Yazı

Wikileaks Bizi Kesmez
Wikileaks Bizi Kesmez 

İbrahim Becer

Bizim millet olarak tuhaf bir tabiatımız var. Şöyle ki, tüm dünyayı ilgilendiren bir çok meseleyi es geçebilirken, belli ülkeleri olağanüstü etkileyebilecek bazı olayları büyütebiliyoruz.

         “Hukukun üstünlüğü” ve “serbest piyasa ekonomisi” artık bir seçenek olmaktan öte bir zorunluluk halini almışken, bizdeki statükocu çevreler hala topu taca atmakla meşguller mesela. Tam tersi bir durumsa, wikileaks belgelerinde sözkonusu. İspanya için önemli olabilir; Başbakan, helikopter motoru ihalesi için ingiliz firması yerine Amerikan firmasından yana tavır almış. Ya da Almanya için; kabinede bir bakan köstebeklik yapmış. Sonra istifa etti gerçi de, bizi ilgilendiren bir tarafı yok.
         Wikileaks hakkında en doyurucu yazıyı radikal gazetesinden Erdal Güven kaleme almış: Bu cenahın mensupları, çıkışlarını 2008 yılında Kenya’da yargısız infaz sonucu öldürülen yüzlerce insan olduğunu ortaya çıkararak yapıyorlar. Sonra arkası geliyor ve silahlı bir ABD helikopterinin 12 sivili vurma anını yakalıyorlar. Ardından Afganistan’da ABD askerlerinin beş yıl boyunca tuttuğu günlükler sızdırılıyor ve gerisi çorap söküğü gibi geliyor.
         Bir merkezleri yok, kaç kişi oldukları bilinmiyor, bir örgüt şemasına dahi sahip değiller. Vitrinde tek bir kişi var, Avustralyalı bilgisayar korsanı Julian Assange. Hakkında rivayet çok; herşeyini bir sırt çantasında taşımasından tutun da, sürekli yer değiştirmesine kadar birçok efsaneye konu olmakta Hazret. Gerçek olan şu ki, aynı zamanda İnterpol tarafından da “taciz” suçuyla aranmakta.
         Hani beylik bir laf vardır; “ihanet ilgi çekse de, hain sevilmez” der, bu teşekkül oluşturulurken de bu atasözü düstur alınmış gibi geldi bana. Haber kaynakları genelde çalıştığı birimleri cezalandırmak isteyenlerden müteşekkil. Zaten bombayı da Bradly Manning adında 23 yaşında bir Amerikalı er patlatıyor. İstihbarat analisti olarak görev yapan Manning, 150 ülke diplomatından gelen yaklaşık 251 bin belgeyi okuyup incelemekle görevliydi. Manning şu anda virginia’daki bir deniz üssünde yargılanacağı günü bekliyor.
         Uzmanların görüşü, açıklanan belgeler buzdağının görünen kısmı. Asıl bombaların ileride çıkacağı belirtilmekle beraber ilk şokun çok büyük hasara yol açmadığı aşikar. Berlusconi’nin özel hayatının ifşaatı bırakın dünyayı İtalyanları bile ilgilendirmemiş. Güzel Ülkemizin nasibine de, Başbakan ve İsviçre Bankalarındaki sekiz ayrı hesap mevzusu düştü hepsi bu. O meseleyi de halletmek son derece kolay; Hukukçular daha iyi bilecektir, haddim olmayarak söyleyeyim: “ispat külfeti iddia sahibine aittir”. Yani, bir kuruma, kişiye suç isnat ettiğiniz zaman bunu ispat etmekle mükellefsinizdir. Aksi halde, en hafifinden “müfteri” sayılırsınız ki pek hoş bir tabir değildir.
         Tüm bu curcuna içinde benim ilgimi çeken tek karakter mekanizmayı harekete geçiren Julian Assange oldu. Adam kelimenin tam anlamıyla Trevanian’ın Nicolai Hel’i ve Jean Christophe Grange’in “ölü ruhlar ormanı” romanındaki jean Korova karakterlerinin dijital karışımı gibi. Trevanian 2005’de öldü ve vasiyeti gereği gizlice gömüldüğü için ondan bize hayır yok ama sadece Fransa’da 450 bin sadık okuru olan Grange için bulunmaz bir nimet Assange.
         En çok kripto gönderilen ülkelerden birinin Türkiye çıkması da ayrıca şaşırttı beni. Çünkü bu ülke son birkaç yıldır şok yaşamaya şerbetlendi de ondan. Nasıl ki bizde gizem öğeleriyle süslenmiş bir cinayet olayı pek yaşanmazsa, gizli belgelerin ortaya saçılmasına da gerek görülmez. Bizde herşey alenidir. Adam cinayet işler, oturur ve polisi bekler. Yetkili mercilerde olanlar da telefonda geyik yaparken internete düşer, sen de oturur dinlersin. Biz bu konuda bürokrasiyi sevmeyiz yani. O yüzden Amerikalı Diplomatlar boşuna mesai harcamışlar.
         Çünkü, biz Türklerin şok eşiği son yıllarda Dağlıca, Aktütün, Ergenekon, Balyoz falan derken çok yükseldi. Bu saatten sonra adrenalin salgılamamız için Tolkien’in gelip, bize el vermesi gerek. Çünkü biz “şok eşiği” konusunda çıtayı çok yukarılara taşımış bir milletin ahfadıyız.
         Wikileaks bizi kesmez...


5 Aralık 2010  23:32:21 - Okuma: (541)  Yazdır




İstatistik