Yazı

Tarihin Bize Öğretemediği Dersler
Tarihin Bize Öğretemediği Dersler 

Etem Kutsigil

Her ne kadar Mehmet Âkif:

“Geçmişten adam hisse kaparmış... Ne masal şey!
Beş bin senelik kıssa(*) yarım hisse mi verdi?
Tarihi tekerrür(**) diye tarif ediyorlar
Hiç ibret alınsaydı, tekerrür mü ederdi?.”
demişse de, gelişen son olaylar dolayısıyla tekrarlanmamalarını dileyerek, aşağıdaki örnekleri hatırlatıp tarih bilgimizi tazelemekte fayda olduğuna inanıyorum.
 
*1914-1918. Birinci Dünya Savaşı yılları. Osmanlı Devleti tarafsız konumda... Derken Almanlarla yapılan gizli bir anlaşmayla Breslav ve Göben (Midilli ve Yavuz) isimli iki savaş gemisi Çanakkale Boğazı’ndan giriyor. Biz gemileri mürettebatıyla teslim alıyoruz. (Satın almış oluyoruz) Bayrağımızı çekiyoruz.
Ve bir gün bu gemiler Karadeniz’e açılıp Almanlarla savaş halinde olan Rus Limanlarını bombalıyor. Anlaşılıyor ki, gemilerin sığınması, savaşa girmemiz için uygulanan bir taktiğin gereği imiş. 
Sonuçta Osmanlılar savaşa girmiş oluyor ve Almanların hatırı için, yüz binlerce şehit veriliyor, dünyalar kadar ülke toprağı gidiyor.
* 1940’lı yılların sonları… Komünist Rusya’nın saldırı ihtimaline karşı, ABD’nin önderliğinde NATO kuruluyor. NATO Kuzey Atlantik Savuna Paktı demek. Yunanistan girince biz de girmek istiyoruz. Hoş görünüp bizi de almaları için de, Kore’ye asker gönderiyoruz. Sonuç, hiç ilgimizin olmadığı bir savaşta yüzlerce şehit...
* Yıllarca sonra dostumuz ve müttefikimiz ABD’yi kırmamak için Türk topraklarında, askeri amaçlı üsler veriyoruz. İncirlik bunlardan birisi.
Bir gün SSCB’de ABD’ye ait bir U2 casus uçağı yakalanıyor. Pilot ifadesinde “İncirlik’ten kalktığını” söylüyor. Türk Hükümeti’nin haberi yok… Bu uçak atom bombası da taşıyabilir ve Türkiye kendisini bir atom savaşının ortasında bulabilirdi. 
* Yine bu yıllarda duyuldu ki, SSCB’den kalkan bazı gemiler Küba’ya “atom başlıklı” füze götürüyorlar. Boğazdan geçerken resimleri çekildi. ABD ile Sovyetler Birliği büyük bir gerilim yaşattı dünyaya. ABD, gemilerin daha çok ilerlememesini, ilerlerlerse batıracağını açıklayınca gemiler dönüyor ve kriz bitiyor.
* Yıllarca sonra anlaşıldı ki, Doğu Anadolu’da da Sovyetlere yönelik ABD’nin koyduğu nükleer başlıklı füzeler varmış. Ve Rusya demişmiş ki, “Sen Türkiye’den füzelerini çek, ben de Küba’dan çekeyim. ABD füzelerini çekince, kriz asıl ondan sonra bitmiş.
*Irak Savaşı’na girseydik, oradan da hâlâ şehit haberleri alıyor olacaktık.
…………………..
Bütün bu olayları bana hatırlatan, NATO içinde son günlerdeki FÜZE KALKANI projesi.
Bu füzeler nerede olacak? Türkiye’de.
Bu füzeler neden konacak? ABD ve AB ülkelerini Doğu’dan gelecek nükleer füze tehdidine karşı, bu ülkeleri koruma amacıyla konacak..
NATO ülkeleri hangileri? Birçoğu bizi AB’ye girmeye layık görmeyen ülkeler.
O ülkeler ki, Kömünizme karşı kendilerini korumamız için, bizi tampon ülke gibi gören, tehlike geçince de bizi kullanılmış kâğıt mendil gibi çöpe atan ülkeler…
Bu füzelerin işlevi nedir? Avrupa’ya atılacak füzeyi yolda yakalayıp, ona çarparak onu havada imha etmek.
İmha olan füzenin nükleer atıkları nereye düşecek? Muhtemelen Türkiye topraklarına.
Peki, bu füzelerin maliyetindeki payımızı, NATO ülkesi olarak ödeyecek miyiz? Evet. Yani felaketimizi satın alacağız.
İran’la bu derecede düşman olmamızı gerektiren bir siyasal sorunumuz var mı? Hayır.
………………….
Bu komuta zinciri içindeki yerimiz, risk ülkesi olarak belli mi? Hayır. “Komuta bizde olacak” dendi. Fakat kabul edilmedi. Cümle alem bunların İran için konacağını bildiği halde, sadece “İran ismini yazdırmadık” diye övünülüyor.
Bu korkuların sebebiyse, İran’ın atom bombası yapacağı endişesi. Peki, İsrail’de atom bombası var mı? Epeyce olduğu biliniyor.
Neden o halde diğer ülkelere serbest de, İslâm ülkesine yasak?
Kaldı ki, Saddam için de aynı gerekçe öne sürülmüştü. Fos çıktı. “Yanılmışız” dediler. İşin içinden çıktılar.
BU YANILMANIN BEDELİ BİR BUÇUK MİLYON ÖLMÜŞ İNSAN.
SAYISI BELLİ OLMAYAN İŞKENCE GÖRMÜŞ İNSAN VE IRZINA GEÇİLMİŞ BİNLERCE KADIN.
BU DA BATININ DEMOKRASİ GETİREME METODU.
Namık Kemal bir şiirinde şöyle der.
“Köpektir zevk alan sayyad ı bî insafa hizmetten.”
Yani “zalim avcıya hizmetten zevk alan, köpektir.
Biz bari maşa olmayalım bu çirkinliklere.
(*) Hikâye
(**) Tekrarlanan olay

25 Kasım 2010  13:34:55 - Okuma: (502)  Yazdır




Haftanın Hit Haberleri

İstatistik