Yazı

İçişleri Bakanına Kocaman Bir “Bravo”
İçişleri Bakanına Kocaman Bir “Bravo” 

Etem Kutsigil

Weakleas Belgeleri ve Hükümete ve İçişleri Bakanına Kocaman Bir “Bravo”

Günlerden beri konu çokluğundan seçim yapıp, yazı yazamıyordum. Ne yazık ki, gündemdeki son iki olay, karar vermemi kolaylaştırdı.
İlk konumuz “Wikileaks Belgeleri”
Konuyu duyunca aklıma ilk gelen, şey “ABD yine bir oyun peşinde” oldu.
Neden ABD oyunu?
Açıklanan ilk belgeler, özellikle az gelişmiş ülkelerde, iç siyasetle ilgili olarak nifak çıkarmak, uluslar arası ilişkilerde ise, ülkelerin dış ilişkilerini bozmayı, birbirilerine karşı güvenlerini sarsmayı amaçlamış olabilir. Bu ülkelerin çoğu da Ortadoğu Ülkeleri.
Neden bu kanıya vardım?
Bizde yaratılan imaja bakınca, ABD’nin son derecede güçlü bir devlet yapısı, güvenli istihbarat örgütleri var. Bu kanaat gerçekse, belgeler bile bile sızdırılmıştır.
Bu kanaatimde yanılmışsam, demek ki, ABD ‘nin devlet arşivi, güvenlik sistemleri dökülüyor.
Türkiye’yi ilgilendiren bölümlere gelince; “Her evde, muhalif gazete ve TV oturumlarında, siyaset aleminde sıkça kullanılan dedikodudan öte gitmeyen söylentiler” deyip geçmek lâzım.
Ne var ki, Kendisini ilgilendiren bölümlere Başbakanın alışılmış itiraz şekli, o kadar hakaretamiz ve abartılı ki, insanda “Acaba suçluluk telâşı mı?” diyesi geliyor. Ne var ki hukukumuza göre “Suç kanıtlanmadan kişi itham edilemez!”
Hükümetin yapacağı şeylerden birisi “yazılanları bir an için gerçekmiş gibi ciddiye alıp, gerekli araştırmaları yapması.”dır
Dileğimiz şu ki, araştırmalardan sonra gerçek dışı dedikodular olduğu ispatlansın, ilgililer ve insanımız da güvenlerini tazesinler.
İkincisiyse, Silivri’de suçunu bile öğrenemeden aylarca yatan aydınlarımızı da düşünüp,” topu “adalete” atmasın.
 
Gelelim ikinci konuya: 
Asayişi korumakla görevli polislerimiz, tabii ki toplum güvenliğini sağlamakla yükümlü bir kurumumuzun elemanlarıdır. Fakat 1960’tan beri görüyorum ki, bu görevlerini yaparlarken, azımsanmayacak bir kısmı, kontrolsüz ve adeta sokak serserileri gibi hareket ediyorlar. Bu davranışları ile saygınlıklarını, güvenilirliklerini ve haklılıklarını kaybettiklerinin farkında mıdırlar acaba?
Düşünmüyorlar mı ki, saçından tutup yerde sürükledikleri kızlar, acımasızca dövdükleri, böcek ilaçlaması yapar gibi biber gazı püskürttükleri genç insanlar;
* Gelecekteki doktorumuz, hukukçumuz, öğretmenimiz vs. olacak olan birer üniversite öğrencisidir. Bu şekilde engel olunmasaydılar belki bir basın açıklaması yapıp, geri döneceklerdi. Çünkü bu gençler sokak serserisi değil!
* Bu insanlar evlerine bir lokma ekmek için seslerini yükseltmek isteyen memurlar, işçilerdir. Sokak serserisi değil!
* Bunlar, bir meslektaşının çocuğu, kardeşi veya bir meslektaşının çok sevdiği yakın bir arkadaşı da olabilirler. Sokak serserisi değil!
Veeeeee düşmanları hiç değil!
* Bunlar izinli veya izinsiz gösteri yaparken kantarın topuzunu kaçırıp, cam çerçeve indiren sokak serserisi değil!
* Bunlar, siyasal miting yapacağım diye izin alıp, bağıra çağıra oraya buraya taş atıp, devlet düzenine açıkça kafa tutan, terörist posteri taşıyanlar değil. ( Laf aramızda polislerimizin, bu göstericilere zaman zaman daha müsamahayla baktıklarını, hatta çoğu zaman polisimizin adeta savunmada kaldığını görüyoruz.)
Ne yazık ki, İçişleri Bakanımız, Hükümet sözcümüz bana göre olaylara gerekli tepkiyi göstermiyorlar. Üzüldüklerini ifade etmekle yetiniyorlar.  Oysa ki bu kişiler, şu anda bu olayların meydan gelmemesini sağlamayla görevli kişilerdir. Çünkü polis olay çıkaran değil, olayları yatıştıran kurum olmalıdır. Bunları yapanların –diğerlerine de örnek olması için- şiddetle cezalandırmasıyla polis teşkilâtı saygınlık kazanabilir. Bu yapılmazsa…
İşte beni üzen asıl bu!
İç açıcı yazılarda görüşmek üzere…
Ömrüm yeterse…

7 Aralık 2010  00:18:03 - Okuma: (745)  Yazdır




Haftanın Hit Haberleri

İstatistik