Yazı

Afanasyevo ve Andronovo Kültürü -III-
Afanasyevo ve Andronovo Kültürü -III- 

Asil S. Tunçer

Türklerin Anayurdu Bu tez üzerine ileri sürülen görüşler ışığında Türk Anayurdu’nun coğrafi sınırlarını tespit etmek çok da zor değildir...

Ancak araştırmalarda belirtilen ve arkeolojik bulguların yer aldığı daha belirli ve dar bir bölgeyi ana yurt olarak tespit etmek ve kabullenmek hem zor hem de sakıncalıdır çünkü dinamik ve hareketli bir kavim olan Türkler, en eski devirlerden itibaren geniş bir alana yayılmışlar ve kültürlerini buralara götürmüşlerdir.

Atı ehlileştirerek adeta onunla bütünleşen Türkler, konar-göçer yaşantılarını bozkır coğrafyasında hâkim kılmıştır. Bu sebeple daha geniş çerçevede düşünülecek olursa, Türklerin ana yurdu Orta Asya bozkırlarıdır, Orta Asya'nın sınırları doğuda Baykal gölünden Batıda Hazar ve Ural dağlarına; kuzeyde Sibirya bozkırlarından güneyde Tanrı dağları ve Gobi Çölü’ne uzanmaktadır. Bu coğrafyanın, bütün dünya tarafından kabul edilmiş siyasi adı ise Türkistan'dır. Türkistan'da konargöçer bozkır medeniyetinin Milat öncesi devirlere giden pek çok kültür çevresi yer alır.

Sovyetler Birliği’nden sonra bağımsızlıklarını kazanan Türkistan'daki Türk Cumhuriyetleri ve topluluklarına ait topraklarda yapılan incelemelerde çok ilginç bulgular elde edilmiş ve ileriki incelemeler Türklerin tarih sahnesine çıkışlarına dair yeni belge ve bulguları, elbette ki, gün yüzüne çıkaracaktır. Dolayısıyla Türk ana yurdunu Orta Asya'da dar bir bölgeye sıkıştırmak hem tarih ve kültür birliğini muhafaza etmek hem de ilmi gerçekler açısından doğru değildir. Nitekim aşağıda gösterilen Türk kültür çevrelerinin zenginliği de buna delalet eder.

Anayurtta Yer alan Kültür Çevreleri
Arkeolojik kazılar ve araştırmalar Orta Asya medeniyetinin M.Ö. V. bine kadar uzandığını göstermektedir. Batı Türkistan'da, bugünkü Aşkabat çevresinde yapılan kazılarda, M.Ö.V. bine ulaşan yerleşme merkezleri bulunmuştur. Anav kültürü olarak bilinen bu medeniyetin kimlere ait olduğu kesinlik kazanmamış ise de Türklerin bu bölgedeki varlıklarının ilk izlerini yansıtabileceği düşünülen ipuçlarını vermesi açısından Anav önemli bir merkezdir.

Proto-Türklere ait olduğu hemen hemen aşikar olan ilk kültür çevresi Altay-Sayan dağlarının kuzey batısında yer almaktadır. M.Ö. III. bin başlarına ait bu eski kültüre Afanasyevo kültürü denilmektedir. Bu kültürün en büyük özelliği Türk sosyal hayatının ilk örneğini yansıtmasıdır. Bu kültürde atın ehlileştirildiği ve koyun beslendiği görülmektedir. Ayrıca toprak kaplar, bakır ve tunçtan yapılmış çeşitli silah ve süs eşyaları da bulunmuştur.

Bu kültürün devamı olan Andronovo kültürü ise Altaylardan, Ural dağları-Aral gölü çevresine kadar yayılmıştır (M.Ö.1700–1200). Bu kültürde tunçtan ve altından eşya yapımının geliştiği bilinmektedir. Andronovo kültürü özelliklerini yansıtan diğer bir kültür ise Yenisey-İrtiş çevresinde yer alan Karasuk kültürüdür (M.Ö.1300–800). Tuva ve Abakan bozkırları ile Baykal gölü havzasında bulunan hayvan figürlü kaplar ve silâhlar bu kültürlerde benzerlik gösterir.

