimi vardır. ''Söz biliyorsan söyle senden ibret alsınlar, bilmiyorsan konuşma seni de adam sansınlar''
 
         Hepinizce malum olduğu üzere UCUBE, şaşılacak kadar çirkin olan garip bir şey anlamına gelir. Her ne kadar Recep Tayyip Erdoğan bu ifadeyi, zerre kadar nasiplenmediği sanat deryasından bir eserle ilgili olarak kullanmış olsada (bu zaten o nun daimi bir alışkanlığıdır, hiç anlamadığı konularda  ahkam keserek emirler yağdırır. Padişahlık ruhu ile ali kıran baş kesen olma arzusunun yarattığı bir psikolojik durum olsa gerek ki; bu da bizi zerre kadar ilgilendirmez kendi kişisel problemidir.) benim burada Ucube ifadesini kullanma amacım AKP iktidarı ile özdeşleştirmekten ibarettir. Zira bırakın 8 yıllık iktidarlıklarını, son bir senede yaptıklarını görerek bile aklı selim olan herkes aynı kanıya varacaktır.''BU ÜLKE BÖYLE UCUBE GÖRMEDİ...!''
 
         Takiyecilikte insanlık tarihinin bile en meşhur palavracılarına rahmet okutacak kadar dediği başka, ettiği başka tavır çizen ve bu tavrından zerre kadar ödün vermeyen AKP iktidarının size sadece 2010 yılı içerisindeki marifetlerini sıralayacağım ancak sadece şu son günlerde olanlar bile AKP iktidarının asıl amacını gün gibi ortaya koymaktadır. Demokrasi, özgürlük ifadelerini ağızlarına pelezenk ederek refarandumda halkımızı kandırıp istediklerini elde ettikten sonra olanları görüp halen şak şakçılık eden varsa; kendi adıma o şakşakçıların onuru kendilerine kalmıştır da, akıllarından şüphe ederim. Daha suçunun ismi bile konulamamış, iddia edilen suçları işlemiş veya işlemeye meğil etmiş olmalarına dair tek bir ispat unsuru bulunamamış bir yığın aydın, gazeteci, asker v.s insan ceza evlerinde tutulurken; İnsanları tabiri caizse katleden, domuz bağı gibi insanlık dışı bir işkenceyle öldüren ortak özelliği HİZBULLAHÇILIK olan bir yığın canide salıverildi. (Burada atıfta bulunduğumuz yargının verdiği karar değil, yargıyı böyle bir karar almaya iten düzenlemeleri yapan AKP iktidarıdır.) Şimdi referandum öncesi yetmez ama evet diye bağıran aklı evvellerin vicdani durumları nedir diye meraktayım doğrusu? En azından acaba aynalar ile karşılaştıklarında, karşılarında duran görüntü için ne düşünür ve neler söylerler içlerinden? Öyle ya, kendi elleriyle verdikleri karar neticesinde suçsuz insanlar aylardan ve yıllardan beri şüpheli sıfatıyla içeride, Dünyanın en güzel dini islamiyeti ve Allah' ın adını kullanarak cinayet işlemiş yobazlar dişarıda. Ne diyelim, bu na sebep olanları da Allah' a havale etmekten başka bir şey gelmiyor elimizden.
 
         Yukarıda da ifade etmiştim, başımızda nasıl bir ucubenin olduğunu görmeye 8 yıllık iktidarlarına bakmaya gerek yok. Sadece 2010 yılında olanlar bile, bu ülkede halen derin bir uykuyla aymazlık içerisinde olanların tek bir saniyeyi helak etmeden silkelenmelerini, uyanmalarını gerektirir.
 
