Yazı

Afanasyevo ve Andronovo Kültürü -I-
Afanasyevo ve Andronovo Kültürü -I- 

Asil S. Tunçer

Batı’nın kendi köklerine yönelik son yıllarda yoğunlaşan araştırmaları ve özellikle Asya kıtasında sürdürüle gelen kazılar çok önemli sonuçlara ulaşmaya başladı.

Gündemi meşgul eden siyasi tartışma ve gelişmelerin gölgesinde kalıp pek dikkat çekmeyen bu çalışmalar bizleri yani Türkleri yakından ilgilendirmekte. Türklerin tarih sahnesine ilk çıkışlarına ilişkin akla takılan sorular yanıt bulmaya, bilinmez görünen çoğu yön günışığına çıkmaya başladı.
Bu noktada bilim adamları daha şimdiden nereneyse insanlığın atasının Türkler olduğunu ilan etmek üzereler. Bu çok erken ve şoven bir karar gibi gözükse de hiç gerçeklik payı da yok değil. Geçen hafta basında yer alan bir habere göre Almanya’da yayımlanan Kölner Express gazetesi “hepimiz biraz Türküz” başlığıyla ilginç bir habere yer verdi. Gazeteye göre Avrupa ülkelerinde yaşayan çiftçiler, Anadolu’dan göç etmişler. Büyük yankı uyandıran Anadolu Ajansı’nın (AA) Berlin kaynaklı haberinde, Almanya ve diğer bazı Avrupa ülkelerine M.Ö. 7000 yılında gelen çiftçilerin, Anadolu topraklarından geldiğinin bilimsel olarak ispatlandığı bildirildi.
Mainz Üniversitesi öğretim üyelerinden Antropolog Prof. Dr. Joachim Burger’in Taş Devri’nden kalan iskeletler üzerinde yaptığı araştırma sonucuna göre, o dönemin insanlarının Batı Anadolu’dan Avrupa’ya göç ettiğinin bilimsel olarak tespit edildiği bildirildi. Bölgeden o dönemde Avrupa’ya gelen insanların evcil hayvanları da beraberinde getirmiş ve yerleşik olan insanlarla çok az ilişki içinde bulunmuş olduğunu da ifade edilen araştırmada, Anadolu’dan Avrupa’ya göç edenler, kıtada yaşayanlarla kaynaşarak bugünkü nesillerin ataları olmuşlar. O halde biz de bu önemli konuyu çeşitli kaynaklardan derlediğimiz bilgiler ışığında ele almaya çalışalım ve faklı açıdan değerlendirelim.  
Anav Kültürü
Anav, Aşkabat’ın (Türkmenistan) yakınında bulunan küçük bir kent. Anav Kültürü, adını bu Anav kentinden alır. M.Ö. 4500 yıllarına uzanan kalıntılarda, hayvancılık, dokuma, seramik, madenden araçlar ve süs eşyaları yaptıkları anlaşılmıştır. Orta Asya'nın en eski kültürü, Anav Kültürü'dür. Anav'daki kalıntılarda, Türkmen dokumalarındaki işlemelerle benzeyen seramik parçaları ve süs eşyaları ilgi çekicidir. Anav insanları kerpiç evlerde oturup, tarım ve hayvancılıkla geçinmekteydiler; kumaş dokumayı, toprak ve bakır eşya yapmayı biliyorlardı. Koyun, keçi, sığır, deve, köpek gibi hayvanları da besliyorlardı.
Türklerin ataları ile ilgisi kesin biçimde ortaya konulamamışsa da bu bölgelerde yaşayan Türk sanatlarında eski Anav Kültürü'nün izlerinin görülmesi ilginçtir. Anav Kültürü, kimi Türk bilimciler tarafından Proto Türk kültürü ile ilişkili olarak kabul edilir. Anav kalıntılarında ele geçen yakılmış cesetlerin kafataslarının brakisefal olması da Anav'ın Proto Türklerle olan ilgisi bakımından dikkat çekicidir.
Afanasyevo Kültürü
Afanasyevo Kültürü, Altay-Sayan dağlarının kuzeybatısındaki bozkırlarda gelişmiştir. Afanasyevo Kültürü'nü yaratan insanlar avcı ve savaşçı bir topluluktu. At ve deve gibi hayvanları evcilleştirmişlerdi. Koyun besliyorlar, bakırı kullanmasını biliyorlardı. Altaylarda gelişen bu kültür, geniş bir bölgeyi etkileyerek Orta Asya Uygarlığı'nın temelini oluşturmuştur. Afanasyevo Kültürü, MÖ 2500 ile MÖ 1700 yılları arasında varlığını sürdürmüştür. Afanasyevo Kültürü, Türklerin en eski kültürüdür. Çakmak taşından ok uçları, kemik iğneler ve ilk bakır bizler, bıçaklar, bakır tellerden yapılmış küpeler, türlü biçimdeki süs eşyaları ile maden işleme araçları da ele geçirilmiştir.