Karasuk kültürünün en büyük özelliği demirin işlenip, silah yapımında kullanıldığı ilk kültür olmasıdır. Bu kültür çevresinde insanlar keçe çadırlarda yaşayıp, tekerlekli arabalar kullanıyorlardı. Minusinsk ve Abakan bölgesinden Altaylara uzanan bölgede Tagar kültürü olarak bilinen ve M.Ö.700'e tarihlenen buluntularda demir işçiliğinin nadir örnekleri yer almaktaydı. Ayrıca M.Ö. III. yüzyıla ait, Orhun ve Selenga boylarına değin uzanan Pazırık kültürü, binlerce yıllık Türk kültürünün Hun çağına nasıl ulaştığını gösterir. Bütün bu buluntular Türk coğrafyasının tabiî sınırlarını tespit etmek açısından da büyük bir öneme sahiptir.

Orta Asya'daki Türk kültür çevrelerinde, kurganlarda bulunan bazı eşyalar, Türklerin çok eski zamanlardan beri konar göçer hayata has bir kültür geliştirdiklerini aşikar kılar. Av ve savaş aletleri, demir ve deriden çeşitli eşyalar ve at ile kurt ağırlıklı hayvan figürlü kaplar, bu yaşayışın temel hususiyetlerini bizlere gösterir. Nitekim Türklere ait menşe efsaneleri ve Ergenekon Destanı gibi mitolojik olaylarda da bu motifler ön plandadır. Dolayısıyla, maddi buluntular ve Türk mitolojisi, Türklerin tarih sahnesine çıktığı yer ve zaman hususunda tamamen uygunluk arz etmektedir.

Göçlerin Sebepleri
*Nüfus artışı ve toprakların yetersiz kalışı;
*Olumsuz iklim şartları (Kuraklık, şiddetli kışlar);
*Kendi aralarında ve diğer kavimlerle olan mücadeleler, salgın hastalıklar;
*Türklerin Cihan hâkimiyeti düşüncesi güneşin doğduğu yerden battığı yere kadar her yeri fethetme arzusu.

Göç Yönleri
* Kuzeye gidenler, Sibirya'ya;
* Doğuya gidenler, Çin ve Uzakdoğu ülkelerine;
* Güneye gidenler, Hindistan, Afganistan ve Çin'e;
* Batıya gidenler, iki yol izlememişler; Bir kısmı Hazar Denizi’nin kuzeyinden Karadeniz'in kuzeyine ve Avrupa'ya; diğer kısmı ise Hazar Denizi’nin güneyinden İran, Irak, Suriye, Mısır ve Anadolu'ya göç etmişlerdir.

Göçlerin Sonuçları
Orta Asya kültür ve medeniyeti dünyanın değişik bölgelerine taşınmıştır. Göç etmeyip, Orta Asya'da kalan Türkler, ilk Türk Devleti olan Asya Hun Devleti’ni kurmuşlardır. Göç eden Türk boyları gittikleri yerlerde yeni Türk Devletleri kurarlarken, oralardaki bazı devletleri de yıktılar.

Türk Adının Anlamı ve Kökeni
Ziya Gökalp'e göre; Töre kelimesinden gelir. Buna göre Türk demek üreli=Nizamlı, geleneklerine bağlı, demektir. Danimarkalı Bilgin Wambery’e göre ‘türemek’ten (Türük) gelir. Buna göre Türk “türemiş, türeyen, türer” anlamındadır. Kaşgarlı Mahmut'un "Divan-ı Lugait-i Türk" adlı eserinde Türk demek ‘olgunluk çağı’ demektir, diye bahsedilir. Genel olarak Türk demek, ‘üçlü kuvvetli’ manasında kabul edilir.

Türk ırkı tarihten önceki zamanlarda teşekkül ettiği için onu meydana getiren unsurları iyice bilmiyoruz. Yalnız bu ırk esas itibari ile brakisefaldir. Bir kısmı sarışın, açık renk gözlü ve de bir kısmı da kara saçlı, koyu renk gözlü olmakla beraber yüzün biçimi bakımından birbirine çok benzerler. Elmacık kemikleri biraz çekiktir. Türk ırkı uzun veya orta boylu insanlardan mürekkeptir. Dilleri göz önünde bulundurulmak şartıyla Moğollar ve Monçularla akrabadırlar. Hatta Macar-Fin-Estonlardan mürekkep olan “Ural” veya Fin-Oğur” zümresi ile de akrabalıkları muhtemeldir. O halde Türklerin mensup bulunduğu “Altay” veya “Turan” zümresi ile Ural zümresinin yakınlığı aşikârdır.

…sürecek…

Asil S. TUNÇER
Profesyonel Turist Rehberi


14 Aralık 2010  22:32:01 - Okuma: (592)  Yazdır




Haftanın Hit Haberleri

İstatistik