         2010 yılının ocak ayı içerisinde yaşanan Tekel işçileri dramı bu hükümetin ağızından düşürmediği işçilerle ilgili asıl psikolojisini de ortaya koymuştur. Zira AKP hükümeti işten çıkarmaya uğraştığı hakkını arayan onbinlerce tekel işçisini madur ettiği yetmezmiş gibi, o kar kış kıyamette Ankara' nın göbeğinde devletin polisine işçisini darp ettirmiştir. Kendisine yamanmış yanaşma takımının sürekli ürettiği akıl almaz senaryolarla Cumhuriyet tarihinde bir ilke imza atılarak, emekli paşalar hükümeti devirmeye yönelik eylemlerin içinde olması iddiasıyla Balyoz masalı altında gözaltına alınmıştır. Nisan ayı içerisinde peş peşe gelen şehit cenazelerinin ardından yine bir şehit cenazesinde bir bakan öfkeli bir vatandaş tarafından yumruklanmıştır ki; bizce bu nun baş müsebbibi ''Askerlik yan gelip yatma yeri değildir, öcalan için sayın ve Öcalan ın durumunu ifade ederken ölen şehitlerimiz için kelle ifadelerini kullanan'' başbakandır.Tarihler 17 Mayıs' ı gösterdiğinde ise Zonguldak'taki maden ocağı felaketinde ölen 30 işçimizin ardından Bakan Dinçer' in ''Çok güzel öldüler'' açıklaması da başımızdaki ucubenin ne büyük bir felaket ölçüsünde olduğunu göstermesi açısından emsalsiz bir örnektir. Dedik ya, takiyecilikte üzerlerine emsal ve örnek bulamadığımız AKP iktidarı emeklileri de yalan yanlış beyanlarıyla İntibak yasası masalıyla avutmuş ve onlara büyük bir hayal kırıklığı yaşatmıştır (Ama şimdi seçim yaklaşırken elma şekeri niyetine vereceği 3-5 kuruş rüşvetle emekliyi tekrar kandırmak isteyebilirler. Bu noktada da yine sandığa gidip AKP diyecek olan varsa, enayiliğine doymasın demekten başka bir söz gelmiyor aklıma). İktidara geldiklerinden bu yana Cumhuriyet rejiminin her kurumuyla kavgalı olan AKP iktidarı Ağustos ayında yapıla YAŞ' ta yine bir ilke imza atılmış, yanaşma medyanın salya sümük senaryoları ile  göya darbe şüphelisi diye gösterilen paşaların terfileri yapılmamış ve hatta komutanların istifa noktasına geleceği kadar Türkiye yay gibi gerilmiştir.'' Daha sonra AYİM' e başvuran paşaların talebi kabul edilerek terfileri yapılmıştır ki; Adaletin tecelli ettiği bu kararın ardından yine işbirlikçi yanaşma medyanın liboş takımı verilen bu hukuki kararı yerden yere vurmaktan geri kalmamıştır.''. Yine, RTE' nın dilinden düşürmediği halk sersefalet açlık, işsizlik ve intiharlara varacak kadar türlü sıkıntılar  içinde yaşam mücadelesi verirken; SÖZCÜ gazetesinin Erdoğan' ın milyon dolar değerinde villasının altın kaplamalı musluklarına kadar yayınladığı görüntilerin ardından Başbakan'ın ''benim değil oğlumun kiracısıyım'' açıklaması eminim ki özellikle, inanıp kendisine oy varmiş garip gurabanın vicdanını yaralamıştır. Ülkenin onca öncelikli sorunları varken sürekli ve  sadece 3-5 karışlık Türban üzerinden gündem yaratmaya çalışan AKP iktidarı sonunda amacına ulaşmış, türbanı üniversiteye kadar sokmuş ve hatta daha da ileriye giderek ilk öğretim okullarına dahi sokmaya yinelik ısrarları olacağını her söylemlerinde de ortaya koymuştur. Son olarak ta 2010 yılının son günlerinde sürekli devletin polisinden dayak yiyen üniversiteli gençlerimizi gördük. Ama, Çankaya köşküne altında Jaguar marka arabasıyla sözde gençlerin sorunlarını anlatmaya (!) giden seçilmiş öğrenciler değil, emekçi ve bu ülkede AKP iktidarının nasıl bir ucube olduğunu gören, bilen öğrenciler yemiştir dayağı.
 
         Yani hiç hafızanızı zorlayıp 8 yıllık süreçte ülkeyi hangi gerginliklere, uçurumlara ve çatışmalara soktuklarını hatırlamaya çalışmanıza gerek yok. Yukarıdaki paragrafta okuduğunuz üzere son bir yıl içinde yaptıkları bile, bu ülkede asıl ucubenin Türkiye Cumhuriyeti' nin başına musallat olmuş AKP iktidarı olduğunu gösterir ki; ki bundan kurtulmanın tek yolu 8 yıldır süregelen derin uykudan uyanmaktır...  


13 Ocak 2011  17:57:20 - Okuma: (499)  Yazdır




İstatistik