Yazı

Bukalemunlar ve fareler...
Bukalemunlar ve fareler... 

Hüseyin Taşyakan

Başlığa bakarak bu yazıda bir doğa belgeseli okuyacağınızı zannetmeyin sevgili okurlar.

Yazımızın konusu bulunduğu yere göre renk değiştirme özelliği bulunan sürüngenler olmayacak yani. Kendi çıkarları için sürekli fikir değiştirme yeteneğine sahip olanlara atfen bir yazı olacak bu. Bukalemunların ardından gelen farelerin ise kimler olduğunu son paragrafımızda kısa ama net bir ifade ile belirteceğim.
 
    Meraklısı ve de ilgisi olanların yapacağı her hangi bir araştırma sonucunda, Türkiye Cumhuriyeti tarihinde, AKP iktidar dönemi kadar yalanın, dolanın ve de tutulmamak üzere bol kepçeden verilmiş sözlerin bulunduğu başka bir zaman sürecine asla rastlanmayacaktır. Daha iktidara gelmezlerinden önce genel başkanlarının dokunulmazlıkla ilgili ağzından çıkan sözleri bu ülkede yaşayan ve kendi çıkarları için yan değiştirip yandaşlık yapmayan, kendi refahı ve mutluluğu uğruna vatandaşın çektiği zulümlere seyirci kalmayan ve hatta sadece menfaati bozulmasın diye bu zulümlere yalakalık etmeyen herkes sesli olarak etrafına ifade etme cesaretini göstermektedir. Yani, acaba RTE nin gazabına uğrarmıyım korkusu olmayan her birey, AKP liderinin dokunulmazlıklarla ilgili verdiği sözü kendisine cesaretle ve her platformda hatırlatmaktadır. Ancak dün başka, bu gün başka konuşma yeteneğine sahip ender insanların bulunduğu AKP cenahından böyle bir sözün yerine getirilmesini beklemek te biraz saflık olur düşüncesindeyim.  Dokunulmazlık AKP' nin bukalemun politikalarının sadece ufak bir başlığı. Bu cenahtan gelen tutarsız ve sadece kendi çıkarlarını gözeten beyanlara son günlerde oldukça sık ve de insanı çileden çıkaracak boyutlarda şahit oluyoruz. 
 
    Geçtiğimiz günlerde açığa alınmış 3 generalin yürütmeyi durdurmaya yönelik AYİM e olan başvurusunun ardından Bülent ARINÇ, Askeri hakimlerin bu davada tarafsız olamayacağını ima ederek, mahkemenin generallerin isteği doğrultusunda karar verebileceği anlamına gelen ifadeler kullanıyordu. AYİM' in açılan davaya red kararının ardından ise fevkalade olumlu buluyorum açıklamasını yapıyordu. Yani mahkeme ola ki, yürütmeyi durdurma kararı verseydi Arınç' ın ağzından dökülecek  sözleri tahmin etmek hiç de  zor değil sanırım. Ziraa bu ülkede, hukuka olan saygılarının ancak kendi istedikleri gibi tecelli etmiş kararlarla sınırlı olduğunu, artık beşikteki bebekler bile biliyor neredeyse...
 
