Yazı

Evvel zaman içinde –II-
Evvel zaman içinde –II- 

Ümran Songun

Yaşım kadar unutulmuş rüyalarım var, ancak Eskişehir rüyadan öte. Unutulacak gibi değil. Gerçekle hayal arası bu düşte, eskimeyen bir şehir olmuş Eskişehir.

Günlük hayatta insanca bir yaşam kolaylığı seziyorsunuz orada. Eskişehir’ de oluşturulan her şeye halkın ulaşması kolay. Çünkü hemen her şeye cüzi fiyatlar konulmuş. Tek söz yerleşmiş iki dudak arasına: “Öğrenciye 50 kuruş, yetişkine 1 lira.” Müzeler ücretsiz. Opera ve tiyatro 1 lira. Aylar öncesinden alıyorsunuz tiyatro biletlerinizi. Halk, bilim ve sanata yakınlaşıyor böylece ve eğitimi görsel ve işitsel alıyorsunuz hissetmeden.
 
Sahip olunacak her şeyin bir ederi olmalıdır mutlaka. Bu düşünce ile ederini ödediğiniz her neyse sizin için değerlidir, ona sahip çıkarsınız. Fakat değerinden fazla ödeme yaptığınızı hissederseniz zarar verirsiniz o şeye. Bu iki ince ayrımı çok iyi yakalamış Eskişehir. Sahip olduğu hiç bir şeye zarar vermiyor ve onu koruyor. Mesela her yer tertemiz. Çöpler sulu, kuru, şişe, kâğıt vb. diye ayrılmış ve her biri için ayrı çöp kutuları konulmuş. Tabii ki tüm bunlardan etkilenip kıyamıyorsunuz siz de o tertemiz alanları kirletmeye. Her yerde alışılmışın dışında duyurular var. Anında dikkatinizi çekiyor. Hani parkta çimlerin üzerinde dikkat edilmesi gereken bir duyuru vardır. Beyaza boyanmış dikdörtgen bir levhaya “Çimlere Basmayın” yazarlar. Arttık yıllardır o duyuru ile öylesine bütünleşmişiz ki görmeyiz adeta. Eskişehir’ de farklı boyutlarda, farklı şekil ve renklerde levhalara, alışılmışın dışında duyurular yazılmış. Yapı itibarıyla dikkatinizi çeken duyurular, içerik olarakta sizi etkiliyor. Size verilen bir değer seziyorsunuz o duyurularda. Mesela parkta ve su kenarında “ Anne Babalar! Gözünüz Çocukların Üzerinde Olsun ” 
 
      Avrupa kentlerinde olduğu gibi işliyor trafik. Adımını yola attığı anda araçlar durup yol veriyor yayalara. Çın çın sesleriyle kuğu gibi süzülüyor sarı- beyaz tramvay. Ayrı bir renk katıyor Eskişehir’ e. Yollar trafiğe kapalı değil.  Araçlar, yayalar ve tramvay kendilerine ayrılan alanları çok iyi biliyorlar.  Ne mekânlar ne de araçlar kaldırımları işgal ediyor.  Tüm tarihi binalar restore edilip kafe, restoran,  küçük el sanatları ve hediyelik eşya satış noktaları olarak kullanıma açılmış. Hanlar, hamamlar,  hal binaları ve geçmişten günümüze ne kaldıysa halen aynı sıcak dokunuşlarıyla insanlara hizmet veriyor.  Geçmişi ve geleceği, Anadolu’yu ve Avrupa’yı, hayali ve gerçeği… Birlikte yaşıyorsunuz orada. 
 
Eviniz gibi süslenmiş Eskişehir. Her köşesinde ilginç heykeller, sizi alıp başka diyarlara götürüyor. Ya mitolojinin içinde buluyorsunuz kendinizi ya Osmanlı oluyorsunuz ya da banka oturmuş sohbet eden modern giyimli iki teyze heykeline sarılıp sizde katılıyorsunuz onların sohbetlerine. Operanın karşısındaki Kafe “Shakespeare” de kahvenizi zevkle yudumlarken  “Acıktım” da kahvaltı yapıyorsunuz. Harika tabakların içindekileri görmeden, etrafın dizaynını izliyorsunuz. Her mekânın tasarımı bir harika. “Anamaşı”ndaki  yemeklerin tadı ise annenizin yemeklerini aratmıyor. Kara kedi bile giremiyor aranıza “Karakedi Bozacısı”nda. “Zevkince”de zevkinize göre hediyelik eşya seçiyor, “Donma noktası”nda dondurmanızı yerken hayal ve gerçeğin mekân isimlerine de yansıdığını görüyorsunuz.
 
Düşle gerçeğin birlikteliğinde beynin hem sağ hem de sol yarı küresi birlikte işliyor Eskişehir’ de. Orada hayat buluyor her düş. İnsan beyninin sınır tanımaz ustalığı karşısında diyorsunuz ki: "İmkânsız diye bir şey yoktur. Her şeyi yapmak mümkündür.”  Yaratıcı olmak için bilim adamı olmanıza da gerek yok. Eskişehir' i görün, küçük ayrıntıları keşfedin yeter.
       
Sahip olduğumuz değerlere anlam kazandırmak ve onlara gerçekten sahip çıkmak, elimizdeki mevcut değerler ile çok kolaydır. Yani Eskişehir mümkün olmayanı mümkün kılabiliyor ve zor olanı başarabiliyorsa bu asıl bunları başaran insanların basit olmadığının göstergesidir. Çünkü insanlar basitse yaptıkları işlerde basittir.  
 
Bayramda büyük bir doluluk yaşayan Eskişehir, tüm Türkiye'yi kendine çekmeyi başarabilmiş bir Şehirdir. "Fark, farkı yaratmaktır." Büyükşehir Belediye Başkanı Prof. Dr. Yılmaz Büyükerşen' i yürekten kutluyorum.
 
(Ben, Eskişehir masalını yaşarken, anlık karelerle ölümsüzleştirdim her anımı. Sanırım sizlerde benim gibi  usta bir fotoğrafçı ile yapmalısınız gezilerinizi. Fotoğraflar için Serdal Bayraktar’a, bizlere rehberlik yapan arkadaşımız Erkan Çolak ve eşine çok teşekkür ederim.  Sevgilerimle…)


6 Aralık 2010  18:52:55 - Okuma: (1733)  Yazdır




İstatistik