Bu kültür, gerçekte Cilalı Taş Çağı'ndan Bakır-Taş Çağı'na geçişi temsil eder. Ayrıca Asya'da ilk at kalıntıları da Afanasyevo Kültürü ile onun bir gelişmesi ve devamı olan Andronovo Kültürü'nde görülmektedir. Afanasyevo-Andronovo kültür çevresi içinde yer alan Kapanda-Yüs bölgesinde, M.Ö. III. binin sonlarına ait mezarlardan, ağızlarında demir gem izleri taşıyan at iskeletleri bulunmuştur.
Andronovo Kültürü
Adını Yukarı Yenisey'deki Andronovo sitesinden alan Andronovo Kültürü, MÖ 1700–1200 yılları arasında Minusinsk ve Altaylardan Ural dağları ile Hazar denizinin kuzeydoğusuna değin yayılmış olup Afanasyevo Kültürü'nün daha gelişmiş biçimidir. Bu kültürde at, binek ve yük hayvanı olarak kullanılıyordu. Yeşim taşından süs eşyaları yapılıyor, bakırın üzeri altınla kaplanıyordu. Sofra, savaş ve süs araçları, hayvan figürlü kaplar dikkat çekici güzellikteydi. Bunlar tunçtan ve altından yapılmıştı. Bu kültür, daha sonraları Batı Türkistan ile Altay dolaylarına değin yayılmıştır.
Andronovo Kültür sahası Altay-Sayan dağlarının güneybatı düzlükleri olup, Türk Bozkır Kültürü'nün geliştiği bölgedir. Afanasyevo Kültürü ile onun devamı olan Andronovo kültürünü yaratan insanlar, yani Proto Türkler Türklerin ilk ataları olarak kabul edilir. Proto Türkler, göçebe ve savaşçı bir kavimdi. Oluşturdukları sanatın kendine özgü nitelikleri vardı. Özellikle, Hayvan Üslûbu adı verilen, stilize edilmiş hayvan figürlerini çeşitli eşyalar üzerine uygulamışlardı ve söz konusu hayvan figürleri gelişmiş bir sanatın varlığını kanıtlaması bakımından önem arz etmekteydi. 
Çıkan arkeolojik kalıntılardan anlaşıldığına göre, Andronovo Kültürü zamanında Altaylarda güçlü ve zengin bir toplum yaşamı vardı. Tunç ve altın eşyalar ilk kez bu kültürde görülmüştür. Andronovo insanları, at ve koyunun yanında deve ve sığır gibi hayvanları beslemeyi de biliyorlardı.
M.Ö. 1700 tarihinden başlayarak Orta Asya'da göçebe ve savaşçı bir kavime ilişkin kültür yavaş yavaş egemen olmağa başlar ve Andronovo (Türk) ırkı iki yüzyıl içinde Altaylar ile Tanrı dağlarını kaplar. Andronovo İnsanı diye adlandırılan bu ırk, Türk ırkının proto tipini teşkil eder. Brakisefal, beyaz ve savaşçı bir ırk olan Andronovo ırkının -Rus arkeologlarının son saptamalarına göre- özellikleri şöyle idi: Koyu renkli saç, buğday ten, brakisefal kafa, orta boy, değirmi yüz, mongoloid olmayan hafif çekiğimsi (badem) göz. Bu ırk, Taş Devri'nin ilk çağlarından beri Altay-Sayan dağlarının güneybatı bölgesinde, aşağı yukarı Minusinsk - Tuva - Abakan bozkırlarında yaşamakta idi.
Andronovo döneminde, Altaylarda güçlü ve zengin bir toplum yaşamı vardı. Bakır ve tunç yapıtların üzeri tümüyle ya da kısmen altın plakalarla kaplanıyordu. Altaylılar, sanat geleneklerinde oldukça muhafazakâr idiler. Nitekim bu çağdaki çanak çömlek biçimlerinde hala Afanasyevo çağının etkileri sürmekteydi; mezar gelenekleri de aynıydı. Altaylarda ırkların değişmemesi, bu muhafazakârlığa olanak tanımıştır.
Koyun, sığır ve at yetiştiriciliğinin sonraki Türk devirlerinde de olduğu gibi yaygın olduğu Andronovo Kültürü'nde mezarlar kurgan biçimindeydi. Bu kültürün taştan yapılmış kaşıkları, kemik iğneleri, tek parça kabzalı hançerleri ve baltaları, delikli ok uçları, inci ve küpe gibi süs eşyaları başlıca yapıtlarıydı. Sibirya'da altın eserlere de ilk kez bu zamanda rastlanmaktadır. Artık bu çağda at, sığır, koyun gibi evcil hayvanların yanında deve de yer almaktaydı. Bu dönemde at, binek ve yük hayvanı olması yanında, eti yenilen bir hayvan olarak da önem taşıyordu.
René Grousset, Orta Asya'nın en önemli sanat üslûbu olan Hayvan Üslûbu’nun, Minusinsk'te Tunç Çağı'nda doğmuş olabileceğini ve bu sanatın Hun Türklerince geliştirilmiş olduğunu söyler.
 
…sürecek…

29 Kasım 2010  00:44:06 - Okuma: (813)  Yazdır




İstatistik