  Bir söz vardır, Allah'ın sopası yok diye. AKP' nin muhalifleri ne kadar uğraşsa da, sanırım başta RTE olmak üzere, AKP cenahının kendisi kadar bukalemun politikalarını ortaya çıkarmayı başaramazdı. Demokrasi, özgürlük ve adalet gibi kavramları sadece kendi menfaatlerinin  uyumluluğu ile kabullenen iktidar, geçtiğimiz günlerde patlayan WikiLeaks bombasının ardından kendi beyanlarıyla iki yüzlülükte sapır sapır dökülüyor. AKP genel başkanı, İsviçredeki bankalarda hesapları olduğu iddiasına yanıt verirken kullandığı, ''Olmayan şeyin belgesi mi olur?'' ifadesiyle ispat iddia makamına aittir anlamında bir kelam ediyor. Kaç yıldır Ergenekondu, Balyozdu, çekiçti şuydu buydu davalarıyla içerde tutulan insanlar için de neden aynı ifadeyi kullanmıyor olması da, Adalet kavramıyla igili başta kendisinin ve AKP nin anlayışını ortaya koymak açısından oldukça ibret vericidir. Hele ki, daha önce de böyle bir iddiada bulunan adam içerde yatıyor ifadesindeki tehditkar tavrıyla da eminim ki, bunlara inanıp oy vermiş bir çok vatandaşımızın kafasında, pişmanlık dolu şu soruya sebep olmuştur ''Yarabbi, biz bu ülkenin başına kimi musallat etmişiz?''. Oysa kendisinden istenen oldukça basit bir eylemdir ve bu yolu seçseydi, hukuk ve adalet konusunda, menfaatleri icabı ne kadar değişken bir anlayış sahibi olduklarını da itiraf etmek durumuna düşmeyecekti. Bir siyasetçi başbakanına iddiayla ilgili belge al gel demez, serzenişiyle de durumu kurtarmaya çalışmak nafiledir. Eğer bir ülkede, hakkında evrakta sahtecilik, görevi kötüye kullanma ve yolsuzluk iddialarıyla dolu yıllardır bekleyen suç dosyaları bulunduğu halde inatla, yargının karşısına çıkıp aklanma yolunu seçmeyen politikacılar varsa; Başbakan'da olsa, Cumhurbaşkanı' da olsa, hesabının olmadığına dair belgeyi al gel demek kadar normal bir durum yoktur. Hele ki sızdırılan bilgilerle ilgili olarak AKP' nin içeriye dönerek '' İspatlamayan şerefsizdir'' naraları atması da abesle iştigal den öte tam bir komedidir. Zira bu iddiaları ortaya atanlar Türkiye' deki muhalifleri değil; dostane ifadelerle omuzlarını sıvazlarken, aslında topraklarımız içerisinde besledikleri ihanet hançerini saplayacakları yer arayan Amerika' lı dostlarıdır. Bu konudaki en güzel yakıştırmayı da sanırım GÜNEŞ gazetesi yazarlarından Rıza ZELYURT yapmıştı. '' Eşeğini dövemeyen, palanını döver'' .
 
   Referandum öncesi hepinizce malum olduğu üzere, AKP lilerin ağzından demokrasi, özgürlük ve en dokunaklısı da ' Üstünlerin hukuku değil, hukukun üstünlüğü'' ifadelerini çok dinlediniz. İktidarın kimi zaman, ikna edici yalanları, kimi zaman da tehdide varan söylemleri ile kendi beklentilerinin dahi çok altında da olsa kabul edilen Anayasa pakedinin ardından olanları izliyorsunuzdur. Başta RTE ye olmak üzere, AKP ve politikalarını eleştirenlere ölçüsüzce saldırmalar, kendilerini protesto eden öğrencilerin polisin kontrolsüz güç kullanımıyla dayak yemesi v.b bir yığın olaylara her gün şahit oluyoruz. AKP li Hüseyin ÇELİK gençlerin protestoları ile ilgili olarak açıklama yaparken AKP' deki bukalemunluk marifetinin ne kadar ölçüsüz ve sınırsız olabileceğini de itiraf etmiş oluyor. Ziraa, kendilerinin protesto edilmesi için, '' Demokrasi, istenilen her yerde yada zamanda istediğiniz şeyi ifade etmek anlamına gelmez'' diyecek kadar demokrasiden uzaklaşabilen bu zihniyet; Türk bayrağının yanına PKK nın paçavrasını astırmak isteyenlere, cani bir katilin koskoca Türkiye Cumhuriyeti Devleti' ne muhatab edilme çabalarına ve hatta okullarda istiklal marşının okunması mecburiyetinin kaldırılmasıyla ilgili önerilere zerre kadar ses çıkarmamıştır. Yani, bu ülkenin bayrağına, toprağına, birlik ve bütünlüğüne saldıran beyanlarınız olursa demokrasi; ama iktidarın fikir ve icraatlarına eleştirel beyanlarınız ise suç. Böyle demokrasi düşman başına, biz bunları biliyorduk ta; referandumda bunlara evet diyenlerin aynada gördüklerinden utanıp utanmadığını da merak ediyorum doğrusu... 
 
    Bukalemunların kimler olduğunu ufak tefek örnekleriyle anlatmaya çalıştım. Söz verdiğim üzere kısa ama net bir cümle ile de fareler kimler o nu irdeleyelim. Seçime doğru yaklaştığımız şu dönemde, kendi beyan, telaş ve istem dışı itiraflarıyla tepe takla gitmekte olan AKP gemisini terkedecekleri hep beraber göreceğiz tabi. Ama emin olun, bu farelerin çoğu sonradan olma Tayyipçi ve AKP yalakaları olacaktır. Zira, yanaşma ve yalakaların en büyük marifeti sırtlarını iktidarlara dayamaktır.


5 Aralık 2010  18:08:58 - Okuma: (676)  Yazdır




Haftanın Hit Haberleri

İstatistik