Yazı

İnsan Hakları ve Türkiye…
İnsan Hakları ve Türkiye… 

Yaşar Varış

İnsan hakları Evrensel beyannamesi diye anılan bildiri, Birleşmiş Milletler Genel kurulunda 10 Aralık 1948 tarihinde görüşülmüş ve 217 sayılı kararı ile kabul edilmiştir.

Bu tarihten beri 10 ARALIK günü bu bildiriyi kabul eden ülkelerce “insan hakları Günü” bu hafta da “İNSAN HAKLARI HAFTASI” olarak kutlanmaktadır.
Ülkemizde de bu hafta çeşitli etkinliklerle kutlanmıştır. Bazı İnsan haklarına duyarlı televizyonlar, radyolar ve gazeteler bu konuyu öne çıkarıp kamuoyunun dikkatine sunmuşlardır.
İnsanlık, bu gün sıradan gibi kabul ettiğimiz bazı hakları elde edinceye, bunları yönetici sınıflara kabul ettirinceye kadar çok acılar çekmiştir. Bu hakları almak için canlarından, mallarından, sevdiklerinden olan çok sayıda insan vardır.
Bu gün her ne kadar uygulamada tam görmesek de , yaslarımızda ırk, din, renk, dil, din ve siyasal görüş nedeniyle ayrımcılık yasaklanmış ise,
 Kanun önünde herkes eşit halkalara sahip ise, herkesin yaşama ve kişi özgürlüğü güvence altında ise,
Kulluk, kölelik kalkmış ise,  kötü muamele ve işkence, insanlık dışı muamele suç sayılıyorsa,
Kimse keyfi olarak yakalanmıyor ve tutuklanmıyor ise, Kimsenin özel yaşamına, ailesi, konutu, yâda haberleşmesi keyfi olarak karışılamaz deniyorsa, herkesin tek başına veya toplu olarak mülk edinme hakkı var ise, herkes düşünce ve vicdan özgürlüğüne sahip ise,
Herkes düşüncelerini özgürce söylüyorsa,  düşüncelerini dernek ve sendikalar vasıtası ile yayma hakkına sahip ise, herkes, sağlıklı bir ortamda yaşama, ve istediği kadar eğitim olanaklarından yararlanma ve kültürünü geliştirme hakkına sahip ise; biz bunu; bunun için savaşım veren ve bu uğurda canlarını yitiren yiğit insanlara borçluyuz.
Ancak günümüzde hala bazı yöneticiler insan haklarını özümsememiş görünüyorlar.
Bu konuda “haklardan ben yararlanırsam iyi, karşımdakiler yararlanırsa kötü” gibi bir çifte standart içindeler.
Bu anlayış dünyanın birçok ülkesinde olduğu dibi ülkemizde de ne yazık ki geçerlidir.
Anayasamızda haberleşme özgürlüğü yazılmasına karşın insanlarımızın yasa dışı olarak telefonları dinlenmektedir. Yetkililer bile birbiri ile konuşamaz hale gelmiştir.
Anayasamızda işkence ve kötü muamele, insan onuruna yakışmayan davranışlar yasaklanmış iken; bazı haklı isteklerini dile getirmek için Toplantı ve gösteri yürüyüş hakkını kullanan üniversite öğrencilerine, işçilere ve memurlara orantısız güç kullanarak suç işlenmektedir. İnsanlar bu halkalarını kullanamaz hale gelmektedirler.
Adil yargılama hakkı; yasalarımızda ve taraf olduğumuz uluslar arası yasalarda vatandaşlarımıza tanındığı halde, gazeteciler, öğretim üyeleri, askerler, sade vatandaşlar yıllardır hakim önüne bile çıkarılmadan tutuklu olarak cezaevlerinde tutulmaktadırlar. Bunların birçoğunun insan haklarını kutladığımız günlere denk gelmesi ülkemiz için ayrı bir talihsizlik olmuştur.
İnsan hakları, insanların doğuştan kazandıkları temel haklardır. İnsanların zorbalık ve baskılara karşı son meşru yol olan ayaklanmaya başvurmak zorunda kalmaması için bu haklar hukuk düzeyinde insanlara tanınmıştır.
Yöneticiler bu konuda gereken hassasiyeti göstermeli, yasalarla insanlara tanınan ve uzun savaşımlar sonucu elde edilen bu hakları kullanmalarına yardımcı olmalıdırlar.14.12.2010


14 Aralık 2010  18:16:02 - Okuma: (518)  Yazdır




Haftanın Hit Haberleri

İstatistik